Liseye Geçiş Sisteminde Makulü Aramak

Eğitim Liderliği Perspektifinde Öğretmen Performans Değerlendirilmesi

Eğitim bir daire şeklinde işlemektedir. Öğretmen, okul yöneticileri MEB yönetimi, öğretmen yetiştiren fakülteler ve ders kitaplarıyla diğer kaynakları da içeren şekilde müfredat bu dairenin asli unsurlarıdır. Her bir unsurdaki olumlu veya olumsuz değişiklik zaman içerisinde tüm eğitim dairesine nüfuz etmektedir. Her bir öğrenciye dokunan daha mükemmel eğitim politikalarının geliştirilebilmesi için her bir unsurun ölçülmesi gayet doğaldır.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 12 ilde uzun süre üzerinde çalıştığı öğretmen performansını ölçmeye yönelik pilot uygulamayı başlattı. Değerlendirmeye öğrenci, veli, okul müdürü, zümre öğretmenleri, diğer öğretmenler ve kendisi olmak üzere altı grup online anket üzerinden katılacak. Bu uygulama ile öğretmenlerin başarıları, bilgi ve beceri düzeylerini tespit edilerek eğitim ihtiyaçlarının belirleneceği ifade edildi.

Uygulama bir dizi karşı görüşle eleştirildi. İlk olarak eğitimdeki başarısızlığın ana sorumlusunun öğretmen olduğu imasına dayalı olarak bu uygulamanın yapıldığı halbuki eğitimdeki politikaların ana sorumlusunun MEB’in olduğu vurgulanmaktadır. İkinci argüman ise özel sektördeki uygulamaların kamuda aynı verimliliği oluşturmadığına dayanmaktadır. Üçüncüsü ise MEB’in böylesi önemli kararları alıp uygularken ilgili paydaşlarla katılımcı bir süreç takip etmediği dile getirilmekte ve yöntem eleştirilmektedir. Son olarak ise bu uygulamanın eğitimde başarının önemli unsuru olan motivasyonu öldürüp öğretmenin itibarını zayıflatacağını vurgulamaktadır.

Eğitim bir daire şeklinde işlemektedir. Öğretmen, okul yöneticileri MEB yönetimi, öğretmen yetiştiren fakülteler ve ders kitaplarıyla diğer kaynakları da içeren şekilde müfredat bu dairenin asli unsurlarıdır. Her bir unsurdaki olumlu veya olumsuz değişiklik zaman içerisinde tüm eğitim dairesine nüfuz etmektedir. Her bir öğrenciye dokunan daha mükemmel eğitim politikalarının geliştirilebilmesi için her bir unsurun ölçülmesi gayet doğaldır. Eğitimde başarıyla kalite ancak ve ancak bu paydaşların nitelikli işbirlikleriyle mümkündür. Öğretmen yetiştiği fakültenin ve ülkedeki eğitim kültürünün bir halkasıdır. Öğretmen performans değerlendirme uygulamasına da bu çerçeveden bakılması anlamlıdır.

Kamu adına hizmet eden diğer tüm kurum ve birimlerin açıklık ve şeffaflık ilkesi çerçevesinde performanslarının ölçülmesi ve bunların kamuoyu ile paylaşılması demokratik toplum olmanın bir uzantısıdır. Toplum bu tür uygulamalarla verimliliği kontrol edebilmektedir. Eğitim alanına gelindiğinde Bakanlık yetkililerinden başlayarak İl Milli Eğitim müdürü, şube müdürü ve okul yöneticilerine gelinceye kadar tüm yöneticilerin ilişkide bulundukları kişi ve kurumlar tarafından benzer performans değerlendirilmesine tabi tutulması güçlü, başarılı demokratik devlet uygulamalarıdır. Bu devletin, liderlerin ve kurumların önlerini görebilmelerini sağlayıp onları daha başarılı yapar.

Dünyada olduğu gibi başarılı bir eğitim sisteminde şüphesiz öğretmenlerin toplum içindeki değeri ve şerefi yüksektir. Elbette ki statü ve maaş gibi unsurlarla da bu durumun desteklenmelidir. Türk Milli Eğitim sisteminde de çok başarılı öğretmenler ve yöneticiler bulunmaktadır. Çok kıt imkanlarla çok güzel işler yapmaktadırlar. Yine Milli Eğitimde dönüşümün başarısında sahanın aktörleri olan öğretmen ve yöneticileri motive eden bir yaklaşım, dil ve söylem çok etkilidir. Aksi başarısızlığı doğurur.

Bunları kayıt altına aldıktan sonra şunların vurgulanması uygun olur: Öncelikle öğretmen performans ölçümü çalışması gerekli ve son derece geç kalmış bir uygulamadır. Bu uygulamanın taraflarca teftiş mantığından ziyade eğitimde liderlik yapabilme noktasından değerlendirilmesi uygundur. Öğretmenler eğitimin gerçek aktörleridir ve herkes gibi etkili bir liderlik çerçevesinde sürekli desteklenmelidirler. Bu uygulamanın öğretmenin bireysel performansını ölçmenin ötesinde çok daha derin anlamları bulunmaktadır. Uygulama ile elde edilen verilerle eğitim politikalarının değerlendirilebilmesi geleceğe yönelik yol haritasının hazırlanabilmesi mümkün olabilecektir. Mesela hizmet içi eğitim programlarının öncelikleri, eğitim çıktıları, aile ile yönetici beklentileri, öğrenci algısı gibi bir çok konuda veri kaynağına ulaşılabilecektir. Ayrıca öğretmen yetiştiren fakültelerin müfredat ve eğitim kalitesine dair de veri elde edilebilecektir.

Hali hazırda MEB’in bilgi veri tabanında geriye dönük öğrencilerin imtihan başarıları bulunmaktadır. Bu datalar öğrenci, öğretmen, okul yöneticisi ve il milli eğitim yönetimleriyle ilişkilendirilerek raporlanıp analiz edilmesi çözüm önerilerine dair yeni imkanlar sunmaktadır. Bu imkanların kullanıldığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Bu da yeterli değildir. Milli Eğitim bakanlığının öğretmen performans ölçüm sonuçlarını da ekleyerek elindeki verileri raporlama, analiz ve karar oluşum süreçlerinde endüstri 4.0’ın sunmuş olduğu imkanları kullanabilmesi önemlidir. Nesnelerin interneti, öğrenen makineler şeklinde atıfta bulunan yeni teknoloji ile yapay zeka uygulamalarıyla sistem içindeki datalar tanımlanan algoritma çerçevesinde otomatik bir şekilde anlamlı bir bilgiye dönüşebilmektedir. Bu imkan öğrencileri kabiliyetlerine en uygun alanlara yönlendirme, öğretmen ihtiyaçlarını tespit, mali imkanların etkili kullanımı gibi bir çok alanda etkili politika üretmek için kullanılabilir.

Diğer taraftan MEB’in politikalarının oluşumunda katılımcı yöntemleri benimsemesi verimli ve demokratik bir toplumsal yapının gereğidir. İlgili sivil toplum örgütlerinin ve sendikaların sürece katılması sorunların çok farklı boyutlardan görülmesini sağlar. Böylece sıhhatli kararlar alınması, bunların ilgililerine doğru bir şekilde aktarımı ve muhtemel tepkilerin etkili bir şekilde yönetimi mümkün olur. Katılım sürecinin sivil toplum ayağında ise mesleki savunma duvarları inşa etmenin ve eleştirmenin ötesinde çözüm önerilerinin getirilmesi ve örnek model uygulamaların sunulması çok faydalı olacaktır. Mesela başka ülkelerde olduğu gibi ilgili sendikalar öğretmenlerin performansını değerlendirmeye ve geliştirmeye yönelik model uygulamalar yapabilir.

Öğretmen performans değerlendirmesi konusunda nihai hedefin ülke çocuklarının çok boyutlu olarak eğitilmesi; hayat, iletişim, sosyal ve entelektüel becerilerinin geliştirilmesi böylece Türkiye’nin geleceğe ümitle ve güvenle bakabilmesinin temin edilmesi olduğu hatırda tutulmalıdır.

[Fikriyat, 10 Kasım 2017]

Etiketler: