AB’nin “İyi” Teröristleri

AB’nin “İyi” Teröristleri

Ankara'nın 50 yıllık AB macerasında genel-geçer hale gelmiş paradigmayı yıkarak, çıkar odaklı rasyonel bir ilişki kurmaya çalışması statükonun devamını arzulayan Brüksel'deki karar vericileri rahatsız etmektedir.
Paylaş:

Avrupa'daki PKK saldırıları 2014'teki Kobani kriziyle birlikte ciddi bir ivme yakalamış ve birçok ülkede saldırılar hızla artış göstermeye başlamıştır. Bu saldırılar özellikle Türk vatandaşlarını, sivil toplum örgütlerini ve camileri hedef alırken, yetkililerin şiddete başvurmaktan çekinmeyen terör örgütü üyelerine karşı isteksizliği dikkatlerden kaçmamıştır. Avrupa'da örgütlü bir yapıya ve önemli gelir kaynaklarına sahip olan PKK'nın hâlihazırda faaliyet gösteren haber ajansları, TV kanalları, radyo ve gazeteleri, süreli yayınları ve yayın evleri bulunmaktadır. Batılı ülkeler ise PKK'yı terör örgütü olarak tanımış olmalarına rağmen örgütün faaliyetlerine engel olmak bir yana, zaman zaman bu faaliyetlere 'liberal değerler' şemsiyesi altında destek vermektedirler. Özellikle son dönemde PKK'nın saldırılarının artarak ciddi mağduriyetler ortaya çıkarmasına rağmen, Avrupalı yetkililerin sessizlikleri ve PKK'ya karşı ciddi adımlar atmamaları Türkiye ve Avrupa arasında ciddi bir sorun haline gelmiştir. PKK sergisinin Avrupa Parlamentosu koridorlarında açılmasına izin verilmesi ve örgüt üyelerinin çeşitli şehirlerin turistlik bölgelerinde kurdukları propaganda çadırlarının engellenmemesi hafızalarda tazeliğini korurken, Fransa'da terör örgütünün propagandasını yaptığı gerekçesiyle kapatılan Newroz TV'nin yeniden açılma kararı ve AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn'ın haklarında yakalama kararı bulunan milletvekilleriyle bir araya gelmesi gibi birçok olay Türkiye'de AB'nin terörle mücadele konusundaki ciddiyetinin sorgulanmasına sebep olmuştur.

Avrupalı ülkelerin bu tavırlarına paralel bir şekilde terör örgütü PKK'nın saldırıları ise günden güne ciddi artış göstermiştir. Bölücü terör örgütü sempatizanları özellikle Ekim ayının son haftası ile Kasım ayının ilk haftasında birçok Avrupa ülkesinde birbirine benzer saldırılar gerçekleştirmiştir. Giriştikleri propaganda faaliyetleriyle de medya ve kamuoyunun dikkatini Türkiye'de terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlara çekmeye çalışmışlardır. Ekim ayının son haftasında Almanya'da Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin şubelerine saldırılar gerçekleştirilirken, Kasım ayında saldırıların mahiyeti çok daha genişlemiş ve İsveç, Birleşik Krallık, Fransa, Avusturya gibi ülkelerde de benzer saldırılar gerçekleştirilmiştir. Tüm bu saldırılarda yetkili makamların ve güvenlik güçlerinin olayları engellemedeki başarısızlığı, hatta isteksizliği ise dikkatlerden kaçmamıştır.

PKK AVRUPA'DA SALDIRILARINI NEDEN ARTTIRDI?

PKK'nın saldırıları arttırmasındaki bir diğer sebep ise Türkiye üzerinde diplomatik baskı kurmaktır. Türkiye'nin içeride ve dışarıda PKK/PYD ile etkin bir mücadele sergilemesi ve siyaset mekanizmasından gelen kararlı mesajlar PKK sempatizanlarının Avrupa'daki faaliyetlerine hız vermesine sebep olmuştur. PKK oldukça saldırgan bir dil kullanarak medya ve kamuoyunun dikkatini çekmeye, Avrupa'da Türkiye karşıtı bir ortam oluşturmaya çalışmakta ve bu vesileyle Ankara üzerinde siyasi bir baskı oluşturarak güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadelesini zafiyete uğratmak ve siyasetçilerin terörle mücadele konusundaki kararlılığını yok etmek için çabalamaktadır.

AB ÜLKELERİ PKK'YA NEDEN GÖZ YUMUYOR?

Terör örgütü PKK'nın Avrupa'daki faaliyetlerine göz yumulmasının bir diğer sebebi ise Türkiye ile AB arasında tarihi bir olgu haline gelmiş ast-üst ilişkisinin yeniden tesis edilmeye çalışılmasıdır. Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişine bakıldığında bu ilişkinin eşitlik temelinde değil, ast-üst ilişkisi ekseninde inşa edildiği açık bir şekilde görülmektedir. Söz konusu ilişkinin oluşmasında ve kurumsallaşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ifade ettiği Batı'nın Şarkiyatçı saiklerle Doğu'ya yaklaşmasının etkisi olduğu kadar, siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü dönemlerde zayıf hükümetlerin meşruiyetlerini AB üzerinden konsolide etme amacıyla söz konusu ast-üst ilişkisini kanıksamaları da etkili olmuştur. Bu bakımdan Ankara'nın 50 yıllık AB macerasında genel-geçer hale gelmiş paradigmayı yıkarak, çıkar odaklı rasyonel bir ilişki kurmaya çalışması statükonun devamını arzulayan Brüksel'deki karar vericileri rahatsız etmektedir. Batılı ülkeler bu rahatsızlığı ise Türkiye'yi yeniden eski yöntemleri kullanarak köşeye sıkıştırabilecekleri düşüncesiyle PKK'yı destekleyerek ve onun eylemlerine göz yumarak gidermeye çalışmaktadır.

[Yeni Şafak Düşünce Günlüğü, 25 Kasım 2016].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR