Fırat'ın doğusundaki "güvenli bölge" üzerine farklı planların yarıştığı bir döneme geçtik. Bir süre daha bu konuyu enine boyuna tartışacağız. Ankara hem Washington hem de Moskova ile bu konuda müzakereler yürütüyor. Washington bürokrasisi Başkan Trump'ın bahsettiği 32 km'lik bölgenin nasıl olacağına dair çalışıyor. İlk önerilerinin dün Ankara'ya gelen J. Jeffrey tarafından iletilmesi kuvvetle muhtemel. Hava sahasını kontrol etmeye devam edeceğini açıklayan Trump yönetiminin önerisinin km değişikliği ve bir şekilde ABD varlığını koruyacak formüller içermesi ihtimal dahilinde. Zira hem YPG'yi korumak hem de Türkiye'nin güvenlik kaygılarına hitap etmek, zorlu bir çabaya karşılık geliyor. Ankara "terörden arındırılmış bölgeyi tek başına kurabileceğini"söylüyor."Kuzey Irak" benzeri formüle kapalı ancak "ABD, Rusya ve Fransa ile işbirliğine" açık görünüyor.
***
"Adana Mutabakatı"Bunun altındabir yerde bölücü terör örgütününbize teslimi yatıyordu.Şimdi tabii dünkü seyahatten sonra Sayın Putin'le yatığımız görüşmelerle bu Adana Mutabakatı'nın yeniden gündeme gelmesi, bunun üzerinde ısrarlı bir şekilde durmamızın gerekliliğini daha iyi anlıyoruz." Güvenli bölgenin" Şam'ın Kürtlerlediyalog içindeolmasını teşvikediyoruz"***
"Adana Mutabakatı" tartışmasının "güvenli bölge" konusunda Moskova ile yürütülen müzakeresinin başlangıç noktası olduğunu düşünebiliriz. Zira Erdoğan'ın konuşmasındaki "Bunun altında bir yerde bölücü terör örgütünün bize teslimi yatıyordu" cümlesi de oldukça kritik. Bu cümle ile 2011'e kadar işleyen bu mutabakatı tartışmaya açtı. Mutabakat sadece Abdullah Öcalan'ın teslimi ile ilgili değildi. Aynı zamanda PKK'nın terör örgütü olarak kabul edilmesi, tüm faaliyetlerinin yasaklanması ve militanlarının yargıya sevk edilmesini de içeriyordu. Erdoğan, "bölücü terör örgütünün bize teslimi" diyerek PKK'nın kolu olan YPG'yi de kast ediyor elbette. O halde soru şu: "Esed rejimi Fırat'ın doğusunda YPG'nin faaliyetlerini yasaklayacak ve YPG'lileri Türkiye'ye teslim edecek" bir irade oluşturabilir mi? Moskova şunu görmeli: YPG'lilerin "Esed rejimi askeri" olmayı kabul etmesiyle Ankara'nın Suriye sınırındaki güvenlik kaygıları giderilemez. Bu yolla YPG enstrümanını da ABD'den devr alamaz. Aslolan Türkiye ile Suriye'de ilerlettiği işbirliğini korumak olmalı. ABD'nin hava sahasını korumaya devam ettiği ortamda Moskova, önerisini çok daha fazla geliştirmek zorunda. Ankara ise Erdoğan'ın söylediği şu gerçeği tüm dünyaya göstermek için getirilen önerileri samimiyetle tartışıyor: "Bizim Suriye'de işgal derdimiz yok. Bize vatan topraklarımız yeter. Suriye'de insani amaçlarla bulunan tek ülke Türkiye'dir."
[Sabah, 25 Ocak 2019].

