Üç gün arayla gerçekleşen Cidde ve Tahran zirveleri dikkatleri Ortadoğu'ya çevirdi. İki zirve Batı medyasında "birbirine rakip yeni ittifakların kurulması" gibi sunuldu. Hatta Tahran zirvesini "Batı'ya karşı otokratlar ekseni" olarak resmedenler oldu. Bu yaklaşım dünyadaki gidişatı ve bölgedeki yeni siyaset gerçekliğini anlamaktan uzak bir sığlık içerisinde. Bölgedeki denklemleri ABD-İsrail- Körfez bloku ile karşısında Rusyaİran ve hele hele Türkiye'nin de katıldığı bir blok olarak okumak büyük bir yanılsama. Elbette iki zirvenin konuları bölge ülkelerinin güvenlik konularının ötesine taşıyordu.
Referanslar büyük güçlerin rekabetini gösteriyordu. ABD Başkanı Biden, Afganistan'dan çekilmesinden sonra bölgede oluşan "çekilen ABD" imajını toparlamak için Körfez ülkelerine güçlü mesajlar vermeye çabaladı: "Asla çekip gitmeyeceğiz ve bölgede Çin, Rusya veya İran tarafından doldurulacak bir boşluk bırakmayacağız."
***
"ArapNATO'su diye bir şeyin olmadığını"tahılkoridoru***
Tahran zirvesinin 16 maddelikbildirisinde Astana sürecinin***
"karşıt ittifak arayışları" olarak okunamaz. Türkiye hem Cidde hem de Tahran zirvelerinin katılımcıları ile ikili işbirliklerini geliştiren bir konuma geldi.[Sabah, 22 Temmuz 2022].

