Civilians from the remaining rebel-held pockets of eastern Aleppo are evacuated from the embattled city by bus on December 19, 2016. 
The operations resumed with around 5,000 people travelling in 75 buses out of Aleppo, said Ingy Sedky, spokeswoman for the International Committee of the Red Cross.

 / AFP PHOTO / George OURFALIAN

Civilians from the remaining rebel-held pockets of eastern Aleppo are evacuated from the embattled city by bus on December 19, 2016. The operations resumed with around 5,000 people travelling in 75 buses out of Aleppo, said Ingy Sedky, spokeswoman for the International Committee of the Red Cross. / AFP PHOTO / George OURFALIAN

Halep Katliamı Sonrası Suriye…

Bir süper gücün hava desteği (Rusya), bir bölgesel gücün milisleri (İran) ve acımasız bir rejimin ordusu ile asimetrik bir güç kullanıldı muhaliflere ve sivillere karşı. Halep'te yaşananlar 1995'teki Srebrenitsa katliamı ile karşılaştırılabilir ancak.

Rusya’nın sert “kuşatma savaşı” stratejisi ile 6 aylık bir kuşatmadan sonra Halep direnişi kırıldı. Tıpkı 1999’da Grozni’de olduğu gibi, on binlerce sivil öldürüldü.
Altyapı, hastaneler, okullar, pazaryerleri ve fırınlar ağır uçak bombardımanı ile yıkıldı. En öldürücü bomba türleri ile; varil, fosfor bombaları, napalm ve misket bombaları ile…
5 bin yıllık şehir kitlesel yıkım ve katliam yapılarak ele geçirildi. Hem de dünyanın hâkim güçlerinin gözleri önünde… Bakmayın ABD ve Rusya’nın BM büyükelçilerinin katliamla ilgili kimin daha “acımasız, yalancı ve utanmaz” olduğu yönündeki polemiklerine.
Evet Rusya, Kasım 2015’ten beri Suriye’de muhalifleri “ezme” amacıyla vahşi bir bombardıman yürütmekte. Ancak unutulmasın, buna alan açan ve göz yuman da Obama yönetimidir.

***

Halep katliamı insanlığın ve değerlerinin de öldüğü yer oldu;
Srebrenitsa katliamı gibi. Şehirdeki yıkımı İkinci Dünya Savaşı’nda Stalingrad veya Varşova’nın yaşadığı yıkıma benzetenler var. Benzer iki gücün (Sovyetler ve Almanya) ordularının mücadelesinden farklı bir savaş yaşandı Halep’te. Bir süper gücün hava desteği (Rusya), bir bölgesel gücün milisleri (İran) ve acımasız bir rejimin ordusu ile asimetrik bir güç kullanıldı muhaliflere ve sivillere karşı. Halep’te yaşananlar 1995’teki Srebrenitsa katliamı ile karşılaştırılabilir ancak.

***

Türkiye’nin Rusya ile görüşerek sağladığı “kısmi ateşkes” Halep’teki sivillerin Esed ve Şii milislerin daha fazla katliam yapmasından kurtulması için tek fırsat durumunda.
İran destekli Şii milisler ise ateşkesi tanımayarak İdlib’e gidecek muhalifleri ve sivilleri Doğu Halep’te öldürmeye devam ediyor.
Tahliye konvoylarına saldırılar gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin’le görüşerek ateşkese uyulması ve “insani koridor” açılması yönünde büyük gayret gösteriyor.
Ve Halep’ten gelecekler için “hazırlıkların tamam” olduğunu söylüyor.
Rusya, Türkiye ile varılan uzlaşmaya uygun olarak İran’ı ve Esed’e rağmen tahliyeyi yürütmeye çalışıyor.
Ancak muhaliflerin İdlib’e tahliyesi sağlanabilse de savaş bitmeyecek.
Ateşkeslerden bir barış, siyasi geçiş süreci çıkmayacağı artık anlaşıldı.
Rusya -İran -Esed üçlüsü bu defa İdlib’i ve Şam çevresindeki muhaliflerin elinde bulunan cepheleri yakıp- yıkacak bir kampanyaya başlayacak.
Türkiye’ye sınırı bulunan İdlib’i kuşatmak mümkün değilse de savaşın bu yeni evresinde muhalifler kırsal alanlarda gerilla savaşına zorlanacak.
Halep’e sessiz kalan dünya, Nusra ve benzeri aşırı grupların da bulunduğu dağlık bölge İdlib’in “El-Kaide’yi bitiriyoruz” iddiası ile bombardıman edilmesine de karışmayacaktır.
Yine Fırat Kalkanı ile oluşturulan güvenli bölgenin geleceği de gündemin odak noktası olacak. Bir yıldır dondurulmuş olan güney cephesi ise savaşın kaderini belirlemekten uzak.

***

Yeni dönemde Türkiye’nin yapması gerekenler olarak şunlar akla geliyor:

  • El-Bab’ı da alarak “güvenli bölgeyi” Halep’ten ayrılan muhaliflerle tahkim etmesi gerekiyor.
    Savaşma kapasitesi yüksek bu yeni grupların güvenli bölgeyi sıkıntıya atacak şekilde Esed güçleri ile çatışmasının önüne geçilmeli.
  • Esed güçlerinin Palmira’yı Deaş’a bırakırken çok değerli askeri mühimmatı (anti-tanklar ve uçaksavarlar) imha etmediğine dikkat edilmeli.
    Bu silahlar Türkiye ve ÖSO’ya karşı kullanılabilir. Yine Esed ve PKK-YPG’nin ortak davranarak Fırat Kalkanı’nı engellemeye yöneleceği anlaşılmakta.
  • İran destekli Şii milislerin Suriye’de daha güçlü aktöre dönüşmesinin sorunlu yanları ABD ve İsrail’le müzakere edilmeli.
  • Rusya ve İran’ın farklılaşan menfaatlerini gözeten bir diplomasi yürütülmeli. Son uzlaşma bu yolda bir adım… Hatta Trump yönetiminde İran’ın yayılmacılığını dengelemek için Rusya- ABD- Türkiye hattında bir uzlaşma olması ihtimali hiç de uzak değil.

[Sabah, 16 Aralık 2016]

Etiketler: