Vesayete Karşı Yeni Anayasa Şart

Vesayete Karşı Yeni Anayasa Şart

Gündemin önemli bir maddesi olan yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili merak edilenleri SETA Hukuk ve İnsan Hakları Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Cem Duran Uzun cevapladı.

MEVCUT ANAYASA DARBENİN GÖLGESİNDE

1982 Darbe Anayasasının değişmesi zorunluluğunu elzem kılan sebepler nelerdir?

1982 Anayasasının yerine tamamen yeni bir anayasanın gerekliliği konusunda toplumda genel bir fikir birliği var. Yeni Anayasaya gerek yok diyen bir siyasi parti de yok gibi. Mevcut Anayasanın üzerinde hala 12 Eylül Darbesinin gölgesi bulunuyor. Bu otoriter ve anti demokratik gölgeden ve etkiden kurtulmak ancak yeni bir anayasa ile mümkün.

Yapılan anayasa değişiklikleri kalıcı bir çözüm üretmiyor diyebilir miyiz?

Anayasa değişiklikleri ile bu etkiden kurtulmak mümkün değil. Baştan yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Anayasa çok defa değişikliğe uğramış olsa da, hala yenilenmesi ve değiştirilmesi gereken maddeler içeriyor. Çünkü hiç değişmeyen maddeler olduğu gibi, bazı değişiklikler vesayetçi sistemin sınırları dâhilinde yapılabilmiştir. Ayrıca yapılan değişikliklerden sonra Anayasada ciddi tutarsızlıklar ve uyumsuzluklar olduğunu görüyoruz. Bazı hükümler 12 Eylül Rejiminin otoriter izlerini taşırken bazı hükümler ise 2000’li yılların özgürlükçü etkilerini yansıtıyor. Yani Anayasanın bütününe hâkim olan ortak bir ruhtan bahsetmek güç.

YENİ ADIMLAR ATILMALI

Yeni bir Anayasa, 1961-1982 Anayasalarıyla güçlenen vesayet sisteminin de etkisini ortadan kaldıracak mı?

Yeni anayasayı gerekli kılan bir diğer neden, 1961 Anayasası ile kurulan ve 1982 Anayasası ile etkisi artan vesayet sistemidir. 2007 ve 2010 Anayasa değişikliği ile önemli oranda giderilmiş ve siyaseten kırılmış olsa da bu sistemin anayasal izleri hala mevcuttur ve bu konuda hala atılması gereken adımlar var.

Yeni anayasa için geniş bir ön hazırlık mevcut mu?

Evet, çok geniş bir hazırlık olduğunu ve yeni komisyonun sıfırdan başlamayacağını söyleyebiliriz. 2011 Milletvekili Genel Seçimlerinden kısa bir süre sonra Meclisteki partilerin katılımı ile T.B.M.M. Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuruldu ve Komisyona yeni Anayasanın taslak metnini hazırlama görevi verildi. Bu Komisyon 2013 yılı sonuna kadar çalıştı ve ciddi bir ön hazırlık yaptı.

SIFIRDAN BAŞLANMAYACAK

Yeni bir anayasanın gerekliliği konusunda toplumu bilgilendirecek yeterli çalışma yapıldımı sizce?

Komisyonun çalışmaları birçok anayasal sorunun yoğun bir şekilde siyasetin ve toplumun gündemine taşınmasına ve tartışılmasına sebep oldu. Bu süreçte onlarca Anayasa önerisi hazırlandı, çok sayıda Anayasa toplantıları yapıldı; raporlar, makaleler, kitaplar yazıldı ve geniş bir müktesebat oluştu. Böylece bundan sonraki dönemde başlanacak yeni Anayasa süreci için ciddi bir hazırlığın ve malzemenin bulunduğunu ve sıfırdan başlanmayacağını söyleyebiliriz.

YÜZDE YÜZ MUTABAKAT ZOR

Muhalefetin her şeye ‘hayır’ tavrı dolayısıyla yeni anayasa konusunda bir anlaşmaya gidilmesi mümkün olabilir mi? Tüm partiler arasında yüzde yüz mutabakat sağlanabileceğini düşünüyor musunuz?

Yüzde yüz mutabakat sağlamak çok zor hatta imkânsız. Zaten demokratik bir anayasa için böylesine bir mutabakat olması da gerekmiyor. En homojen ve uzlaşmacı toplumlarda dahi bunu sağlayamazsınız. Ayrıca böyle bir yöntemle anayasa hazırlamış demokratik bir örnek de yok. Partilerin açıklamalarından Uzlaşma komisyonunun kaldığı yerden devam edeceğini ve üye sayılarının eşit olacağını anlıyoruz. Ama çalışma esasları ve karar alma koşulları nasıl olacak henüz belli değil. Ancak gelen sinyaller Komisyonun benzer şekilde oybirliği ile karar alması ilkesinin benimseyeceği yönünde. Eğer böyle olursa Komisyonun başarı şansı zayıf.

Daha önce kurulan komisyonda, üzerinde anlaşılması kolay 60 madde üzerinde uzlaşı sağlanabilmişti. Diğer maddelerde bu tür bir uzlaşı söz konusu olabilir mi?

Önceki Komisyon yöntem olarak, uzlaşması kolay maddelerden başlamış ve zor konuları sona bırakmıştı. Bu, anayasa yapımı açısından ve uzlaşmayı sağlamak için doğru bir yöntemdi. Nitekim Komisyon, temel haklara ilişkin genelde üzerinde tartışılma olmayan 60 maddenin yazımını başarmıştı. Ancak asıl tartışmalı ve zor konular üzerinde uzun müzakereler yapılmış ama anlaşma olmamıştı. Önümüzdeki süreçte eğer oybirliği koşulu getirilmezse ve siyasi partiler kırmızı çizgiler ya da vazgeçilmezler belirlemekten kaçınırlarsa zor da olsa bir uzlaşma ortaya çıkabilir.

Muhalefet yeni anayasa konusunda daha çok hangi maddelerde sorun çıkaracaktır?

Sorun ve tartışma olacak çeşitli konu başlıkları var. Siyasal sistem yani hükümet sistemi konusunda partilerin farklı görüşleri olduğunu açıklamalarından anlıyoruz. Bu yasama ve yürütme başlıklarının yazılmasında uzlaşmazlık olacağı anlamına geliyor. Ayrıca, Anayasal vatandaşlık, kimlik hakları ve anadilde eğitim gibi Kürt sorununa ilişkin konularda anlaşma zorluğu olduğunu düşünüyorum. Özellikle son dönemde tekrar başlayan saldırılardan ve PKK’nın çatışmaları şehirlere taşımasından sonra bu konuları sağlıklı tartışmak zorlaşacaktır. Yüksek yargının yeniden organizasyonu, HSYK ve benzeri yargı ile ilgili çeşitli maddelerde de tartışmalar çıkacaktır.

MUTLAKA REFERANDUMA SUNULMALI

Yeni anayasa konusunda referanduma gidilmeli mi? Neden?

Yeni anayasa metni ne kadar geniş uzlaşma ile hazırlanırsa hazırlansın mutlaka referanduma sunulmalı. Çünkü anayasa metni hazırlandıktan sonra egemenliğin asıl sahibi olan halkın iradesini açıklaması ve anayasa konusunda görüşünü belirtmesi, o anayasanın meşruluğu ve gücü açısından zorunludur. Ayrıca darbeler sonrası hazırlanan 1961 ve 1982 Anayasalarının dahi referanduma götürüldüğünü göz önüne alırsak, hazırlanacak yeni anayasanın da mutlaka halkoylamasına sunulması gerekiyor.

Yeni anayasa kadar tartışılan bir diğer konu da başkanlık sistemi. Yeni bir anayasa parlamenter sisteme göre mi yoksa başkanlık sistemine göre mi hazırlanacak?

Bu konuda partilerin farklı görüşleri var. AK Parti başkanlık sistemini talep ederken muhalefet partilerinin üçü de buna karşı olduklarını ısrarla belirtiyorlar. Oysa mevcut sistem ciddi sorunlar barındırıyor ve önemli krizlere sebep olabilir. Doğrudan halk tarafından seçilmiş, geniş yetkileri olan bir Cumhurbaşkanı ve benzer şekilde halk tarafından seçilmiş yürütme yetkisine sahip bir Bakanlar Kurulu mevcut. Yani iki başlılık ya da çifte meşruluk sorunu çıkması muhtemel. Bu sebeple bu konuda bir takım değişiklikler yapılması zorunluluğu var.

Siyasal sistem konusunda partilerin farklı görüşleri var. Bu yasama ve yürütme başlıklarının yazılmasında uzlaşmazlık olacağı anlamına geliyor. Ayrıca, Anayasal vatandaşlık, kimlik hakları ve anadilde eğitim gibi Kürt sorununa ilişkin konularda anlaşma zorluğu olacak.

1961 Anayasası ile kurulan ve 1982 Anayasası ile etkisi artan vesayet sistemi yeni anayasayı gerekli kılıyor. 2007 ve 2010 Anayasa değişikliği ile önemli oranda giderilmiş olsa da bu sistemin anayasal izleri hala mevcut ve bu konuda atılması gereken adımlar var.

Mevcut anayasadaki bazı hükümler 12 Eylül Rejiminin otoriter izlerini taşırken bazı hükümler ise 2000’li yılların özgürlükçü etkilerini yansıtıyor. Yani Anayasanın bütününe hâkim olan ortak bir ruhtan bahsetmek güç.

[Milat, 11 Ocak 2016]

Etiketler: