• Milli Muharip Uçak programı kapsamında geliştirilen KAAN savaş uçağı 21 Şubat 2024’te ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Böylelikle Türk kamuoyu ilk kez yerli ve milli imkanlarla geliştirilen insanlı bir savaş uçağının uçuşuna şahitlik etti.
  • İleri teknolojiler açısından "Türkiye Yüzyılı" hedefleri, birçok kritik teknoloji alanında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni uluslararası sistemde karar alıcı konuma yükseltmeyi amaçlamaktadır. Nitekim Türkiye, uzay ve havacılık alanında uluslararası bir aktör olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte, yerli ve milli kritik teknolojilerin geliştirilmesi yönünde çalışmalar hız kazanmaktadır. İşte bu bağlamda, 2021 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyu ile paylaşılan Milli Uzay Programı'nın bir parçası olarak, ilk Türk astronotu Alper Gezeravcı'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilmesi büyük önem arz etmektedir. 19 Ocak 2024 tarihinde Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki laboratuvar altyapısında mikro yerçekimi koşullarında gerçekleştirmek üzere, Türk bilim insanlarının hazırladığı 13 bilimsel deneyi gerçekleştirmek için atmosfer dışına göreve gönderilmiş, başarıyla tamamlanan deneylerin ardından Gezeravcı 9 Şubat 2024 tarihinde dünyaya iniş yapmıştır. Türkiye'nin ilk insanlı uzay misyonu olmasıyla büyük önem taşıyan bu adım Türkiye'nin uzay araştırmaları zemininde ulaşılan kırılma noktalarından biridir. Türkiye'nin Uzay Çalışmaları Türkiye'nin uzay çalışmaları, özellikle 2018 yılında Türkiye Uzay Ajansı (TUA)'nın kurulmasıyla, son yıllarda önemli bir ivme kazanmış olsa da Türkiye'nin uzay çalışmalarının geçmişi 1990'ların başında, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bünyesindeki çeşitli projelerle başlamıştır. Bahse konu yıllarda, özellikle uzay ve uydu teknolojileri alanında araştırma ve geliştirme faaliyetlerine odaklanılmıştır. Bu minvalde, Türkiye'nin uzay çalışmalarındaki dönüm noktalarından biri sayılabilecek olan atılım, Türksat 1A'nın 1994 yılında fırlatılmasıyla gerçekleşmiştir. Türksat 1A uydusu, Türkiye'nin iletişim alanında dışa bağımlılığını azaltmayı ve Türkiye'nin kendi haberleşme altyapısını geliştirmeyi amaçlamıştır. Ancak o dönemki imkansızlıklar ve bazı teknik aksaklık sebebiyle Türksat 1A'nın fırlatılışı ümit edilen başarıyı getirememiştir. Ancak atılan bu önemli adım, neticesi ne olursa olsun Türkiye'nin uzay alanındaki kararlılığını etkilememiştir. Nitekim Türksat 1A uydu denemesinin ardından Türkiye, Türksat serisi uydularıyla iletişim altyapısını güçlendirmeye devam etmiş; Türksat 1B 1994'te, Türksat 1C 1996'da, Türksat 2A ise 2001'de başarıyla uzaya fırlatılmıştır. Bu uydular, Türkiye'nin televizyon yayıncılığı, internet ve iletişim hizmetleri alanlarında önemli bir gelişme kaydetmesini imkan sağlamıştır. 2000'li yıllarda, Türkiye'nin uzay çalışmaları daha da ivme kazanmıştır. TÜBİTAK UZAY, bir dizi yer gözlem ve haberleşme uydusu projesini başlatmıştır. Diğer taraftan 2000'lerin başında TÜBİTAK UZAY tarafından başlatılan BİLSAT projesi, Türkiye'nin yer gözlem uydusu teknolojisindeki ilk adımlarından biri olmuştur. BİLSAT'ın ardından, 2011'de fırlatılan RASAT ve 2012'de fırlatılan GÖKTÜRK-2 uyduları, Türkiye'nin yer gözlem kabiliyetlerini önemli ölçüde artırmıştır. Diğer taraftan 2000'li yıllarda TÜRKSAT uydularının fırlatılmalarına başarıyla devam edilmiştir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin haberleşme altyapısını güçlendirmiş ve küresel iletişim ağında önemli bir oyuncu olmasını sağlamıştır. TÜRKSAT 3A (2008), 4A (2014) ve 4B (2015) uyduları şu anda aktif durumda olup, iletişim hizmetleri sunmaya devam etmektedirler. 8 Ocak 2021'de fırlatılan TÜRKSAT 5A uydusu ise tamamen elektrikli itki sistemine sahiptir ve mevcut haberleşme uydularına destek sağlayarak, Türkiye'nin iletişim altyapısını daha da güçlendirmeyi amaçlamaktadır. 19 Aralık 2021'de uzaya gönderilen TÜRKSAT 5B uydusu ise yüksek veri iletim kapasitesine sahiptir. Bu uydu, geniş bir coğrafyada ülkelerin veri haberleşme altyapısını desteklemek üzere tasarlanmıştır ve böylece bölgesel iletişim ağlarını güçlendirmesi beklenmektedir. Türkiye, 2024 yılında fırlatılması öngörülen TÜRKSAT 6A projesiyle milli haberleşme uydusunu geliştirme yolunda önemli bir adım atmaktadır. Bu proje, Türkiye'nin uzay ve uydu teknolojileri alanında kendi bağımsızlığını ve yeteneklerini artırma hedefini desteklemekte ve ulusal güvenlikten iletişime kadar geniş bir yelpazede stratejik avantajlar sunmaktadır. Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ve Milli Uzay Programı Yukarıdaki satırlarda da ifade edildiği üzere, Türkiye'nin uzay alanındaki atılımında önemli bir kırılma noktası da şüphesiz 2018 yılında Türkiye Uzay Ajansı'nın (TUA) kurulması ile olmuştur. TUA, Türkiye'nin uzay politikalarını belirlemek, uzay ve havacılık teknolojilerinin geliştirilmesini teşvik etmek ve uluslararası uzay çalışmalarında Türkiye'nin yerini güçlendirmek amacıyla kurulmuştur. Ajansın kurulmasıyla birlikte, uzay çalışmaları daha koordineli ve stratejik bir şekilde yürütülmeye başlanmıştır. Türkiye'nin uzay çalışmaları adına "Uzay Vatan" üzerine çalışmaları ivmelendirecek TUA'nın temel hedefleri arasında; Millî Uzay Programı'nın hazırlanması ve uygulanması, uzay teknolojileri alanında ulusal kapasitenin artırılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi yer almaktadır. Bu çerçevede TUA'nın kurulmasıyla Türkiye'nin uzay çalışmaları, daha geniş bir vizyona ve somut projelere dayandırılmıştır. Türkiye'nin uzay çalışmalarında belirlediği stratejik hedefler arasında Ay'a iniş yapmak, yerli ve milli uydular geliştirmek, bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi oluşturmak, uzay limanı işletmesi kurmak, uzay sanayisi ve teknolojileri geliştirme bölgesi oluşturmak ve insanlı uzay misyonları gibi önemli hedefler bulunmaktadır. Bu hedeflerin en önemlilerinden olan uzayda insanlı misyon gerçekleştirme hedefi birisi Alper Gezeravcı'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'nda başarıyla ifa ettiği deneyler temelinde tamamlanmıştır. Türkiye'nin insanlı uzay misyonları önümüzdeki Nisan ayında Tuva Cihangir Atasever ile devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Milli Uzay Programı, Türkiye'nin uzay alanında sahip olduğu hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için izleyeceği stratejileri belirleyen kapsamlı bir yol haritası sunmaktadır. Program, Türkiye'nin uzay teknolojileri alanındaki yeteneklerini artırma, uzayda bağımsız bir konuma ulaşma ve uluslararası iş birliklerini geliştirme gibi ana hedefler üzerine kuruludur. Bu kapsamda Ay'da görev icra etme, yerli ve milli uydular geliştirme, uzaya erişim kapasitesini artırma ve uzay teknolojilerini geliştirme gibi alanlarda somut projeler planlanmaktadır. Türkiye'nin uzaydaki bağımsızlığını ve uluslararası alandaki rekabet gücünü artırma yolundaki bu stratejik adımlar, ülkemizin uzay ve havacılık alanındaki geleceğini şekillendirecek önemli gelişmeler arasında yer almaktadır. Türkiye'nin uzay çalışmaları tarihine bakıldığında, yerli ve milli teknoloji geliştirme çabalarının ön planda olduğu görülmektedir. Türkiye, bu alanda kendi kabiliyetlerini geliştirmek ve uluslararası uzay topluluğunda söz sahibi olmak için stratejik yatırımlar yapmaktadır. Türkiye'nin uzay çalışmalarındaki bu kararlı ilerleyiş, uluslararası alanda önemli başarılar elde edilmesinin önünü açmaktadır. Türkiye'nin uzay çalışmaları, uluslararası işbirliklerine ve yerli üretim kapasitesinin artırılmasına odaklanmıştır. Sonuç olarak bu gelişmeler, Türkiye'nin uzay ve uydu teknolojileri alanında kaydettiği ilerlemenin göstergesi olup, Türkiye'nin bu alandaki bağımsızlık ve yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik kararlılığını yansıtmaktadır. Unutulmamalıdır ki uzay teknolojileri, günümüz dünyasında stratejik öneme sahiptir; bu nedenle Türkiye'nin uzay çalışmalarına dair yaptığı yatırımlar, gelecekte en başta "Uzay Vatan"ın güvence altına alınmasını sağlayacak, sonrasında da teknolojik gelişim, ulusal güvenlik, ekonomik büyüme ve uluslararası iş birlikleri gibi alanlarda Türkiye'ye önemli fırsatlar sunacaktır.
  • Türkiye’nin Muharip Uçak İhtiyacı

Bu Konuda Daha Fazla..

  • Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) operasyonel yetkinlik ve derinliğini artırdığı son yıllarda icra ettiği operasyonlarla göz önüne serilmiştir. Teşkilat bir yandan yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadele operasyonlarında aktif olarak rol alırken diğer yandan uluslararası casusluk faaliyetlerinin önlenmesine yönelik de efor sarf etmektedir.

  • Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin 86. sayısı raflarda yerini aldı.

  • Bu yılı maalesef 7 Ekim'de yeniden başlayan İsrail-Filistin çatışmasında ateşkese ulaşamadan ve Kuzey Irak'ta verdiğimiz 12 şehidin acı hatıraları ile uğurluyoruz. 2023'te ABD ve diğer Batılı ülkelerin İsrail katliamlarına verdiği desteğin "BM, uluslararası düzen, değer ve norm" gibi kavramları altüst eden ve uluslararası toplumun vicdanında derin yaralar açan olaylara tanıklık ettik. İki yıl önce koronavirüs salgınının gündemimize taşıdığı büyük güç rekabeti geçen yıl Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile hızlanmıştı. İsrail'in Gazze işgali uluslararası hukukun tabutuna bir çivi daha çakarken bize dünyamızın yeni çatışmalara kolaylıkla sürüklenebileceğini gösterdi. Yemen krizi ABD ve İsrail'in İran ve vekilleri ile bölgesel bir çatışmaya gitme riskini hatırlatıyor.

  • AB Yapay Zeka Yasası nedir? Yasa hangi temel sınamalarla karşılaşabilir? Düzenlemenin küresel mevzuat çerçevesindeki etkileri nelerdir?

  • Çin lideri Şi Cinping’in Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği San Francisco’da Başkan Biden ile görüşmesi, her iki ülkenin bir süredir tansiyonu düşürme çabalarının sonucunda gerçekleşti. Biden yönetimi geçtiğimiz yaz aylarından itibaren Çin’e gönderdiği kabine üyelerinin görüşmeleriyle Çin’le istikrar arayışına girmişti. Tayvan, casusluk krizi ve kritik teknolojik ürünler gibi konular, gerilimi tırmandırmanın yanısıra iki ülke ordularının iletişim kanallarının kapanmasına yol açmıştı. Biden-Şi görüşmesi öncesinde yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı gibi beklentiler yüksek değildi.