Zeytin Dalı Harekatının Sınır Şehirleri İçin Anlamı

Zeytin Dalı Harekatının Sınır Şehirleri İçin Anlamı

Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından harekatın yerinde takip edilmesi ve devlet yetkililerin şehre gelmesi şehirlerde moral motivasyonu çok daha güçlü bir şekilde etkiliyor.
Paylaş:
Suriye

Bu harekatla DEAŞ terör örgütü Azez, Cerablus ve El Bab’dan temizlendi. Türkiye bölgede istikrar sağlanması ve barışın ihkam edilmesi için, eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında güçlü bir destek sağladı. Kasım ayında Azez’e yaptığım ziyarette hem Türk devletinin hem de Türkiyeli STK’ların bölgede yaptığı çalışmalara bizzat şahit oldum. Fırat Kalkanı harekatı ile Türkiye’nin sınır şehirlerinde bir nebze güvenlik sağlanmışsa da, bu kez YPG’nin işgali altındaki Afrin gibi bölgelerden, şehir merkezlerine yönelik taciz ve saldırılar yaşanmaya başlanmıştı. 20 Ocak 2018’de başlayan Zeytin Dalı harekatı, Fırat Kalkanı'na benzer saiklerle, Türkiye’yi sınır ötesi terörle mücadeleye zorunlu kılmıştı. Zeytin Dalı harekatının, bu minvalde üç sosyolojik motivasyonu bulunuyor: Türkiye’nin sınırları içinde güvenliği ve huzuru sağlamak, YPG’nin baskısı altındaki yerel halka yardım etmek, ülkesine geri dönmek isteyen Suriyeliler için Suriye içinde güvenli bir yol ve yerleşim sağlamak.

YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin Suriye’nin şehirlerinde yapmaya çalıştıkları etnik ve mezhep temelli demografik mühendisliklerin, Türkiye’nin sınır illerini de hedeflemiş olması, Zeytin Dalı harekatının bunu engellemek için ne denli büyük bir sosyolojik ve tarihi anlama sahip olduğunu gösteriyor. Bu sosyolojik motivasyon, beraberinde sosyolojik bir desteği de getiriyor.

Sosyolojik dirençlilik yüksek

Burada iki husus önemli: İlk olarak Fırat Kalkanı sonrası sınır şehirlerimizde yaşayanlar, bölgede sağlanan güvenliği bireysel ve sosyal yaşamlarında hissettiler. Bu nedenle, Fırat Kalkanı’nın başarısı, Zeytin Dalı harekatına dönük sosyal desteğin güçlü olmasının en temel nedenlerinin başında geliyor. Kilis Devlet Hastanesi’nde görüşme yaptığım bir hemşire, değişen toplumsal algıyı şöyle özetliyor: “Biz iki sene önce Kilisliler olarak kimsesiz kaldığımızı düşünüyorduk. Sıkışmış gibiydik o dönem. O nedenle Fırat Kalkanı’nın ne anlama geldiğini de pek kavrayamadık. Ama şimdi farklı, bütün şehirde bir kenetlenmişlik var’.’

Bölgede daha önce yaptığım çalışmalarda, normal şartlarda dükkanlardaki, kahvehanelerdeki açık televizyonlarda, gün ortası kuşağı kadın-aktüalite programlarına denk gelirdim; ama bu kez girdiğim tüm mekanlarda haber kanalları açıktı ve operasyon takip ediliyordu. İnsanların kendi arasında operasyonun süresiyle ilgili tahminlerde bulunduğunu gözlemlerken, görüşme yaptığım bazı kişilerin sıklıkla askeri strateji terimlerini (hem de yerinde) kullandıkları dikkatimi çekti. Operasyonu son derece sıkı takip ettikleri ve dikkate aldıkları her hallerinden belliydi.

Suriyelilerle ortak duruş

Kilis’te ve Reyhanlı’da YPG’nin attığı roketlerin geldiği her noktayı ziyaret edip o bölgedeki insanlarla konuşuyoruz. Kilis’te camiye yapılan saldırıya ve sağanak yağışa rağmen, şehir merkezi gün içinde oldukça canlı. Aşıt mahallesinde geziyoruz. Eski Kilis evlerinin bulunduğu bu mahallede, Suriyelilerin yaşadığı bir eve roket gelmiş. Evin içine girdik ve ev sahibi Suriyelilerle konuştuk. “Roket akşam saatlerinde geldi. Roketin atıldığı odada 10 kişi vardı. Çatıdan geldi ve şükür ki patlamadı o yüzden kimse yaralanmadı” diyorlar. İçerideki manzaraya bakıldığında, ev sahiplerinin yaralanmadan kurtulmalarını görmek mucize gibiydi. Mahallede gezinirken karşılaştığımız Kilisli bir genç diyor ki: “Onlar bizi öldürürken Türkiyeli, Suriyeli diye ayırt etmeden öldürüyor. Biz de mücadelemizi hep birlikte vermeye çalışıyoruz”.

Kilis Devlet Hastanesi’nde YPG’nin camiye yönelik yaptığı roket saldırısından yaralı olarak kurtulmuş hastaları ziyaretimde, Halep’ten 4 yıl önce Kilis’e gelmiş Hasan Bey’le tanıştık: “Tesbihat esnasında vurdular. Namaz bitmişti şükür, yoksa çok fazla kayıp olurdu; Allah korudu” diyor. 6 çocuğu var. Evin geçimini tek başına sağlıyor. “Hemen hastaneden çıkmam, ailemin yanına çalışmaya dönmem gerekiyor” diyor ve ekliyor: “Allah Türkiye’nin yardımcısı olsun. Biliyoruz ki Türkiye’nin yardımcısı olursa bizim de yardımcımız olacak”.

Tam karşımızda Burseya dağının bulunduğu Kilis Öncüpınar Geçici Barınma Merkezi’ni de ziyaret ettik. Daha önce de ziyaret ettiğim bu merkezde, öncekine göre güvenlik önlemleri daha fazla artırılmıştı. Valilikten izinli olmamıza rağmen, kapıda sıkı bir kimlik kontrolünden ve aramadan geçirilerek içeri sokulduk. Öncüpınar Geçici Barınma Merkezi’nde yaklaşık 12 bin Suriyeli sığınmacı yaşıyor. Burada tam sınır noktasındaydık ve çatışma sesleri çok net işitiliyordu. Top seslerinden her irkilişimizde kampta yaşayanlar “Korkmayın bu bizim toplarımızın sesleri” diyor. Düşman topu ile bizim topun sesini ayıracak savaş tecrübesine sahipler ve aslında Suriye savaşının yaşattığı travma ile kıyaslanınca, bu sesleri pek de ciddiye almıyorlardı. Afrin’in sınırdaki köyleri TSK-ÖSO birlikleri tarafından tamamen kontrol altına alındığında, roketlerin artık gelmeyeceğini söylüyorlardı. Hemen ötedeki Burseya sağından yükselen dumanlara karşı, çocuklar konteynırların arasında bilyeleriyle oynamaya devam ediyordu. Çoğu İdlib’den gelmiş sığınmacılar, Afrin’in temizlenmesinin, eve giden yolu da açacağını düşünüyor ama İdlib’in de istikrar kazanmasının, geri dönüşlerinde belirleyici olacağını söylüyorlar.

Yerel yönetimlerin sorumluluğu

Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından harekatın yerinde takip edilmesi ve devlet yetkililerin şehre gelmesi ise şehirlerde moral ve motivasyonu çok daha güçlü bir şekilde etkiliyor. Benzer şekilde, basın mensuplarının ve bizim gibi araştırmacıların da bölgede olması, yerli halkın dirençliliğini artırıcı ve destekleyici bir etkiye sahip. Gösterdikleri sıcak ev sahipliği ve samimi sohbetlerinde bunu daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Türkiye genelinde harekata verilen ortak destek de yerel halkın gücünü artırıcı en önemli husus. Sonuç olarak, bu süreç boyunca hepimiz Kilisliyiz, hepimiz Hataylıyız.

[AA, 9 Şubat 2018]

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR