5 Soru: Suudi Arabistan’da İktidar Oyunları

5 Soru: Suudi Arabistan’da İktidar Oyunları

Suudi Arabistan'daki gelişmeler ne anlama geliyor?
Paylaş:

  1. Suudi Arabistan’daki gelişmeler nasıl okunmalı?

  1. İç siyaset yeni Kral’a göre mi dizayn ediliyor?

Kral Abdullah’ın mühim görevlerdeki iki oğlu Prens Türki bin Abdullah (Riyad Valisi) ve Prens Miteb bin Abdullah’ın (Milli Muhafız Kuvvetler) gözaltına alınmaları son derece kritik hamlelerdir. Hanedan içerisinde farklı güç merkezlerinin varlığı aynı zamanda ailede de birçok farklı ittifakın ortaya çıkmasına neden olmaktaydı. Bu ittifaklar genellikle anne tarafından mensup olunan aşirete dayanmaktaydı. Öyle görünüyor ki Suudi Arabistan’da yeni bir dönemin hazırlıkları yapılıyor. Bu süreçte eski yapılar ve sistemden kurtulmak için güç merkezlerinin hepsine adım adım çekidüzen veriliyor. İlmi sınıfla başlayan gözdağı siyaseti hanedan, iş dünyası, medya ve bürokrasiye kaymış durumda. Burada belirleyici olan Vahhabi ulemanın yani Şeyh ailesinin tutumu olacaktır. Halihazırda bu kanattan tam destek alındığı görülmektedir. Dolayısıyla yeni Kral tahta geçtiğinde iç politikada ayak bağı olacak bir güç merkezinin kalmaması için ön alınmış durumdadır.

  1. Bölgesel konjonktürün etkisi nedir?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ABD’nin teşviki ile daha etkili bir koalisyon oluşturmak için inisiyatif aldı. Bu doğrultuda Ekim ayı sonunda Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin Riyad’a giderek temaslarda bulunması uzun yıllardır Tahran etkisinde bulunan Irak Merkezi Hükümeti açısından önemli bir gelişmeydi. Suud-İsrail ilişkilerini geliştirmeye yönelik olarak son dönemde yoğunlaşan çabalar bir arada düşünüldüğünde İran’ı dengelemeye yönelik Suudi Arabistan liderliğinde güçlü bir ittifak arayışının hayata geçirilmeye çalışıldığı belirginlik kazanmaktadır. Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin geçtiğimiz hafta iki kez Suudi Arabistan’a gitmesi ve ardından can güvenliğini gerekçe göstererek görevinden istifa ettiğini açıklaması önemli bir siyasi gelişmeydi. Burada doğrudan Hizbullah, İran ve bu iki aktörün Lübnan ve Suriye’deki artan etkisi hedef alındı. Ardından Yemen’den Suudi Arabistan başkentine yönelik füze saldırısı yapıldı. Bütün bu gelişmeler bölgedeki İran etkisini sınırlandırmaya yönelik kapsamlı bir askeri müdahalenin başlayacağının işareti olarak okunuyor.

  1. Önümüzdeki süreçte nasıl bir tablo ortaya çıkabilir?

  1. Türkiye’nin pozisyonu ne olmalı?

Suudi Arabistan’da daha ılımlı bir anlayışın oluşması ve destek görmesi ancak yerli bir ajandaya sahip ise Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir. Türkiye Suudi yetkililerle irtibatı güçlendirerek bu konudaki değişimlere katkıda bulunmayı da düşünebilir. Ancak İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimde doğrudan ve hızlı bir şekilde taraf olmak Türkiye’nin çıkarları ile örtüşmemektedir. Çünkü PKK’nın Irak ve Suriye’de sınırlandırılması için İran ile belirli düzeyde eş güdüm ve koordinasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eş güdüm mevcut aşamada geniş kapsamlı bir ittifak olarak düşünülmemelidir. Keza Riyad yönetimi ile de başta Körfez güvenliği ve ikili ilişkiler olmak üzere birçok yakın iş birliği gerektiren alanlar mevcuttur. Türkiye bu kırılgan dengeyi incelikli bir yöntemle sürdürmenin yollarını aramalıdır. Dolayısıyla muhtemel bir savaşın üreteceği istikrarsızlık hem Türkiye hem de bölge için büyük maliyetler ortaya çıkarabilir. Türkiye istikrardan yana tavır sergileyerek aktörler arasında sükuneti tesis edebilir.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR