-
Barış Pınarı Harekatı’nın temel amacı nedir?
-
Harekatın kapsamı nedir?
Askeri harekatın Tel Abyad ve Rasulayn’a yönelik olarak başlaması bu iki nokta arasındaki yaklaşık 120 kilometrelik bölgenin ilk etapta terör örgütlerinden temizlenmesi hedefini gündeme getirmiştir. M-4 kara yolu ise harekatın derinliğini belirleyen sınır olarak ön plana çıkmaktadır. Harekat kapsamındaki bölgede tek hedef terör örgütleridir. Siviller, tarihi yapılar ve turistik mekanların zarar görmemesi için hem siyasi karar alıcılar hem de icracı askeri yetkililer tarafından gerekli hassasiyet gösterilmektedir. Buna rağmen harekatın “Türk-Kürt savaşı” olarak sunulması yalnızca Türkiye’nin değil aynı zamanda bölgenin iç barış ve huzurunu hedef alan bir yaftalamadan ibarettir.
-
Harekatın arka planında ne var?
Türkiye askeri harekat öncesinde ABD başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Rusya, İran gibi aktörler nezdinde sorunun çözümü için gerekli diplomatik temasları sağlamış ve birçok somut öneri sunmuştur. Ancak bu aktörlerin DEAŞ, PKK, YPG gibi Suriye’deki terör örgütleri ve mülteci meselesine yaklaşımları Türkiye’nin endişelerini karşılamaktan uzak kalmıştır. Türkiye için ulusal güvenlik meselesi haline gelen konuların ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından hafife alınması Türkiye’yi tek başına inisiyatif alma noktasına getirmiştir. Türkiye’nin kararlı bir şekilde sürdürdüğü hazırlıklar ve zorlayıcı diplomasi ABD’nin askeri unsurlarını sınırdan çekmesiyle sonuçlanmıştır. Barış Pınarı Harekatı bu arka plan çerçevesinde gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra 9 Ekim 2019 saat 16.00 itibarıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla başlamıştır.
-
Operasyonel süreç nasıl işleyecek?
-
Dış dünyadan tepkiler nelerdir, nasıl anlamlandırılabilir?
Bununla birlikte Türkiye ayrıca BMGK üye ülkeleri, NATO ve BM genel sekreterlerinin yanı sıra İran’a da gerekli diplomatik bildirimlerde bulunmuştur. İspanya açık destek vermiş, NATO ise Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dikkate aldığını açıklamıştır. Rusya’dan da Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde destek açıklaması gelmiştir. Türkiye ulusal güvenlik boyutuna ulaşmış olan terör örgütlerinin varlığı ve mülteci meselesinin çözümü için başlattığı harekata karşı müttefiklerinden de retorik düzeyde tepki göstermelerini değil destek beklemektedir. NATO’nun kurumsal desteği ve bu ülkelerin birçoğuyla NATO şemsiyesi altında sahip olduğu ittifak ilişkisi de Türkiye’ye destek sağlanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte harekat başladığı andan itibaren kullanılan tehdit içerikli açıklamaların caydırıcı bir özelliği yoktur ve Türkiye’nin harekat sürecini etkilemeyecektir.
