Savaşçı

Avrasyacılar, İrancılar ve Esedciler

Türkiye karşıtlığının her türlüsünde...

Avrasyacılar, İrancılar ve Esedciler. Artık kendinize gelin. Eğer gaflet içindeyseniz, lütfen anlayın. Eğer dalalet içindeyseniz, size söyleyecek sözüm zaten yok.
Suriye iç savaşının ilk gününden beri hiçbir şey öğrenmemiş olabilirsiniz. Ama kimseye güvenmemek gerektiğini bari öğrenin. Türkiye’yi Amerika’ya fazla yaslanmakla suçladınız. Dinledik.
Ama sizin derdinizin Türkiye olmadığı ortada. Türkiye’yi o taraftan çekerek bu tarafa yaslamanın peşindesiniz.
Amerikancılar ne kadar yabancıysa bu ülkeye, siz de o kadar yabancısınız.
Yerli ve milli olmak bu kadar zor olmamalı. Türkiye de tüm diğer devletler gibi bağımsız bir aktör olmayı hayal ediyor. Son on yılda buna çok yaklaştı. Canı çok yandı.
Yanıyor. Daha da bedel ödeyecek.
Bağımsızlık hiçbir zaman ucuz olmadı.
Şimdi kritik günlerdeyiz. İtmemek lazım ülkeyi yeniden birilerinin kollarına. Türkiye’nin egemenliğine ve otonomisine sahip çıkmak gerek. Bu kadar basit.
Son olay bir kez daha ortaya çıkardı. Türkiye’nin her kazanımı sadece Amerika’yı değil, diğerlerini de rahatsız ediyor. Herkes herkese karşı.
Kimseye güven yok.
Bakın, o “derhal tanıyalım” dediğiniz Esed, PKK’yla anlaşıp Afrin’e girmeye kalkıyor. Türk askerinin başlattığı operasyonu boşa çıkarmak istiyor.
O pek hayran olduğunuz İran her türlü fitnenin altından çıkıyor.
Şimdi de Katil Esed’le terörist PYD’yi kucaklaştırmanın peşinde. Türkiye karşıtlığının her türlüsünde rol sahibi.
O çok güvendiğiniz Rusya bunlara göz yumuyor. Sürekli Türkiye’ye aba altından sopa gösteriyor. Kendisi etmediğinde Türkiye’yi Esed ve İran gibi iki kuklasıyla tehdit ediyor.
Bütün bunlara rağmen nasıl bir hayalin peşindesiniz? Bir de bunu Realizm gibi sunmaya kalkıyorsunuz.
Komiksiniz. Esed’le ilişkileri kesmek çok duygusal bir kararmış. E, durduk yere ilişkiye geçmek neden duygusal olmuyor? Israrla soruyorum. Bana bir tane somut sebep gösterin.
Esed’i tanımak Türkiye’ye somut ne kazandırır?
Biri kalkmış “Operasyonlarımıza meşruiyet sağlar” diyor. Meşruiyeti somut zanneden zavallıya söyleyecek sözüm yok. Öbürü “BM önünde bizi rahat ettirir” diyor.
BM’yi somut bir adres gibi gösteren emekli büyükelçiyi affedemiyorum. Bir diğeri “Esed iç savaşı bitirmeyi sağlayabilir” diyor.
Esed’in bir kukla olduğunu gizlemeye çalışan emekli askeri görmezden geliyorum. Ama Esed’i kurtarmaya çalışan kimlik siyasetçisini görmezden gelemiyorum. Adam gözümüzün içine baka baka ülkesine değil, dar kimliğine hizmet ediyor. Sırf ideolojik tutumu nedeniyle Esedcilik yapıyor.
Ortada somut hiçbir gerekçe yok.
Ama “Esed’i tanıyalım” türküsü söylüyorlar. “İran’ı sevelim. Rusya’ya güvenelim.” Başka dertleri yok. O tanıyın dediğiniz Esed’in yarın öbür gün Afrin’e girmesini çok daha kolaylaştırmış olursunuz. Türkiye’ye hiçbir şey vermeden, kendini aklamış olur. Bütün bunlar bir kenara Esed’i tanımak kendi cepheni bölmek demektir.
Türkiye’ye kurulmuş bir tuzaktır.
ÖSO’yu Türkiye’den koparmak için tasarlanmış. ÖSO bugün Türk bayrağı altında PKK terör örgütüne karşı savaşıyor. Esed’i tanımak somut ÖSO gücünü kaybetmek demektir. Kimse Türkiye’yi bu tuzağa sürüklemesin.
Yeter artık. Kendinize gelin.
Neyi neden yaptığınızı çok iyi biliyoruz. Hangi kimlikle ve hangi niyetle Rusya’yı, İran’ı ve Esed’i savunduğunuzu biliyoruz. Ama ısrarla söylemiyoruz. Biz etmesek de tarih sizi deşifre edecektir..

[Takvim, 21 Şubat 2018]

Etiketler: