Şanlıurfalılar, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine karşı demokrasi nöbetine devam ediyor. Karaköprü Belediyesi tarafından Rabia Meydanı'nda düzenlenen "Seccadeni al, gel" etkinliğinde bir araya gelen vatandaşlar, cemaatle yatsı namazı kıldı.  ( Halil Fidan - Anadolu Ajansı )

Şanlıurfalılar, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine karşı demokrasi nöbetine devam ediyor. Karaköprü Belediyesi tarafından Rabia Meydanı'nda düzenlenen "Seccadeni al, gel" etkinliğinde bir araya gelen vatandaşlar, cemaatle yatsı namazı kıldı. ( Halil Fidan - Anadolu Ajansı )

Devlete ve Cemaatlere Düşen Görevler

Bu süreçte cemaatlere düşen, art niyetlilerin varlığından karamsarlığa ve umutsuzluğa düşmeden yapıcı ve hatta ön açıcı bir tutum geliştirmeleridir.

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Şehitlerimizin ve gazilerimizin acısını hiçbir şey unutturamadı ve unutturamayacak. Ancak geçen süre içerisinde alınan yerinde tedbirler sayesinde ülkemiz şerden hayır çıkarmaya muvaffak oldu. Devlet kademelerinde FETÖ’den arınma faaliyeti devam ediyor. Başta ordu ve yargı olmak üzere millî eğitim, ekonomi, mülkiye gibi birçok sektörde titiz bir çalışma ile FETÖ’cüler birer birer ayıklanıyor. Bazı kurumlarda FETÖ ile mücadelenin istenildiği gibi gitmediği de bir sır değil. Örneğin üniversite camiasında yeterli önlemlerin alınmadığı AK Parti milletvekilleri tarafından da dile getirilen bir gerçek. Ancak bu işten kurtuluş yok. Daha acil işler bitirildiğinde geriye dönük olarak ihmal edilmiş olan alanlara da el atılacaktır.

Geçen süre zarfında devletin yeniden organizasyonu çabalarında da önemli bir mesafe katedildi. Daha gidilecek çok yol var ancak bir kere katar yola koyuldu ve geri dönüş yok. İşin sonuna gelindiğinde FETÖ tipi yapılanmalara alan açan, darbe girişimine imkân tanıyan köhnemiş devlet mekanizması baştan ayağa yenilenmiş olacak. Türkiye 15 Temmuz’dan bu yana geçen zaman dilimine; darbeyi püskürtüp, devlette yapısal reformlar yapmanın yanında başarılı bir askerî operasyon da sığdırdı. Çok şükür Suriye sınırımız bütün terörist unsurlardan temizlendi ve PYD’nin oluşturmak istediği terör koridorunun önü alındı.

Acil işleri bitirip daha uzun vadeli olanlara başladığımıza göre 15 Temmuz sonrasında zaman zaman yüzeysel olarak gündeme gelen bir meseleyi daha esastan konuşmanın zamanı geldi; Türkiye’de din, devlet ve toplum ilişkilerinin yeniden tanzimi… Bir terör örgütü olan FETÖ, yapılanmasında ve örgütlenmesinde dinî bir kılıf kullanmış, Türkiye’de devletin dinî hayat üzerindeki baskıcı politikalarının ortaya çıkardığı elverişli ortamı sömürmüştür. Devlet uzun yıllardır din ve vicdan hürriyeti ilkesinin kendisine yüklediği vazifeyi yanlış yorumlayıp dini toplumsal hayattan silmeye, dinin kamusal ifadelerini ve organizasyonlarını yok etmeye çalıştı. Halbuki devlet vazifesini doğru yorumlasa, dinin ve dinî kimliğin toplumsal hayatta temsili için yeterli imkânları oluştursa, denetim ve düzenleme vazifesini yerine getirse FETÖ gibi dini kullanan bir örgütlenme kendisine hiç hayat hakkı bulamazdı.

Dini baskı altına almaya çalışan aklın siyasal ve toplumsal uzantıları FETÖ fırsatından istifade ederek dinî cemaatleri hedef tahtasına oturtmaya çalışıyorlar. Son 14 yılın dönüşümünü yaşamış Türkiye’de hiçbir karşılığı olmayan beyhude çabalar… FETÖ’den istifade dindarlara fatura çıkarmaya çalışan aklıevveller iğne deliğinden deve geçirmeye çalışsalar başarı ihtimali daha yüksek bir iş için çabalamış olurlar.

Bu süreçte cemaatlere düşen ise bu art niyetlilerin varlığından karamsarlığa ve umutsuzluğa düşmeden yapıcı ve hatta ön açıcı bir tutum geliştirmeleridir. Bugün devletin ve dinî hayatın temsilcilerinin hem mecazi hem de fiili olarak bir masanın etrafına oturup yeniden organize olan Türkiye’de din-devlet ve toplum ilişkilerinin nasıl olacağını konuşmaları gerekmektedir. Devlet bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde dinî hayat üzerinde baskı kurmayacağını garanti etmelidir. Yarın bir gün AK Parti değil de CHP gibi baskıcı bir parti iktidar olsa bile dinî hayat üzerinde baskı kurulmasını engelleyen sigorta mekanizmaları kurulmalıdır. Devlete düşen bu görevlerin yanında; cemaatlere düşen öncelikli görev ise şeffaflaşma. Cemaatler devletin ceberut kimliğinden çok çektikleri için zaman içerisinde gayriresmî ve informel örgütlenme ve işleyiş biçimlerine alışkanlık kazandılar. Bu kendilerini korumak için kaçınılmaz olarak başvurdukları bir tedbirdi. Devletin tutumunu değiştirmesine paralel olarak, bu kapsama giren cemaatler de eski alışkanlıklardan tabii olarak vazgeçeceklerdir. Yıllardır toplumumuzun sigortası olan, ülkemizin selameti için canla başla çalışan, ne kadar baskı görseler de devlete karşı olmamış bu yapılar güven ortamı bir kere tesis edildiğinde devletle ilişkilerini seve seve çok daha sağlıklı bir zemine taşıyacaklardır.

[Türkiye, 6 Eylül 2016]

Etiketler: