Türkiye’nin Sahra-Altı Politikası

Türkiye’nin Sahra-Altı Politikası

Türkiye son 10 yılda izlemiş olduğu istikrarlı politikalar sayesinde Sahra-altı Afrika bölgesinde yumuşak gücünü en hızlı artıran ülke olmayı başarmıştır.
Paylaş:

Türkiye son 10 yılda izlemiş olduğu istikrarlı politikalar sayesinde Sahra-altı Afrika bölgesinde yumuşak gücünü en hızlı artıran ülke olmayı başarmıştır. 2-3 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen “Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu” taraflar arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesine katkı sunacaktır.

Soğuk Savaş döneminin dayatmış olduğu konjonktürel sebeplerden uzun süre dünya siyasetine açılamayan Türkiye, 1990’lıyılların sonlarına doğru Sahra-altı Afrika bölgesine yönelip, dış politikasını genişletmeye ve geliştirmeye başlamıştır. Bunun için 1998 yılında Dışişleri Bakanlığı tarafından “Afrika Eylem Planı” başlıklı bir yol haritası hazırlanmıştır. Özünde Afrika ülkeleri ile olan düşük düzeyli ilişkilerin her alanda geliştirilmesi yatan bu plan, ne yazık ki Türkiye’nin 2000’li yılların başında yaşadığı siyasi bunalım ve ekonomik kriz sebebiyle hayata geçirilememiştir.

YUMUŞAK GÜÇ ARTIYOR

2008 yılından bugüne Türkiye, Afrika kıtasındaki diplomatik misyon sayısını yaklaşık üç kat artırmıştır. Zira 2009yılında Türkiye’nin Sahra-altı Afrika bölgesinde sadece yedi mukim büyükelçiliği bulunurken bugün bu sayı 35’eyükselmiştir. Hakeza 2008 yılında Ankara’da beş Sahra-altı Afrika ülkesinin Büyükelçiliği bulunurken, bugün bu sayı 32’yeyükselmiştir.Bu zaman diliminde Türkiye, Sahra-altı Afrika bölgesinde yer alan ülkelere, özellikle Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla kapsamlı kalkınma yardımlarında bulunmuş; farklı kurum ve kuruluşları ile bu bölgeden yüzlerce öğrenciyi burslu olarak Türkiye’ye getirmiştir. Bununla yetinmeyen Türkiye bölgedeki çatışmaların çözümünde de arabulucu olarak yer almaya başlamıştır. Özellikle 2010 yılı Mayıs ayında Birleşmiş Milletler desteğiyle İstanbul’da düzenlenen Somali Konferansı’na ev sahipliği yapan Türkiye, bölgedeki çözümsüz denklemlerin de bir parçası olmaya başlamıştır. 19-21 Kasım 2014 tarihlerinde ise Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da “II. Türkiye-Afrika Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve Toplantısı” gerçekleştirilmiştir. Bu zirve Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile olan işbirliğinin daha ileri seviyelere taşınması yönündeki kararlılığının bir tezahürü olarak görülmüştür. Yakın zamanda ise yukarıda bahsedildiği gibi 2-3 Kasım 2016 tarihleri arasında İstanbul’da DEİK tarafından “Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu” organize edilmiş ve taraflar arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi amaç edinilmiştir.

Türkiye son 10 yılda izlemiş olduğu istikrarlı politikalar sayesinde Sahra-altı Afrika bölgesinde yumuşak gücünü en hızlı artıran ülke olmayı başarmıştır. Bu başarının arkasında aşağıda bahsedileceği gibi birçok kurumun katkısı bulunmaktadır. Birinci olarak, kurulduğu 1992 yılından itibaren kendisinden beklenen performansı uzun bir süre sergileyemeyen TİKA, 2010 yılında Somali’de baş gösteren insani dram sonrasında başlattığı atılım ile yeni bir çehreye bürünmüştür. Bugün 12 Sahra-altı Afrika ülkesinde ofisi bulunan TİKA’nın bu ülkelere yaptığı kalkınma yardımları Türkiye’nin ve Türk insanının bölgedeki görünürlüğünü arttırmaktadır. Bugün gelinen nokta itibariyle sadece Sahra-altı Afrika ülkelerine yılda 1 milyar dolara yakın kalkınma yardımı yapan TİKA’nın faaliyetleri, 2015 yılında Financial Times tarafından hazırlanan rapora göre, bölgedeki kalkınma yardımları arasında en fazla istihdam yaratan faaliyetler olmuştur. Türkiye’nin bu kalkınma yardımlarını yaparken ülkelerin içişlerine müdahale etmemesi ve ülkelere yapılan yardımlarda herhangi bir şart koşmaması,Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerinin gerçek amacını göstermektedir. Bunun yanı sıra, Osmanlı’nın bölgede miras bıraktığı eserlerin restorasyonu için yürütülen faaliyetler de hesaba katıldığında TİKA’nın faaliyetleri bölge insanın tarihsel ve kültürel hafızasının dinç tutulması adına kıymet arz etmektedir. Bu minvalde, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik pozisyonu geliştikçe TİKA’nın saha faaliyetleri de aynı oranda gelişecektir.

İkinci olarak, özellikle Avrupa’daki Türk kökenlilerin anavatan ile bağlarının korunması için 2010 yılında kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Sahra-altı Afrika’sında diaspora faaliyetlerinden ziyade eğitim faaliyetlerine ağırlık vermektedir. “Türkiye Bursları” kapsamında her sene yüzlerce Afrikalı öğrenciye burs veren YTB, bu sayede Türkiye’nin yumuşak gücüne eğitim perspektifinden katkı sağlamaktadır. 2009 yılında faaliyetlerine başlayabilen Yunus Emre Enstitüsü ise, az sayıda Sahra-altı Afrika ülkesinde faaliyet gösterdiği merkezlerle Türkçe’nin öğretilmesi ve Türk kültürünün tanıtılması adına saygın faaliyetler yürütmektedir. Bölgedeki birçok ülkede faaliyet gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı da bölgede dini diplomasi faaliyetleri yürütmektedir. TİKA aracılığıyla inşa edilen camiler; din adamları arasında kurulan platformlar ile bölgedeki din ve mezhep pratiklerinin araştırılması için gönderilen araştırmacılar Türkiye’nin yumuşak gücüne dini perspektiften katkı sağlamaktadır.

ARABULUCUK FAALİYETLERİ

Özetle  Türkiye Sahra-altı Afrika bölgesinde yumuşak gücünü artırmayı başaran ülkeler arasında şüphesiz ön sıralarda yer almaktadır. İnsani yardımlardan kalkınma yardımlarına, Türkçe dil eğitiminden arabuluculuk girişimlerine kadar her alanda faaliyet gösteren Türkiye’nin yukarıdaki politika önerilerini de hayata geçirmesiyle Sahra-altı Afrika politikası daha istikrarlı hâle gelecektir

[Star Açık Görüş, 13 Kasım 2016].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR