• Türkiye’nin önümüzdeki dönemde milli güvenliğini ve ulusal çıkarlarını doğrudan etkileyecek belli alanların olduğu söylenebilir. Bu stratejik alanları Fırat'ın doğusu (Irak'ı içerecek şekilde İran sınırına kadar uzanan bölge kastedilmektedir), Akdeniz'in doğusu ve Libya'nın doğusu olarak sıralamak mümkündür. Son dönemde tüm bu alanlarda Türkiye'nin askeri ve diplomatik olarak varlığını güçlü bir şekilde hissettirdiği açıktır. Türk dış politikası son yıllarda bölgede istikrarsızlık üreten ve doğrudan ülkemizi ilgilendiren başlıkları oldukça dinamik bir tempoyla takip etmektedir. Neredeyse her yıl sorunlu birçok alanda çözüm üretmek artık sıradanlaşan mesailer olarak karşımıza çıkmaktadır. Şüphesiz bu krizlerin her birinden ciddi tecrübeler edinen ve bir sonrakine daha hazırlıklı yaklaşan Türkiye'nin uluslararası siyasetin gidişatını en iyi değerlendiren aktörlerin başında geldiğini söylemek mümkündür
  • Suriye'de askeri çatışma safhasının bittiğini düşünen kim varsa büyük bir yanılgı içinde. Bu sadece İdlib ekseninde yaşanan çatışmalar için değil; Fırat'ın doğusunda da askeri çatışma safhası bitmiş durumda değil. Suriye'de birbiriyle iç içe geçmiş o kadar çok çatışma kuşağı var ki bunların siyasi bir sürece evrilmesi yakın zamanda pek mümkün değil.
  • Rusya ve rejimin Astana/Soçi mutabakatlarını hiçe sayarak alan kontrolü sağlamaları ve bir hafta arayla Türk askeri noktalarına saldırmaları Suriye'de hem sahanın hem de uluslararası aktörlerin yeniden pozisyon almalarına neden oldu.

Bu Konuda Daha Fazla