AFP PHOTO / SAUL LOEB

AFP PHOTO / SAUL LOEB

FED İle Trump Hikâyesi

Bugün karşımızda aslında önceki yıla göre daha mütevazılaşmış ancak yine de az buz olmayan aksiyon düşünceleri sergileyen bir FED var.

Sonunda yaptı. FED, yılın son toplantısında politika faizini yukarı çekti. Böylece hemen herkesin kesin gözüyle baktığı faiz artışı gerçekleşmiş oldu. 2016 yılına girerken tahayyül ettiği faiz zammı sayılarını böylelikle ancak 1 ile neticelendiren FED, kıvamına giren emek piyasasında tam istihdama yaklaşıldığı görüşündeyken, ağır aksak gelen enflasyonun da orta vadede %2 hedefine varacağını düşünüyor. İşte bu ana doneler doğrultusunda faiz artışı yapması beklenen FED’in söz konusu kararı, birikmiş “yönlendirmeler” çerçevesinde sürpriz olmazken, “yapmalı mıydı?” meselesi ise, işin tartışılabilecek diğer tarafı elbette. Her zamanki gibi…

Öte yandan Aralık FOMC toplantısını bize takip ettiren ağırlıklı sebebin, 2017 ve ötesine dair çizilecek projeksiyonlar olduğunu belirterek devam edelim. Nitekim düşündüğümüz şuydu: Acaba FED’in Trump-öncesi yaptığı öngörüler ile şimdiki Trump’lı toplantıda varacakları arasında fark olacak mıydı? Değil mi ki, seçilmiş Başkan’ın ekonomiye can verme vaatleri bir yerlerde karşılık bulmuş ve küresel piyasaları dahi yerinden oynatmıştı?

PROJEKSİYONLAR DER Kİ…

İşte bu bağlamda FED’in servis ettiği materyalleri incelediğimizde, iki ana maddeden söz etmek mümkün. Bunlardan biri, faiz ihtimalleri merakıyla gözlerin hemen gittiği ve dot plot dediğimiz tablodaki noktacıkların yeni hali… Ne diyor bu noktacıklar? FOMC üyelerinin geleceğe yönelik münasip para politikası takdirlerini özetleyerek, faiz oranlarının varabileceği aralıklara işaret ediyor. Burada münasipten kasıt, üyelerin, FED hedeflerinin gerçekleşmesini sağlamaya yönelik almayı düşündükleri pozisyon.

Dolayısıyla da, bu tabloya baktığımızda, noktacıkların bollaştığı bölümler daha yüksek ihtimaller olarak satın alınıyor. Peki, Aralık dot plot’unda ne görüyoruz dersek, 3 faiz artışı düşüncesi yoğunlaşmış gözüküyor. Bu bağlamda ikinci madde olarak projeksiyonlara bakarsak, orada da 2017’nin faiz hikayesinde medyan olarak, Eylül toplantısındaki %1,1 oranından %1,4’e bir revizyon dikkat çekiyor.

Elbette tüm bu değerlendirmelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin ise, soru işareti olduğunu vurgulayalım. Mesela bundan 1 yıl önce, yine ilgili açıklamalarda FOMC mensuplarının 2016 için daha cesur projeksiyon ve yaklaşımlarda bulunduğunu ve fakat gelinen noktada bunların pek de gerçekleşmediğini hemen hatırlayacağız.

HİKÂYE DEĞİŞİYOR

Sonuç olarak ise, bugün karşımızda aslında önceki yıla göre daha mütevazılaşmış ancak yine de az buz olmayan aksiyon düşünceleri sergileyen bir FED var. Tabii buna ek olarak, FOMC oylama sistemi de düşünüldüğünde, bu donelerin faydalı ancak öyle tekdüze yorumlanamayacak mahiyette olduğunu da ifade edeyim.

Öte yandan, bu senenin hikâyesi başkaydı, gelecek yılınki başka… Yeni yılda hikâyeye, Trump isimli ve akışı değiştirebilecek bir kahraman katılıyor zira. Bu nedenle de, üyelerin faiz artışı takdirlerini satın alıp almamak kadar, her türlü ihtimale de açık olmak gerekiyor.

Ve bu noktada bir adım daha ilerlemeden önce, şu 2017 projeksiyonlarına bakmaya devam edelim. Evet, faizlerde bir artış beklentisi açık iken, büyüme oranına baktığımızda Eylül’den bu yana sadece 0,1 puanlık bir artışla %2,1 olan bir projeksiyona şahit oluyoruz. Bu kapsamda işsizlik oranında da 0,1 puanlık bir düşüş eşliğinde %4,5 projeksiyonu var. Enflasyonda ise, Eylül-Aralık aralığında kıpırdamamış olan mütevazı toparlanma kanaati sürüyor.

EKONOMİ HIZLANIR MI?

Şimdi ise akıllardaki soru şu: FED, Trump yönetimindeki ABD’de ekonominin canlanıp kanlanmasını beklemiyor mu? Yellen’a basın toplantısında da yöneltilen soruların bir kısmı, bunun merakındaydı. Başkan ise, yeni döneme ilişkin sorularda cambazca maharetler sergileme gayretinde olurken, bazı yorumlar da yapmadan geçemedi. Bu bağlamda Yellen, beklendiği üzere temkinli cevaplar verirken, Trumponomics detayları belli olmadan para politikasının nasıl davranacağına dair spekülasyon yapmayacağını ifade etti. Büyük ölçüde beklenen en temel cevap da, aslında buydu. Öte yandan Yellen’ın, dikkat çeken yorumlarından birini, Trump’ın şu meşhur maliye politikası gevşetmesine dair sarf ettiğini düşünüyorum:

“Tam istihdama ulaşmamız için, bu noktada maliye politikasının sağlayacağı canlandırmaya ihtiyacımız yok”. Resmen “artık lüzum kalmadı” manasına gelen bu ifade gayet çarpıcı iken, Trump tarafından pek hafif algılanmamış olsa gerek.

GAZ VE FREN

Yellen’ın, Merkez Bankası bağımsızlığı ve politikacılara tavsiye vermeme gibi mevzulara da vurgu yaparak durumu idare ettiği günün sonrasında neticeye bakacak olursak da, ABD’yi enteresan bir yeni dönemin beklediğini söylemek mümkün.

Nitekim Trump ve Kongre ekonomiyi canlandırma tahayyülündeki politikaları hayata geçirir ve hareketlilik sağlarsa, bu durumda enflasyonist baskının güçlenmesi de söz konusu olabilir. Elbette burada, ne derece bir mali gevşeklikten bahsedeceğimiz temel etkenlerden olacak. Bununla birlikte, bu minvalde bir gidişat, FED’in faiz artışlarına daha meyilli olmasını da beraberinde getirir. Üstelik güçlü harcama kesintileri gelir mi bilmem ancak ortaya çıkabilecek bütçe açığı genişlemelerini de aklımızın bir köşesinde tutalım.

O halde faiz artışlarında kararlılığı artan bir senaryoda FED’in, Trump’ın basacağı gaz pedalına karşı fren görevi üstlenmesinden söz edilebilecek. Bu doğrultuda ayrıca, güçlenecek bir dolar ile bundan çok hoşlanmayacak bir ABD dış ticaret performansı da devreye girebilecek. Dolayısıyla 2017 ve sonrası, gerek ABD ekonomisinin ve aktörlerinin kendi içinde vereceği mücadele, gerekse bunların dışarıya yansımaları anlamında, bilinmeyenlerin keşfederek yaşanacağı zor ve riskli bir dönem olacak. Ve bu karmaşık hikâyeye, korumacı ticaret bahsini hiç karıştırmıyorum bile…

[Yeni Şafak, 16 Aralık 2016]

Etiketler: