ABD Askeri | Menbiç

Erdoğan’ın Kararlı Tutumu Orta Doğu’da Güç Dengesi Yeniden Şekillendiriyor

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından ABD, Suriye'den askerlerini çekeceğini açıkladı. Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yapmayı planladığı operasyon öncesi, ABD'nin Suriye'den çekilme kararı almasında Türkiye'nin operasyonunun etkisi nedir? Ortadoğu'da güç dengesi nasıl şekillenecek? SETA araştırmacısı Hüseyin Alptekin değerlendirdi.

Suriye’de terör örgütünü destekleyen ABD’nin; ‘nin Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon konusundaki kararlılığının ardından aldığı Suriye’den çekilme kararı nasıl yorumlanmalı, bu süreçten sonra bölgede güç dengesi nasıl şekillenecek? SETA araştırmacısı Hüseyin Alptekin, sabah.com.tr’ye değerlendirdi.

TRUMP’IN SURİYE’DEN ÇEKİLME KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

Trump’ın ABD başkanı olarak dış politikada ciddi bir manevra alanı var. İç siyasette ABD’nin yerleşmiş kurumsal yapısı Trump’ı sınırlasa da dış politikada karşılaştığı engellemeler kurumlar ve yerleşmiş teamüllerden değil, birtakım aktörlerden kaynaklanıyor. Trump Suriye’den çekilme kararıyla CENTCOM, DEAŞ’la mücadele özel temsilciliği (Brett McGurk), Pentagon, Kongre gibi aktörlere karşı net bir şekilde dış politikada inisiyatif almış oldu. Hatta bu aktörler tarafından dile getirilen “DEAŞ’la savaş sürüyor, 30 bin DEAŞ militanı halen aktif” gibi iddiaları doğrudan yalanladı. Tek cümleyle söylersek, bu karar ABD’nin Suriye politikasında Trump’ın etrafındaki politika aktörlerine rağmen aldığı bir karar.

“TÜRKİYE VE RUSYA FIRAT’IN DOĞUSUNDA ÖNE ÇIKAN AKTÖRLER OLACAK”

Bu işin ABD yönetimi açısından anlamıydı. Peki Suriye için ne anlama geliyor sorusuna gelirsek, bu karar şayet uygulanırsa ABD’nin grand stratejisiyle uyumlu bir adım olur. ABD’nin Obama döneminden beri sürdürdüğü ağırlığını Pasifik’e kaydırarak Çin’in önünü alma stratejisi zaten ‘daki bu angajmanla bağdaşmıyordu. DEAŞ’la savaş argümanı ABD’yi bu angajmana iten bir nedendi ama artık DEAŞ’ın da saha kontrolünü yitirmesi bu bahaneyi ortadan kaldırdı. Dolayısıyla ABD gerçekten Suriye’den tam anlamıyla çıkarsa bu ülkedeki nüfuz mücadelesi denklemi ciddi şekilde değişecek, özellikle  ve Rusya bu yeni durumda Fırat’ın doğusunda da öne çıkan aktörler olacaktır.

ABD İKİ YILDIR SURİYE’DEN ÇIKMAK İSTEDİĞİNİ BELİRTİYORDU NEDEN ŞİMDİ BU KARARI ALDI?

‘nin askeri operasyon açıklaması ile ABD açısından bir kez daha görüldü ki Türkiye PYD/PKK konusundaki haklı ısrarından vazgeçecek gibi değil.

“DÜNYANIN TEK SÜPER GÜCÜ BİLE OLSANIZ…”

Bu şartlar altında dünyanın tek süper gücü bile olsanız bu gereksiz maliyeti yüklenmek istemez,  gibi güçlü ve sorumluluk sahibi bir partneri PYD yüzünden kaybetmek istemezsiniz. Aslında benim için garip olanı ABD’nin neden çekildiği değil, neden şimdiye kadar Türkiye’nin ısrarlı baskılarına direnç gösterdiğiydi. Zira rasyonel olanı ABD’nin Suriye’de PYD ile değil Türkiye ile beraber çalışması olurdu. Türkiye’nin ısrarları ABD’yi er ya da geç böyle bir karara itecekti ama geçen hafta Türkiye’nin operasyon sinyalini vermesi ABD’yi bu kararı daha çabuk almaya itmiş olabilir.

TÜRKİYE ABD’NİN BU KARARINA NASIL YAKLAŞMALI?

 ihtiyatı elden bırakmayacaktır. Zira çekilme takvimi açıklanmış olsa bile bu süreç Türkiye tarafından sahada doğrudan takip edilecektir. Kaldı ki bir diğer önemli mesele de ABD’nin PYD’ye verdiği, 20 bin tır dolusu askeri mühimmat ve teçhizatın akıbeti. Bu silahlar PYD’ye sınırlı bir süreliğine ve sadece DEAŞ’a karşı kullanılmak üzere verilmişti ve ABD envanterini tuttuğunu, silahları geri toplayacağı garantisini vermişti. Türkiye bunun da takibini yapmalıdır ve yapacaktır.

“PYD SIĞINACAK DAL ARAYACAK”

 için bir diğer ihtiyat konusu sahipsiz kalacak PYD’nin Rusya, İran, Esed rejimi gibi aktörlerle girişeceği yeni ittifak denemeleri olacaktır. Zira biliyoruz ki kuruluşundan beri ilk ve en önemli, neredeyse tek düşmanı Türkiye olmuş olan bu örgüt Türkiye’ye karşı her aktörle anlaşma yapabilir. Sonuç olarak, Türkiye sınırının hemen ötesinde PYD’nin bir ordu kurmasına, yarı-devlet yapısı oluşturmasına izin vermeyecektir ve bunun için üçüncü aktörlerle diplomatik müzakerelerden PYD’ye yönelik doğrudan bir askeri müdahaleye kadar gereken her tedbiri alacaktır.

Birçok kaynağın açıkladığı üzere Trump Suriye’den çekilme kararını ilk olarak Başkan Erdoğan’la olan telefon görüşmesinde paylaştı. Görünen o ki Sayın Erdoğan bu konuda ‘nin kararlı tutumunu Trump’a iletti.

TRUMP; ERDOĞAN’IN GÜÇLÜ SORUMLULUK SAHİBİ VE RASYONEL BİR LİDER OLDUĞUNU GÖRDÜ

ABD’deki birçok  uzmanı (!) farklı bir kanaat oluşturmaya çalışsa da Türkiye DEAŞ konusunda ilk somut adım atan ve DEAŞ’la savaşan ilk ülke oldu. Yine Türkiye bugüne kadar Suriye’deki askeri operasyonlarında sivil can kaybı hassasiyetine en yüksek derecede sahip oldu, bunu önlemek için en çok çabalayan ülke oldu. Tüm Türkiye karşıtı lobi çalışmalarına rağmen Trump’ın Erdoğan’ı güçlü, sorumluluk sahibi ve rasyonel bir lider olarak gördüğü aşikar. Bu telefon görüşmesinden de ortak aklın baskın çıkmış olması bir sürpriz olmamalı.

ABD’NİN ORTADOĞU STRATEJİSİNİ NASIL ŞEKİLLENDİRECEK?

ABD’nin Ordadoğu’daki stratejik öncelikleri;

(a) İran’ı sınırlamak, hatta yayıldığı alanlardan geri püskürterek İsrail’in güvenliğini sağlamak,

(b) enerji güvenliği ve petrol kaynakları üzerindeki kontrolünü sağlamak,

(c) terörle kaynağında mücadele etmek olarak özetlenebilir.

ABD’NİN PYD/YPG PLANI TUTMADI!

Fırat’ın doğusundaki ABD angajmanı bu önceliklerin hiçbirine yardımcı olamazdı zaten. PYD/YPG üzerinden ne İran’ı sınırlayabilirsiniz, ne enerji güvenliğini sağlayabilirsiniz, ne de terörü sonlandırabilirsiniz, PYD/YPG ‘nin kendisi bir terör örgütü zaten. ABD çekilirken  ve Rusya ile koordinasyonu deneyecek, İran yayılmasının önüne geçilmesi için güvenceler almak isteyecektir diye düşünüyorum. DEAŞ konusundaysa örgüt sahadaki kontrolünü kaybetse de terör üretme kapasitesini sürdürecektir ancak bu tarz bir asimetrik savaşta ABD’nin orada bulunmasının bir işlevi de yok zaten.

ABD ASKERLERİNİ SURİYE’DEN NASIL BİR SÜREÇLE ÇEKECEK?

Bu konudaki muğlaklık sürmekle beraber çekilmenin 100 gün içerisinde tamamlanacağına dair bir takvim sunuldu. Ancak PYD’ye verilen silahların geri toplanmasına dair bir takvim henüz belirlenmiş değil, oysa bu durum da ABD askerlerinin çekilmesi kadar önemli bir konu.

ABD’NİN YARDIMLARI İLE AYAKTA KALMAYA ÇALIŞAN TERÖR ÖRGÜTÜ YPG’Yİ NASIL BİR SON BEKLİYOR?

YPG ABD çekilme süreci devam ederken tabii düşmanı olarak gördüğü ‘ye karşı yeni ittifaklar arayacaktır. Esed rejimi, Rusya, İran, hatta DEAŞ bile bu süreçte Türkiye’ye karşı bir alternatif olarak düşünülebilir. PYD’nin bir alternatifi de bölgeyi başka bir Kürt gruba bırakmak olabilirdi ancak bu çok olası değil zira bu tarz totaliter yapılar etnik tabandan mutlak itaat bekler, güç paylaşımına gitmezler. Ben YPG’nin Suriye’de bugüne kadar Amerikan koruması altında edindiği kazanımların birer birer elinden alınacağını düşünüyorum. Türkiye bu konuda gerekirse tek taraflı olarak harekete geçme hakkına ve gücüne sahip bir devlet.

ORTA DOĞU’DAKİ GÜÇ DENGESİ NASIL ŞEKİLLENECEK?

Bu karardan belki de en memnun olan ülke Rusya olacaktır. Zira  için asıl sorun oradaki ABD varlığı değil, ABD’nin PYD’yi koruması, desteklemesiydi. Türkiye defaatle ABD’ye farklı işbirliği teklifleri sunmuş ancak somut karşılık alamamıştı.

ABD tüm bu süreçte ‘yi oyalarken PYD’yi destekledi, kökleştirmeye çalıştı. ABD’nin Suriye’de kaldığı ama PYD’yi desteklemediği bir senaryoda Türkiye Fırat’ın batısında Rusya ile doğusunda ise ABD ile müzakere edebilecek, koordinasyon yakalayabilecek bir ülkedir. ABD’siz bir Suriye’de ise ağırlık merkezi ister istemez Rusya’ya kayacaktır ancak Türkiye de Rusya ile Astana süreci boyunca ciddi bir koordinasyon seviyesi yakaladı.

Rusya, ‘ye karşı PYD kartını sürmeyecektir çünkü iki ülkenin tekrar bir rekabet içine girmesi Rusya’nın da arzulayacağı bir durum değildir. Bu iki ülkenin özellikle Esed rejimi ve Suriye muhalefetinin geleceği konusunda derin görüş ayrılıkları olsa da iki ülke de Suriye’de savaşın sonlanması ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması konularında mutabık. Bu temel mutabakat iki ülkenin karşılıklı diplomasi tecrübelerinin de faydasıyla sorunun aşılmasında faydalı olacaktır. Burada kaçınılması gerek nokta maksimalist talepler güdülmemesi, şimdiye kadar olduğu gibi iki ülkenin birbirlerinin önceliklerini dikkate almaları olacaktır.

 

[Sabah, 21 Aralık 2018]

Etiketler: