Batı’nın ’Kürtler’ Yalanı PKK-YPG’yi Örtme Çabası

Batı’nın ’Kürtler’ Yalanı PKK-YPG’yi Örtme Çabası

'Kürtler' konusu bağlamında Batı kamuoyunda Aralık ayının sonunda başlatılıp Ocak ayında devam ettirilmek suretiyle yeniden ısıtılan Türkiye kampanyası, aslında tanıdık özelliklere sahip.
Paylaş:

Batı medyasındaki Türkiye karşıtlığının birkaç odak noktası var. Bunlardan biri Türkiye’deki Kürtlerin tahrik edilmesi üzerine kuruludur. Kürtlerin hiç yüz vermemesine rağmen, Batı kamuoyunda yoğun şekilde bu söylem dile getirilir. Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelesine gölge düşürebilmek maksadıyla siyasi konuşmalarda, basın toplantılarında ve dolayısıyla medya metinlerinde PKK yerine bilinçli şekilde “Kürtler” ifadesi kullanılır. Halbuki PKK hem Türkiye hem de ABD ve Avrupa’nın terör örgütleri listesindedir. Gerek yakın dönemde yaşananlar esnasında gerekse son 30 yıllık terörle mücadele sürecinde Türkiye bu çarpıtmayla karşı karşıya kalmaktadır. Bu yüzden “Kürtler” konusu bağlamında Batı kamuoyunda Aralık ayının sonunda başlatılıp Ocak ayında devam ettirilmek suretiyle yeniden ısıtılan Türkiye kampanyası, aslında tanıdık özelliklere sahip.

Bu kara propagandanın aktörlerine bakıldığında, ön planda ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den çekilme kararından rahatsız olan ve bu kararı erteletmek isteyen siyasiler olduğu görülüyor. Onlarla birlikte, başta Amerikan medyası olmak üzere Batı medyasının çoğunluğu da aynı koroya katılmış durumda. Trump’ın Suriye’den çekilme kararından sonra medyada telaffuz edilen bu yaklaşımı, siyasal düzlemde de algı oluşturmak maksadıyla ilk olarak Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham Aralık ayının sonunda “günün sonunda, Kürtleri bırakıp gidersek ve katledilirlerse, gelecekte bize kim yardım edecek?” diyerek başlatmıştı. Akabinde 4 Ocak’ta ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “ABD Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor” ifadesiyle bu algı oluşturma sürecini resmi bir söyleme dönüştürmüştü. Bu söylemin daha sonra çeşitli çevrelerde daha yoğun şekilde kullanıldığı görülüyor. Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton İsrail ziyaretinde aynı açıklamayı tekrar ederek bu propaganda çarkına katılmıştı. Trump’ın Şubat ayının başında kendi otelinde YPG-PYD’nin Washington temsilcisi İlham Ahmed ile sanki tesadüfmüş gibi “karşılaştıktan” sonra 15 dakika konuşmasıysa bu halkanın son parçalarından biri oldu. Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisine ve tüm bu yaklaşımların özünde yer alan terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’yi örtme çabalarına geçmeden önce, Trump’ın çekilme konusundaki açıklamalarını hatırlamakta fayda var.

Beyaz Saray’da bilek güreşi

Amerikan medyası Trump’ı bu açıklamayı yapmaya Erdoğan’ın ikna ettiğini eleştirel bir tonla yazdı. Devamındaysa Trump’ı kararından vazgeçirmek için Beyaz Saray’a pek çok tur yapıldığını ve kamuoyuna onlarca demeç verildiğini söylemek mümkün. Bu bağlamda, Trump’ın çekilme açıklamasına tepki göstermek amacıyla ABD Savunma Bakanı James Mattis ve ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk istifa ettiler. Dolayısıyla Amerikan medyası, askeri bürokrasi ve siyasi çevrelerin önemli bir kesimi Trump karşıtı açıklamalar yapmaya başladı ve (Kılıç Buğra Kanat’ın ifadesiyle söylersek) bu açıklamaların odağında “Türkiye karşıtlığı merkezi konumda” oldu. Trump karşıtı açıklamalarda, Suriye’de Rusya ve İran etkisinin artabileceği ve DEAŞ’ın geri dönebileceği gibi iddialar zikredilse de, bu açıklamaların ana gerekçesini Türkiye’nin “Kürtleri katledeceği” yalanı ve ABD’ye müttefiklik yapan terör örgütü YPG’nin yalnız bırakılmaması gerektiği vurgusu oluşturdu.

İsrail’in hegemonya çabasına destek

Ayrıca 8 Ocak’ta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve İsrail’in yaptığı görüşmeden sonra MOSSAD şefinin “İran’ın gücü kırılgan. Asıl tehdit Türkiye’den geliyor” şeklindeki açıklaması “Kürtlere katliam yapılacak” yalanının İsrail’de dolaşıma sokulmasıyla ilişkilidir. İsrail bölgedeki kaosu derinleştirerek kamuoyunun başka yöne odaklanmasını ve böylece kendi işgal girişimlerinin konuşulmasını engellemek istiyor. Ulusal güvenliğinin tehdit edildiği gerekçesiyle Türkiye’nin enerjisini uzun süre buraya harcaması, muhtemelen İsrail’in yayılmacı politik hedefleriyle örtüşmektedir. Bu yüzden Bolton’un İsrail ziyaretinde bu açıklamayı yapmasından hemen sonra MOSSAD şefinin Türkiye’yi tehdit kategorisinde gören açıklamasının gelmesi tesadüfi değildir. Meselenin İsrail ile ilişkili bir diğer boyutuysa Trump’ın çekilme kararına itiraz eden ABD’lilerin, bunu “İsrail’in güvenliğini” bahane ederek yapmasıdır. İşin tuhaf kısmı, bir taraftan İran’ın İsrail’e tehdit oluşturduğu gerekçe gösterilerek ABD’den YPG’yi desteklemeye devam etmesi istenmekte, diğer taraftan da MOSSAD şefi “gerçek tehdit İran değil, Türkiye’dir” açıklaması yapabilmektedir.

Türkiye’nin ulusal güvenliği

Kürtleri kandırma umudu tutmuyor

Batı medyasında yeniden artan haber içeriklerine bakıldığında, PKK-PYD-YPG tarafından servis edilen içeriklerin herhangi bir süzgeçten geçirilmeden habere dönüştürüldüğü görülüyor. Türkiye Fırat’ın doğusunu hedefleyen operasyonun “Kürtlere” değil PKK’lı teröristlere karşı yapılacağını defalarca açıklamasına rağmen, Batı medyası haber ve köşe yazılarındaki söylemi değiştirmiyor. Kürtleri PKK ve YPG ile özdeş tutmak isteyen toptancı bakış açısı bilinçli olarak sürdürülüyor. Operasyonda sivillerin değil teröristlerin hedef alındığını açıklayan Türkiye’nin sahada da buna uygun bir askeri strateji uyguladığı önceki örneklerden biliniyor olmasına rağmen, Batı medyasında ve bazı siyasi çevrelerde “hedefte Kürtlerin” bulunduğu yaklaşımı yoğun şekilde kullanılıyor. Batılılar ders almasa da, önceki örneklerde olduğu gibi bu kara propaganda yine tutmayacak. Çünkü Türklerin ve Kürtlerin kadim kardeşliği, Osmanlı Devleti’nden miras aldıkları birlikte yaşama kültürü ve ırkçılığı reddeden İslami hassasiyetleri, geleceğin birlikte inşa edilmesi konusunda çok daha kuvvetli bir zemin oluşturmuş durumda.

[AA, 7 Şubat 2019].


#Avrupa Birliği (AB)#Rusya#Suriye#Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)#Ortadoğu#Mısır#Türkiye#Ulusal Güvenlik#Avrupa#PKK#Recep Tayyip Erdoğan#İran#Türk-Amerikan İlişkileri#ABD#İsrail#Terör#Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)#Koalisyon#PYD#Batı#Çin Halk Cumhuriyeti#Türk Dış Politikası#Savunma#Sosyal Medya#YPG#Irak#Fahrettin Altun#Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)#Suudi Arabistan#Suriye Krizi#İnsan Hakları#Washington#Suriye İç Savaşı#Twitter#ABD Savunma Bakanı#Diplomasi#Dijital Medya#Halk Oylaması | Referandum#Batı Medyası#ABD Dış Politikası#Bölgesel Aktörler | Küresel Aktörler#DEAŞ | DAESH | DAEŞ#Terörle Mücadele#ABD'nin Ortadoğu Politikası#Donald Trump#Terör Örgütleri#ABD’nin Suriye Politikası#Türkiye-ABD İlişkileri#ABD-PKK (YPG/PYD/SDG) İlişkileri#Uluslararası Medya#ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM)#Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan#Anadolu Ajansı (AA)#Uluslararası İlişkiler#PKK - YPG - SDF - PYD - YPJ - SDG - HBDH - HPG - KCK - PJAK - TAK - YBŞ#Seçim İttifakı#Barack Obama#Dışişleri Bakanı#ABD-Terör İlişkileri#Siyasi İttifak#Cumhur İttifakı#ABD-İsrail-Mısır-Suud-BAE Ekseni#AK Parti-MHP İttifakı#Brett McGurk#ABD Dışişleri Bakanı#James Mattis#Lindsey Olin Graham#Mike Pompeo#John Bolton#ABD'nin DEAŞ'la Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi#Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı#Başkan Recep Tayyip Erdoğan#Batı Basını#Fırat'ın Doğusu#Trump'ın Suriye'den Çekilme Kararı#19 Aralık 2018 ABD'nin Suriye'den Çekilme Kararı#Yabancı Medya#ABD Medyası#Amerikan Medyası | ABD Basını#İsrail İstihbarat Ajansı MOSSAD#Sömürgecilik | Kolonicilik | Kolonyalizm | Müstemlekecilik#Beyaz Saray | ABD Devlet Başkanlığı#Lindsey Graham#Siyasi Partiler
Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR