yalçın12@2x

SİHA

SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) Türkiye'nin terörle mücadele tarihinin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor.

SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada gerçekleşen önemli bir teknolojik dönüşümdür. Türkiye de bu dönüşüme geç olsa da hızlı giriş yaptı.

Silah teknolojisinde Türkiye’nin genelde Batı ittifakına bağımlı olması nedeniyle teknolojik gelişmleri hızlı takip etmesi pek mümkün olmaz.

Mesela İran uluslararası sistemin dışında olduğundan teknolojik yatırımları konusunda daha bağımsız hareket etme şansına sahipti. Bu çerçevede silahlanmasında kendince yöntemler izledi. Uçak teknolojisi çok daha yüksek gelişmişlik düzeyi gerektirdiğinden İran daha ziyade füze sistemlerine yatırım yapmayı denemiştir. Yine İran Amerikan tehdidini sürekli ensesinde hissettiğinden nükleere yatırım yapmıştır. Tıpkı Kuzey Kore gibi.

Bu sistem dışı aktörler belli başlı silah türlerine yatırım yaparlar.

Sistemin dışında olmanın avantaj ve dezavatantajlarına göre hareket ederler. Dezavantajı üst düzey teknolojiye ulaşma sıkıntısıdır.

Avantajı ise yapılacak silah yatırımında daha bağımsız karar alabilme şansıdır.

Öte taraftan Türkiye daha üst düzey teknolojiye ulaşabiliyordu ama bunlar genelde Batı ittifakının uygun gördüğü biçimde şekilleniyordu.

İnsansız hava aracı meselesi ise biraz farklı. Mesela bir F-35 projesi gibi çok maliyetli değil. Yani Türkiye ölçeğinde bir ülkenin de kolaylıkla geliştirebileceği bir tür.

Tabii bunun birçok farklı seviyesi var.

İnsansız hava aracı yapabilirsiniz ama bunun kategorileri farklı.

En önemli dönüşüm ise Silahlı İnsansız Hava Aracına geçiştedir.

Türkiye’de artık bu geçiş sağlanmış durumda.

SİHA’ların kendi içinde de ciddi farklılıklar var. Amerika’nın sahip olduğu en gelişmiş sistemler tonlarca mühimmat taşıyabilir hale geldi. Ve Amerika bunları California’daki bir tesisten bilgisayar oyunu oynar gibi kullanabiliyor. Pakistan ve Yemen’de ciddi operayonlar yaptılar. Ve küresel ölçekte terörle mücadelede önemli ilerleme kat ettiler. Amerikan askerini zayi etmeden nokta hedefleri vurmayı başardılar.

Bunun yanında ahlaki tartışma hala devam ediyor. SİHA’ların zaman zaman sivil hedefleri de vurduğu ve kurunun yanında yaşın da yandığı veya teröristlerin yargılanmadan havadan imha edildiği gibi konular hep gündem oldu. Ama kaba haliyle söyleyecek olursak Obama döneminde bu tartışmalar geride bırakıldı. Çünkü SİHA’ların klasik terörle mücadele yöntemlerine oranla daha az yan etki ve sivil kayıp ürettiği fikri yaygınlık kazanıyor.

Neyse ki Türkiye, Amerika gibi küresel operayonlar yürütmek zorunda değil. Şimdilik elindeki sistemler sınırı ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki sarp dağları gözetlemek ve korumak için yeterli. Gönül ister ki Türkiye’nin SİHA’ları da havada daha uzun süre kalsın veya daha çok ve daha kullanışlı mühimmat taşıyabilsin. Ama dediğim gibi Türkiye bu yola çok hızlı bir giriş yaptı ve şimdilik kendi işini görebilecek seviyeye ulaştı. Türkiye’nin elindeki SİHA’lar Suriye’nin içinde 200 km derinlikte dahi iş yapabilecek düzeyde.

Bu hızla gidilir ve yurtdışından ithal etme kolaycılığına gidilmezse çok daha etkili sistemler geliştirmek mümkün olacaktır.

SİHA’lar belki zamanla çok daha gelişecek ve belki de normal uçuş sistemlerinin yerini bile alacak. Ama şimdilik en yoğun kullanıldığı alan terörle mücadele. Ve sadece Türkiye örneğinde değil tüm örneklerde ne derece önemli bir silah olduğunu kanıtladı.

Türkiye’nin sınırları artık çok daha güvenli. SİHA’lar sayesinde hem sivil hem asker kayıpları çok daha düşük düzeyde. Bu konuda siyasi iradenin güçlü olması ve bu alana yaptığı yatırımları devam ettirmesi Türkiye’nin gelecekti on yıllarını etkileyen sonuçlar doğuracaktır.

[Takvim, 12 Eylül 2017]

Etiketler: