Suriye’de iç çatışmalar beşinci yılını doldurdu. O günlerde olayların akışına bakanlar için böylesi bir savaş, hem de bu kadar uzun, beklenir bir durum değildi. Önceki örneklere bakıldığında, Suriye’de rejimin kısa sürede çözülebileceği beklenebilirdi. Olmazsa, uluslararası kamuoyunun demokratikleşme yönünde baskıları gelirdi. O da yetmezse, belki Libya’dakine benzer bir uluslararası müdahale devreye girer ve gerekli ilerleme kaydedilirdi.
Fakat bunların hiçbiri olmadı. Ne yerel güçler Esed rejimini devirebildi. Ne uluslararası kamuoyu demokratikleşmeyi destekledi. Ne kitle imha silahlarının kullanılmış olması yeterli oldu. Ne de insan hakları ihlalleri konu edildi. Ahlaki öncelikler ve uluslararası düzen göz ardı edilerek, bunun yerine iç savaş bilinçli olarak tercih edildi. Suriye’deki gruplar üzerinden uluslararası aktörler bir bilek güreşine tutuştu. İlk baştaki amaçları her ne olursa olsun, bu gruplar artık basit ve ilkel bir mücadeleye tutuşmuş haldedirler. Artık meselenin kazanmakla kaybetmek arasında olduğu düşünüldüğünden tarafların bu mücadeleden kolayca vazgeçemeyeceği düşünülebilir.
Genel olarak bakıldığında Suriye’deki iç savaşın ne yöne evirilebileceğine dair iki eksenli dört kaba senaryo üretmek mümkündür. Birinci senaryo kısa ve orta vadede Esed’li bir çözüm ihtimalidir. İkinci senaryo yine kısa ve orta vadede Esed’siz bir senaryodur. Üçüncü senaryo uzun vadede ve Esed’siz bir durumdur. Dördüncü senaryo ise uzun vadede ve Esed’li bir senaryodur. Bu senaryolardan hepsinin gerçekleşme ihtimali olmakla birlikte çevresel faktörlere bakıldığında maalesef dördüncü senaryonun bugün en yakın senaryo olduğunu düşünmek gerekir. Yani Suriye’de kısa vadede bir çözüm beklenmemeli ve Esed gitse bile, Esed benzeri bir rejimin en azından Suriye’nin bir kısmında bulunabileceği bir durum en yakın ihtimal gibi duruyor.
YIPRATMA SAVAŞI
ABD’NİN NEGATİF TAVRI
RUSYA’NIN TERCİHLERİ
Bu tıkanmışlık halini bozabilecek kabiliyete sahip tek ülke Amerika’dır. Bu nedenle Amerika’nın tercihleri Suriye’nin geleceğini belirleyen en önemli faktör olacaktır. İkinci belirleyici faktör ise Rusya’nın Suriye’deki tuttuğu alanla ilgilidir. Amerika Suriye’de bir sonucu etkileyecek tek aktör olsa da, Rusya’yı artık resmin dışına Amerika bile itemez. Rusya "areadenial" (alandan uzak tutma) stratejisi çerçevesinde nükleer bir güç oluğundan bir kere yerleştiği alandan kolayca sökülüp atılamaz. Dolayısıyla Amerika bir gün Suriye’ye nihai bir çözüm dayatmak istediğinde bile, artık Rusya’nın tercihlerini göz ardı edemeyecektir.
Sonuç olarak Amerika henüz bir dönüşüm kararı almadığından kısa vade de bir çözüm beklenmemeli. Hem birinci hem ikinci senaryonun gerçekleşme ihtimali böylelikle devre dışı kalıyor. Yani kısa vadede Esedli veya Esedsiz de olsa bir çözüm olmayacaktır. Bugün Obama son bir yılına girerken Suriye’de herhangi bir maceradan sonuna kadar kaçınacaktır. Ayrıca Obama gittikten sonra gelecek başkanların da farklı bir tutum takınacağı düşünülmemeli. Hem Trump hem de Clinton müdahaleden kaçınma stratejisini devam ettireceği sinyalleri veriyor. Ayrıca Obama döneminde uygulanan bu strateji daha yerleşik hale geldi ve sadece bir hükumet politikası olmaktan öte bir devlet politikası haline dönüştü. Bu nedenle kısa sürede terk edilmesi beklenemez. Bu kilitlenmişliği çözecek başkaca bir aktör veya faktör olmadığından değişim ve çözümün maalesef uzak olduğunu görmek gerek.
Böyle bir durumda geriye üç ve dört numaralı senaryolar kalıyor. Yani uzun dönemde doğabilecek bir çözüm. Fakat bunların hem Esedli hem de Esedsiz versiyonları vardır. Amerika aslında sürecin ilk gününden bu yana Esed’in gitmesi gerektiğini dile getiriyor. Fakat sonra bunun için gerekli adımlar hiç atılmadı. Diğer taraftan da Rusya Esed’in gitmemesi üzerine diretti. Bu nedenle Amerika ve Rusya’nın pozisyonları bu anlamda birbirine zıt tutumlardır. Fakat Rusya için asıl önemli olan Esed değil, rejimdir. Yani çok kirlenmiş olan Esed bir gün giderse şayet, Rusya Esed benzeri bir rejimin var olması için diretebilecektir. Fakat Esed benzeri bu rejimin artık bütün Suriye’de tek başına hâkim olması ihtimali de gün geçtikçe zayıflıyor. Yani Esed gitse de Esed benzeri ve Rus kontörlünde bir rejim gücü kalacaktır. Fakat bu gücün tek başına Suriye’yi kontrol etmesi de mümkün görünmüyor.
TÜRKİYE’SİZ ÇÖZÜM OLMAZ
Sonuç olarak uzun vadede ortaya çıkabilecek Suriye çözümü karşımıza parçalı bir yapı çıkartabilir. Bu anlamda Türkiye için en önemli mesele Kuzey Suriye olacaktır. Burada bir oldu bitti ile karşılaşmaktan uzak durmak gerekir. Özellikle PYD’nin zemin kazanması ve bu zemini konsolide etmesi engellenmelidir. Mevzi mücadelesi halinde geçecek bu süreç boyunca Türkiye’yi bir oldu bittiye razı etmek isteyenler Türkiye üzerine baskıları arttırabilir. Tüm bu süre zarfında Türkiye’nin baskılara karşı durabilecek kabiliyeti mevcuttur. Nasıl Rusya’sız bir çözüm yoksa Türkiye’siz de bir çözüm olmayacaktır. Bunun farkında olarak Türkiye’nin elini güçlü olması gerekecek.
[Star Açık Görüş, 17 Nisan 2016].
