-
Ankara zirvesi öncesinde Suriye’deki temel gelişmeler neler?
İkinci temel dinamik ise Türkiye’nin ABD ile imzaladığı güvenli bölge mutabakatı bağlamında sahada yaşanan gelişmelerdir. Suriye’de çıkarları çelişen iki müttefikin, Suriye kuzeydoğusunda, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının tatmin edilmesi için tesis etmek istedikleri güvenli bölge; Türkiye için teröristlerden temizlenmiş ve insani faaliyetlerin başlatıldığı bir alanı, ABD için ise Türkiye’nin kendi imkanlarıyla söz konusu bölgede müdahalede bulunmasının engellenmesi anlamına geldiği söylenebilir. Söz konusu anlaşma Rusya tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğü bağlamında olumlu ama ihtiyatla karşılanırken, Esed rejimi anlaşmayı BM nezdinde protesto etmiş ve Suriye’nin toprak egemenliğine ihlal olarak nitelendirilmiştir. İlerleyen süreçte Türkiye ABD ile beş ortak hava devriyesi ve bir ortak kara devriyesi gerçekleştirmiştir. Söz konusu devriyelerin icrasından önce ABD ve SDG/YPG, bölgedeki YPG unsurlarının güneye çekildiği ve tahkimatların yıkılmaya başlandığı iddia edilmiştir. Öte yandan ABD askerlerinin, YPG’nin kurduğu paravan yerel askeri meclislerin unsurlarıyla birlikte Türkiye-Suriye sınırı boyunca birkaç ortak devriye gerçekleştirdiği görülmüş ve ABD’nin “arabulucu” rolüne soyunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ABD ve SDG/YPG heyetlerinin yaptığı toplantı sonucunda, güvenli bölgeye geri dönmek isteyen sivillerin dönüşlerine yönelik koşullar tespit edilmiştir. Bu kapsamda bölgede doğmamış veya güvenli bölge sınırları içerisinde uyruğu olmayanlar ile terör ile iltisaklı kişilerin güvenli bölgeye dönmesinin yasaklanması üzerinde anlaşma sağlanmıştır. Güvenli bölge bağlamında başka bir önemli gelişme ise Esed rejiminin BM’ye gönderdiği mektupta SDG’yi “ayrılıkçı terörist milis” örgüt olarak tanımlamış olmasıdır. Bu bağlamda Esed rejimi, ABD ile iş birliği içinde olan terör örgütünün meşruiyetine yönelik tedbir alınmıştır.
Son olarak, zirve öncesinde anayasa komisyonu kurulmasına yönelik gayretler yoğunlaşmış, bazı isimlerin liste dışında kalmasına yönelik “şerh”ler taraflar arasında teati edilmiştir. Cenevre görüşmelerinde, belirleyici güç olmak adına Rusya, İran ve Türkiye komisyonun teşkiline yönelik tüm alternatifleri değerlendirme sürecine dahil etmiştir. Siyasi sürecin başlatılması istikametinde, ABD’nin Suriye’deki nüfuzunun kırılması anlamına gelebilecek anayasa komisyonu teşkili öncelikli bir konu başlığı olarak gündeme alınmıştır.
-
Ankara zirvesinden beklentiler nelerdi?
Belirtilen genel beklentiler ışığında Rusya İdlib kaynaklı tehditlerin bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin diğer iki ülke tarafından benimsenmesini, siyasi geçiş sürecinde inisiyatifin elde tutulmasını, Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yapılarak de facto bölünmüşlüğün gayri meşru kılınmasını hedeflemiştir. İran, Rusya ile karşılaştırıldığında, benzer hedefleri gütmüş ancak ABD’nin Suriye’de gayri meşru varlığını kendi meşruiyetiyle dengelemeye çalışmak istemiştir. Türkiye açısından üç beklenti ön plana çıkmıştır: Hudut güvenliğinin sağlanmasında pro-aktif tedbirler için uygun koşulların oluşturulması, İdlib’de kalıcı bir ateşkesin sağlanması yoluyla Türkiye’ye yönelik yeni bir göç dalgasının engellenmesi ve Suriye’de kalıcı bir çözümün hayata geçirilmesi için bir uzlaşıya varılmasıdır. Öte yandan Türkiye, zirve vasıtasıyla Fırat’ın doğusunda tesis edilecek barış koridoru-güvenli bölge sürecinin Moskova ve Tahran tarafından da desteklenmesini arzulamıştır.
-
Zirvede alınan kararlar ne anlama geliyor?
-
İdlib’deki durum zirveden nasıl etkilenecek?
-
Ankara zirvesi Suriye’de siyasi çözümün önünü açtı mı?



