• 30 Temmuz 2020 tarihinde Avrupa Birliği (AB) Konseyi, AB vatandaşlarını ve üye devletleri hedef alan ve son 10 yılda üç büyük ölçekli siber güvenlik olayına karıştığına inanılan kişi veya kuruluşlara yönelik ilk kez yaptırım kararı aldı. Avrupa’daki siber güvenlik yetkilileri tarafından yapılan basın açıklamaları ve geçmiş yıllarda siber güvenlik firmaları tarafından açıklanan bilgiler bu üç saldırının kaynağının Rusya, Kuzey Kore ve Çin’de devlet birimleriyle bağlantılı hacker grupları olduğu yönündeydi.
  • Türkiye ile Yunanistan arasında tansiyonun artmasına sebep olan Doğu Akdeniz konusu, Avrupa Birliği (AB) açısından da çeşitli sorunları, bölünmeleri ve çelişkili durumları gözler önüne serdi. Türkiye’nin Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzalamasını kıyasıya eleştiren AB yetkililerinin, Yunanistan’ın Mısır ile benzer bir anlaşma imzalamasına yönelik “anlaşmanın iki ülke arasında imzalandığını ve AB’nin yorum yapacağı bir durumun olmadığını” belirtmeleri bir başka iki yüzlü tutum olarak kayıtlara geçti. Yaşanan gerginliğe yönelik hakkaniyetli olmayan tutumunun yanı sıra dönem başkanı Almanya’nın girişimleriyle arabulucu bir rol benimsemeye çalışan AB’de, çeşitli ayrışmaların yaşandığı ve soruna yönelik farklı tutumların sergilendiği görülüyor.
  • Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas'ın Yunanistan lehine dayanışma mesajları tarafsız olmadığının göstergesidir. Doğu Akdeniz krizi AB'nin iç meselesi olarak görülmektedir, nitekim AB'nin nihai kurumsal dönüşüm vizyonu supranasyonal bir devlet olmaktır.

Bu Konuda Daha Fazla

  • AB’nin Suriye krizi, mülteciler, terör örgütleri ile ilişkileri konuları, son aylarda ise Doğu Akdeniz konusunda takındığı tavır, hakkaniyet, adil paylaşım, demokrasi gibi ilkelerin zaman açısından konjonktürel, mekân açısından da Avrupa ile sınırlı.

  • 30 Temmuz 2020 tarihinde Avrupa Birliği (AB) Konseyi, AB vatandaşlarını ve üye devletleri hedef alan ve son 10 yılda üç büyük ölçekli siber güvenlik olayına karıştığına inanılan kişi veya kuruluşlara yönelik ilk kez yaptırım kararı aldı. Avrupa’daki siber güvenlik yetkilileri tarafından yapılan basın açıklamaları ve geçmiş yıllarda siber güvenlik firmaları tarafından açıklanan bilgiler bu üç saldırının kaynağının Rusya, Kuzey Kore ve Çin’de devlet birimleriyle bağlantılı hacker grupları olduğu yönündeydi.

  • Türkiye ile Yunanistan arasında tansiyonun artmasına sebep olan Doğu Akdeniz konusu, Avrupa Birliği (AB) açısından da çeşitli sorunları, bölünmeleri ve çelişkili durumları gözler önüne serdi. Türkiye’nin Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzalamasını kıyasıya eleştiren AB yetkililerinin, Yunanistan’ın Mısır ile benzer bir anlaşma imzalamasına yönelik “anlaşmanın iki ülke arasında imzalandığını ve AB’nin yorum yapacağı bir durumun olmadığını” belirtmeleri bir başka iki yüzlü tutum olarak kayıtlara geçti. Yaşanan gerginliğe yönelik hakkaniyetli olmayan tutumunun yanı sıra dönem başkanı Almanya’nın girişimleriyle arabulucu bir rol benimsemeye çalışan AB’de, çeşitli ayrışmaların yaşandığı ve soruna yönelik farklı tutumların sergilendiği görülüyor.

  • Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas'ın Yunanistan lehine dayanışma mesajları tarafsız olmadığının göstergesidir. Doğu Akdeniz krizi AB'nin iç meselesi olarak görülmektedir, nitekim AB'nin nihai kurumsal dönüşüm vizyonu supranasyonal bir devlet olmaktır.

  • Avusturyalı siyasilerin mutat Türkiye düşmanlıklarında yeni bir perde açıldı. Türkiye karşıtı bu yeni dalgada 11 Ekim 2020 tarihinde yapılacak olan Viyana Eyalet seçimlerinde oy artırma hesapları önemli bir rol oynuyor. Zira Başbakan Kurz aşırı sağcı FPÖ’ye ihtiyaç duymadan da aşırı sağcı söylemleri hem dillendirebildiğini hem de uyguladığı göstermek istiyor. Daha genel anlamda ise ülkedeki Türk diasporasının baskılanarak sindirilmek istendiği görülmektedir.

Araştırma coğrafyası Avrupa olan SETA Vakfı Avrupa Araştırmaları Direktörlüğünün ana araştırma alanları başta İslamofobi ve diaspora çalışmaları olmak üzere Avrupa’daki aşırı sağ oluşumlar ile Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğidir.

Direktörlük aynı zamanda başta Almanya, Fransa ve İngiltere gibi  önde gelen AB ülkelerindeki sosyo-politik gelişmeler ile bu ülkelerin dış politikaları hakkında etraflıca araştırmalar yapar. Yapılan bu araştırmalara ek olarak direktörlüğün düzenlediği spesifik konulardaki panel, rapor ve çalıştaylarda elde edilen çıktılar ülke içindeki kamuoyu ve karar alıcılara sunulmaktadır. Bunun haricinde direktörlüğün hazırlamış rapor ve analizler Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu, AGİT gibi uluslararası kurum ve kuruluşların karar alıcıları ve kamuoylarına da sunulmakta olup muhatapların ilgili konulardaki SETA perspektifine doğrudan ulaşmaları sağlanmaktadır.