ÜLKELER, BÖLGELER VE KURULUŞLARLA İLİŞKİLER
Türkiye, siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerin yoğun yaşandığı kıtaların kesişme noktasına konumlanmış olması ve yoğun çatışma bölgelerine komşuluğu ile eşsiz bir jeopolitik konuma sahiptir. Bu jeopolitik konum, Türkiye’yi bölgesel ve küresel krizlerle doğrudan ilişkili kılarken aynı zamanda güçlü bölgesel ve küresel ilişkiler kurmasına ve bu anlamda yeteneklerini daha da güçlendirmesine imkan sağlamaktadır. Türkiye bu temelde çok boyutlu bir dış politika yürüten ve yürütmek durumunda olan bir ülkedir.
Zorlu sınamaların yanı sıra fırsatlar da sunan bu jeopolitik konum, 2025’te de etkisini yoğun bir şekilde hissettirmiştir. Türkiye bir yandan yanı başındaki Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak’taki gelişmeler ve İsrail’in Gazze’ye ve başta İran olmak üzere bölge devletlerine saldırılarının etkilerini yakından hissederken diğer yandan bu çatışma ve saldırıların sona ermesini sağlamak için de yoğun çaba sarf eden bir ülke olmuştur. Ayrıca Avrupa, Ortadoğu, Kafkasya, Afrika ve Asya’da birçok ülkeyle siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerini daha da geliştiren adımlar atmıştır.
TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ
8 Aralık 2024’te Beşar Esed rejiminin devrilmesiyle Suriye siyasal, askeri ve iktisadi yapısında köklü bir dönüşüm sürecine girdi. 2025 itibarıyla ülke Ahmed Şara liderliğinde btamamen farklı bir görünüm kazandı. Cumhurbaşkanı Şara’nın öncülüğünde kurulanyeni yönetim, kısa sürede uluslararası toplumun meşru bir üyesi olarak kabul gördü. Böylece uzun yıllar diplomatik izolasyona maruz kalan Suriye, yeniden küresel sistemin parçası haline geldi. Şara’nın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünde ülkesini temsil etmesi bu dönüşümün sembolik bir göstergesi oldu.
Yeni dönemde Suriye dış politikası bölgesel ve küresel düzlemlerde çok yönlü bir açılım stratejisi benimsedi. Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleriyle stratejik ilişkiler kurulurken özelikle ABD ile yakın iş birliği arayışına girildi. Yine Rusya ve Çin gibi büyük güçlerle de dengeli ilişkiler tesis edilmeye çalışıldı. Bu çabaların bir yansıması olarak Cumhurbaşkanı Şara, Washington ve Moskova’ya resmi ziyaretler gerçekleştirdi.
İç siyasette ise geçiş sürecinin yönetimi amacıyla geçici bir hükümet kuruldu. Ardından Ekim’de gerçekleştirilen dolaylı seçimlerle yeni bir Meclis oluşturularak siyasal kurumsallaşma süreci başlatıldı. Ancak bu iyimser tabloya rağmen Suriye’nin güvenlik gündemi karmaşıklığını korudu. İsrail’in bin civarında hava saldırısı düzenlemesi, Süveyda’da kamu otoritesine başkaldıran Tel Aviv destekli Dürzi milislerle yaşanan çatışma ve SDG/YPG unsurlarının entegrasyon süreci yeni yönetimin önünde
çözüm bekleyen temel meseleler olarak öne çıktı.