Barış Pınarı’nın Cepheleri

Barış Pınarı’nın Cepheleri

Barış Pınarı Harekâtı’nı pek çok cephede yürütmek durumunda kalan Türkiye, bir yandan sahada operasyona devam ederken bir yandan da terör örgütü PKK/YPG’yi işbirliği yapacakları bir aktör olarak gören ülkelerden gelen baskıları göğüslemek zorunda.
Paylaş:

Türkiye, uzun zamandır Fırat'ın doğusuna yönelik olarak yapacağını duyurduğu askeri operasyonu 9 Ekim tarihinde başlattı ve 18 Ekim’de ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ankara’daki temasları sırasında varılan uzlaşıya kadar Tel Abyad ve Resulayn şehirlerinin de dahil olduğu çok sayıda yerleşim yerini kontrol altına aldı. ABD ile varılan uzlaşı çerçevesinde Barış Pınarı Harekâtı’na ara verildi ama eğer 5 günlük süre içerisinde Türkiye’nin güvenli bölge olarak oluşturmak istediği alanda terör örgütü PKK/YPG unsurları kalırsa operasyonun kaldığı yerden devam edeceği de kararlı bir şekilde duyuruldu.

 

Suriye toprakları ABD ve Rusya’nın kontrolü altına girerken ses çıkarmayan Arap siyasetçileri ve medyasının Türkiye’nin operasyonunu Arap dünyasına bir saldırı gibi değerlendirmesi, Barış Pınarı'nın ne kadar geniş bir kesimi rahatsız ettiğinin bir başka göstergesi.

 

Cephelerin bu kadar geniş ve mücadele edilmesi gereken aktörlerin sayısı bu kadar çok olsa da, Türkiye'nin bugüne kadar hem sahada hem masada hem de iletişim ayağında başarılı bir mücadele verdiğinin altını çizmek gerekiyor.

Harekâtın uluslararası medya cephesi

Uluslararası medyanın Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Türkiye’ye karşı yürüttüğü karalama kampanyasında en fazla Batı medyasının öne çıktığını görüyoruz. Harekâtın Türkiye sınırları ötesindeki terör unsurlarına karşı yürütüldüğü gerçeği görmezden gelinerek YPG/PKK’ya sahip çıkan bir tutum içerisinde yayınlar yapıldığı görülüyor. Operasyonun Kürt halkını hedef aldığına dair bir algı oluşturularak Türkiye’ye karşı baskı yapılmaya çalışılıyor. Algı manipülasyonu konusunda oldukça başarılı olduğu bilinen PKK/YPG’nin kurguladığı Türkiye’yi suçlu gösteren görsel materyaller uluslararası medya aracılığıyla yaygınlaştırılarak Batılı politikacıların Türkiye’ye karşı daha sert tedbirler alması sağlanmaya çalışılıyor. Bu baskıyla Trump yönetimi Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararından vazgeçmeye zorlanırken Türkiye’nin de operasyonu durdurması hedefleniyor.

ABD cephesi

ABD’nin Türkiye, Suriye ve PKK/YPG politikası açısından tam bir kaos dönemine şahit olduk. Trump’ın eski bürokratları bu meseleyi onunla hesaplaşmanın aracına dönüştürürken, PKK/YPG’yi kastederek ABD’nin “müttefiklerini” satmaması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gittiler. Türkiye’nin cezalandırılmasını, Türkiye ekonomisinin çökertilmesini, NATO’dan çıkarılmasını talep edenlerin yanında, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda savaş suçu işlediği iftiralarını atarak Ankara’yı geri adım atmaya zorlayanlar oldu. Amerikan Başkanı ise bir gün Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı öven ertesi gün ise eleştiren ve tehdit eden tweetleriyle tarihe geçse de, Suriye’den çekilme kararının kendisine karşı yürütülen azil (impeachment) süreciyle ilişkilendirilmesi çabalarına rağmen kararından dönmedi. Ancak PKK/YPG yanlılarından gelen baskıların ağırlığı karşısında, Türkiye’nin istediği güvenli bölgenin çatışma olmadan temizlenmesi konusunda bir uzlaşıya varılması için yardımcısı Mike Pence ile birlikte üç önemli diplomatını Ankara’ya gönderdi.

Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmelerde hem Türkiye’nin hedeflerine daha kolay ulaşmasını hem de Başkan Trump’ın üzerindeki baskının hafiflemesini sağlayacak bir protokol konusunda uzlaşı sağlandı. Ancak ABD’deki PKK/YPG ile işbirliği üzerine kurulu Suriye ve Orta Doğu politikasından vazgeçmek istemeyen çevrelerin bu anlaşmadan memnun olmadıkları görülüyor. Zira Başkan Trump anlaşmaya dair attığı tweetlerden birinde “ABD petrolü sağlama aldı” dese de, ABD-Türkiye anlaşmasının ardından Moskova-Şam hattına yönelen PKK/YPG’nin ABD ile ortaklığa son vermesi durumunda Suriye’nin doğusundaki petrol bölgelerinin ABD tarafından tutulması zorlaşacaktır. Bu yüzden ABD’deki söz konusu çevreler bundan sonra da PKK/YPG ile işbirliğini sürdürmeye, Türkiye’yi hedef almaya ve bu çerçevede Türkiye-ABD mutabakatını işlevsiz kılmaya çalışacaklardır.

Rusya cephesi

Suriye meselesinde bugüne kadar daha çok Fırat’ın batısındaki çatışma bölgelerinde Rusya ile karşı karşıya gelen ve ABD’ye göre işbirliği ve uzlaşı konusunda Moskova ile daha başarılı adımlar atabilen Türkiye için Barış Pınarı Harekâtı bu ülke ile ilişkiler açısından yeni bir döneme işaret ediyor.

Bu uyarılar Rusya açısından da kritik bir döneme gelindiğini gösteriyor. Zira Türkiye ile ekonomik ve askeri alanlarda son dönemde oldukça iyi ilişkilere sahip olan Moskova’nın, Ankara’nın terör konusundaki hassasiyetini iyi okuması ve Washington’un bu konuda düştüğü hatalara düşerek PKK/YPG ile işbirliğine tevessül etmemesi, Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceği açısından çok büyük önem arz ediyor. Zeytin Dalı Harekâtı sırasında bu hassasiyeti gösterip bölgedeki askerlerini çekerek Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonunu mümkün kılan Rusya, şimdi Fırat’ın doğusunda benzer bir durumla karşı karşıya. Rusya’nın Türkiye’nin hedeflediği 32 kilometrelik hat boyunca PKK/YPG unsurlarının çekilmesini sağlama ve bu örgütle işbirliğinden kaçınma konusunda bir tavır alması Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir riski ortadan kaldıracaktır. Aksine Moskova, Zeytin Dalı Harekâtı’nın Tel Rıfat’taki PKK/YPG hedeflerine uzanmasına karşı çıktığı gibi hareket ederse, Türk-Amerikan ilişkilerinde son yıllarda yaşanan gerginlik Türkiye-Rusya ilişkilerinde de söz konusu olabilir.

Gerek Türkiye gerekse Rusya’nın Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda hemfikir olması Soçi Zirvesi’nde pozitif adımların atılması için gerekli zemini sağlıyor. ABD’nin askerlerini çekme kararı ve Barış Pınarı Harekâtı, Fırat’ın doğusunda bir PKK/YPG devletinin kurulmasının önlenmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması konusunda önemli bir fırsat oluşturdu. Şimdi bundan sonraki sürecin Ankara ve Moskova arasında iyi planlanıp Türkiye’nin terör konusundaki endişelerinin de giderilmesi gerekiyor.

[AA, 22 Ekim 2019].


#Rusya#Suriye#Ortadoğu#Türkiye#Ulusal Güvenlik#Türkiye-Rusya İlişkileri#Mülteci | Sığınmacı#Mülteci | Sığınmacı Krizi#PKK#Recep Tayyip Erdoğan#Türk-Amerikan İlişkileri#ABD#Savaş#Batı#Türkiye Ekonomisi#Türk Dış Politikası#Sınır Güvenliği#Güvenli Bölge#NATO#YPG#Tel Abyad#Suriye Krizi#Washington#Suriye İç Savaşı#Manipülasyon#Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)#Diplomasi#Suriye Muhalefeti#Batı Medyası#Savaş Suçu#Vladimir Putin#ABD Dış Politikası#Bölgesel Aktörler | Küresel Aktörler#DEAŞ | DAESH | DAEŞ#Terörle Mücadele#ABD'nin Ortadoğu Politikası#Donald Trump#Terör Örgütleri#Türkiye'nin Ulusal Güvenliği#ABD’nin Suriye Politikası#Türkiye'nin Terörle Mücadelesi#Türkiye’nin Sınır Güvenliği#Türkiye-ABD İlişkileri#ABD-PKK (YPG/PYD/SDG) İlişkileri#Suriyeli Sığınmacılar#Fırat Kalkanı Harekatı (FKH)#Trump Yönetimi#ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM)#Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan#Anadolu Ajansı (AA)#Uluslararası İlişkiler#PKK - YPG - SDF - PYD - YPJ - SDG - HBDH - HPG - KCK - PJAK - TAK - YBŞ#Mike Pence#Soçi Zirvesi#Rusya Devlet Başkanı#SDG#ABD-Terör İlişkileri#Tel Rıfat#Askeri Operasyon#Zeytin Dalı Harekatı (ZDH)#Sınır Ötesi Askeri Harekat#Sınır Ötesi Askeri Operasyon#Askeri Harekat#Suriye Barış Süreci#Başkan Recep Tayyip Erdoğan#Türk-Rus İlişkileri#Batı Basını#Fırat'ın Doğusu#Trump'ın Suriye'den Çekilme Kararı#19 Aralık 2018 ABD'nin Suriye'den Çekilme Kararı#Yabancı Medya#Düzensiz Göç#Barış Koridoru#Barış Pınarı Harekatı (BPH)#Barış Pınarı Operasyonu#Suriye Milli Ordusu (SMO)#Barış Pınarı Harekatı Nedir?#Beştepe Barış Pınarı Mutabakatı#PKK ile Mücadele#Petrol#ABD Başkan Yardımcısı#Uluslararası Göç ve Mülteciler
Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR