Hangcou Zirvesi’nin Ardından

Hangcou Zirvesi’nin Ardından

Hangcou Zirvesi küresel siyasi ve ekonomik meselelerin tartışılması adına önemli bir süreç oldu. Alınan kararların uygulanabilirliği ise bağlayıcılığı olmaması sebebiyle zamanla ortaya çıkacaktır.
Paylaş:

G20 (Group of 20) oluşumu, dünya ekonomisinin yüzde 90’ını, dünya nüfusunun 2/3’ünü ve dünya ticaretinin yüzde 80’ini oluşturan önemli bir küresel platformdur. Oluşuma üye 19 ülkenin milli gelirleri dünyada ilk 31’de yer almaktadır. İran, İsviçre, Norveç, Tayvan ve Venezüella gibi ülkeler, G20 üyesi bazı ülkelerden daha büyük ekonomilere sahip olmalarına rağmen bu oluşum içerisinde tarafsız kalma ve refah düzeyini koruma gibi sebeplerden ötürü yer almamaktadırlar. Her sene üye ülkelerden birinin ev sahipliği yaptığı zirvelerde, üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları bir araya gelmektedir. Şu ana kadar 11 kez düzenlenen bu zirvelerin amacı, güncel küresel siyasi ve ekonomik konuların en üst düzeyde tartışılıp, çözüm için bir yol haritası çıkartılmasıdır. Ancak, zirvelerde alınan kararların bağlayıcı olmaması sebebiyle oluşumun işlevselliği daima tartışma konusu olmuştur.

Dünyanın en büyük yedi ekonomisinin oluşturduğu G7’nin (1998 yılında Rusya’nın dâhil olmasıyla G8 oldu) küresel ekonomik büyümede ve gelir adaletsizliğinde başarısız olması üzerine ortaya çıkan bu oluşumun üyeleri arasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Arjantin, Avustralya, Birleşik Krallık, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, İtalya, Kanada, Kore, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerin yanı sıra Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası kuruluşlar da yer almaktadır.

YAPISAL REFORMLAR

G20 Hangcou Zirvesi’ne katılan liderler ilk olarak,”yenilikçi kalkınma modeli” konusunda karar almışlardır. Sonuç bildirgesine göre, liderler kısa vadeli ekonomik büyümenin sürdürülmesinin önemine işaret etmişler ve arz kısıtlamalarını ortadan kaldırılarak orta ve uzun vadeli potansiyelin ortaya çıkarılması gerektiğine vurgu yapmışlardır. Bu modelin hayata geçirilmesi ile uluslararası ticarette ve yatırımda işbirliğinin artırılması; gelişmekte olan ülkelere teknik altyapı, enerji ve insan sermayesi gibi konularda daha fazla desteğin sağlanması amaçlanmıştır.

Zirvede ikinci olarak, “yapısal reformlar” konusuna ağırlık verilmiştir. G20 liderleri sürdürülebilir, güçlü ve dengeli küresel ekonomik büyüme hedefi için şu sekiz maddeden oluşan yapısal reformlara ağırlık verilmesi yönünde uzlaşmışlardır: (1) uluslararası ticareti ve yatırımı canlandırmak, (2) istihdam reformlarını teşvik etmek, eğitim ve becerilerden daha fazla yararlanmak, (3) bilhassa gelişmekte olan ülkelerde altyapıyı iyileştirmek ve inovasyonu teşvik etmek, (4)finansal reformları desteklemek, (5) küresel rekabeti desteklemek, (6) küresel finans sistemini ve ticaret ortamını iyileştirmek, (7) çevresel sürdürülebilirliği güçlendirmek ve (8) kapsayıcı kalkınmayı işlevsel kılmak. Alınan bu kararlar incelendiğinde pratikte uygulamaları zor olan normatif kararlar oldukları görülmektedir.

Zirvede ele alınan üçüncü konu, Birleşik Krallık’ın AB’den çıkması (Brexit) ile ilgili olmuştur. G20 liderleri Brexit’in küresel ekonomiye belirsizlikler getirdiğine işaret etmişler ve Brexit’in gelecekte yol açabileceği ekonomik ve finansal sonuçlara hazırlık için şimdiden etkin bir planın yapılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Hangcou Zirvesi’nde dördüncü olarak, Çin’in ulusal para birimi olan Yuan’ın (Yüen), IMF tarafından özel çekme hakkı (special drawing rights-SDR) sepetine alınmasına ilişkin, geniş kapsamlı finansal ve istatistiksel değerlendirmelerin yapılması çağrısında bulunulmuştur. Liderler zirvede son olarak, küresel terörün ve terör örgütlerinin finans ve insan kaynaklarının durdurulması için daha fazla işbirliğine ihtiyaç olduğu hususuna ve küresel terörle mücadelede ülkeler arasında bilgi paylaşımı, teröristlerin mal varlıklarını dondurma ve gerekli cezaları uygulama gibi konularda koordinasyonun arttırılması gerektiğine vurgu yapmışlardır.

Bu dâhilde, G20’ye katılan liderlerin şu konulara önem verdiği anlaşılmaktadır: Uluslararası ticaret ve kalkınmanın canlandırılması, yoksulluğun azaltılması, kapsayıcı ve sürdürülebilir küresel kalkınmanın gerçekleştirilmesi, yenilikçi ekonomik büyüme ve istihdamın artırılması, küresel terörle ortak mücadele için daha fazla işbirliği yapılması.

TÜRKİYE NEYİ ANLATTI?

Hatırlanacağı gibi, 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesi sonucu ikili ilişkilerde olumsuz bir dönemin başladığı Rusya ile ilişkilerin eski seyrine döndürülmesi için Erdoğan ve Putin, Ağustos ayında St. Petersburg’da bir araya gelmişti. Bu ziyaretten sonra yapılan en üst düzeyli ikinci görüşme yine Erdoğan ve Putin arasında Hangcou Zirvesi’nde gerçekleşmiştir. Görüşmede “Türk Akımı” ve “Akkuyu Nükleer Santrali” gibi enerji alanında işbirliği için büyük önem arz eden konular ele alınmıştır.

Erdoğan’ın Çin lideri Cinping ile yaptığı toplantıda ise daha çok ekonomik konular ele alınmıştır. Bilindiği gibi, Şubat 2013’te ABD Başkanı Barack Obama, dönemin AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy arasında yapılan toplantı sonrasında başlatılan “AB-ABD Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı” (TTIP) görüşmeleri kapsamında taraflar, karşılıklı olarak gümrük vergilerini sıfırlamayı, gümrük dışı engelleri azaltmayı ve yatırım kolaylıkları sağlamayı planlamıştır. Sonrasında, ABD’nin benzer girişimi Pasifik’te Transpasifik Anlaşması (TPA) ile yapmaya çalışması, 2008’teki kriz sonrasında küresel ekonomide giderek ön plana çıkan Çin’e karşı “yeni bir siyasi ve ekonomik bloklaşma” tartışmasını beraberinde getirmiştir. Ancak, son iki yılda yeni adımların atılmaması sebebiyle hem TTIP hem de TPA müzakereleri tıkanmıştır. Bunun yanı sıra, Türkiye TTIP görüşmelerinin dışında bırakılması sebebiyle kendisine ekonomik açıdan yeni ve alternatif yollar aramaya başlamıştır. Tam da bu süreçte, Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol Projesi”ni (One Belt One Road-OBOR) gündeme getirmesiyle birlikte Türkiye’nin ilgisi bu projeye yönelmiştir. Ancak, iç siyasette yaşanan gelişmelerden ötürü Türkiye, bu projeyle ilgili girişimde bulunamamıştır. Bu sebeple, Erdoğan ve Cinping arasındaki görüşmede bu projede Türkiye’nin potansiyel rolüne ağırlık verilmiştir.

ABD Başkanı Obama ile yapılan görüşme ise son dönemde ivme kaybeden Türkiye-ABD ilişkilerinin seyri için önemli bir adım olmuştur. 15 Temmuz Darbe Girişimi süresince Türkiye’ye yeterli desteği vermeyen ve bu girişime rağmen FETÖ lideri Gülen’i iade etmeye yanaşmayan ABD’nin tutumu, görüşmenin ana gündemini oluşturmuştur. Erdoğan ve Obama arasındaki görüşmede ayrıca Fırat Kalkanı Operasyonu, Suriye ve Irak’ta yaşanan son gelişmeler, devam eden PKK ve DAEŞ tehditleri ile ABD’nin YPG konusundaki tutumu ele alınmıştır.

Son olarak, AB liderleri ve Fransa, Almanya ve İtalya gibi AB içerisinde ön plana çıkan ülkelerin liderleri ile yapılan ortak toplantıda Geri Kabul Anlaşması, Vize Muafiyeti, Suriye’nin ve Suriyelilerin durumu, AB tarafından Türkiye’ye verilmesi planlanan 3 milyar Euro’nun durumu ele alınmıştır. AB’nin de ABD gibi 15 Temmuz sürecinde Türkiye’ye yeterli desteği vermemesi sebebiyle olumsuz bir havaya bürünen ilişkilerin iyileştirilmesi adına yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen kapsamlı “Türkiye-AB Zirvesi”nin bir ön adımı olan bu görüşmede Erdoğan, Fırat Kalkanı Operasyonu ile ilgili de bilgi vermiştir.

Hangcou Zirvesi küresel siyasi ve ekonomik meselelerin tartışılması adına önemli bir süreç olmuştur; ancak bu zirvelerde alınan kararların üye devletler için bağlayıcı olmaması sebebiyle kararların uygulanıp, uygulanmayacağı ilerleyen zamanlarda ortaya çıkacaktır. Ayrıca, zirve kapsamında en çok görüşme yapan ülkelerden biri olan Türkiye için Hangcou Zirvesi, FETÖ ile mücadele kapsamında atılan adımların dünya kamuoyuna anlatılması ve Çin ile birlikte yeni bir küresel jeo-politik ve jeo-ekonomik strateji üretmek için önemli bir fırsat olmuştur.

[Star Açık Görüş, 11 Eylül 2016].


#Avrupa Birliği (AB)#Almanya#Rusya#Suriye#Ortadoğu#Türkiye#Ulusal Güvenlik#Avrupa#PKK#Recep Tayyip Erdoğan#Türk-Amerikan İlişkileri#ABD#Terör#İstihdam#Batı#Nükleer#Çin Halk Cumhuriyeti#Türk Dış Politikası#Sınır Güvenliği#Kalkınma ve Ekonomi#Suriye Sınır Güvenliği Politikası#Savunma#YPG#Irak#G20#Uluslararası Para Fonu (IMF)#Birleşmiş Milletler (BM)#Afrika#Suudi Arabistan#Suriye Krizi#Türk Akımı Projesi#İtalya#Hindistan#Suriye İç Savaşı#Japonya#İngiltere#Latin Amerika#Meksika#11 Eylül 2001 Saldırıları#ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA)#Kanada#Diplomasi#Dünya Bankası#Brezilya#Boru Hattı#Birleşik Krallık#Küresel Ekonomi#Vladimir Putin#Teşvik#İsviçre#G20 Zirvesi#DEAŞ | DAESH | DAEŞ#Nükleer Enerji#Terörle Mücadele#Angela Merkel#Terör Örgütleri#Türkiye'nin Terörle Mücadelesi#Türkiye’nin Sınır Güvenliği#Türkiye-ABD İlişkileri#Küresel Finans#Venezuela#Brexit#Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)#15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe Girişimi#Fırat Kalkanı Operasyonu#Fırat Kalkanı Harekatı (FKH)#Endonezya#Polonya#Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan#Arjantin#Uluslararası İlişkiler#Heyet Tahrir el Şam (HTŞ)#Muhammed bin Selman bin Abdülaziz el-Suud (MBS)#PKK - YPG - SDF - PYD - YPJ - SDG - HBDH - HPG - KCK - PJAK - TAK - YBŞ#Rusya Devlet Başkanı#ABD Başkanı#Barack Obama#Star Gazetesi#Askeri Operasyon#Sınır Ötesi Askeri Harekat#Sınır Ötesi Askeri Operasyon#Askeri Harekat#Türkiye'nin Suriye Stratejisi#TDP#Tayvan#Başkan Recep Tayyip Erdoğan#TürkAkım Projesi#TurkStream#Turk Stream#Doğalgaz Boru Hattı Projesi#Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)#AB Komisyonu#AB Komisyonu Başkanı#Varşova#BM Genel Sekreteri#Matteo Renzi#Dünya Ekonomisi#Küresel Rekabet#Uluslararası Çalışma Örgütü#Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)#Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)#AB Konseyi Başkanı#Türk-Rus Enerji İşbirliği#ABD-Transatlantik İlişkileri#PKK ile Mücadele#Suudi Arabistan Veliaht Prensi#Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ)#Ekonomik Kalkınma#Finans#Kalkınma#Yapısal Reformlar#Asya Pasifik#Enerji Projeleri
Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR