Su Yatağını Buluyor

Son 25 yıldır medya, Kürt meselesinde kendine özgü oldukça sorunlu bir dil inşa etmiş durumdadır. Halkın tüketimine yıllardır sunulan bu sorunlu dil yine halkın sağduyusu sayesinde Kürt meselesinin toplumsal çatışma düzeyine gelmesini engellemiştir. Dolayısıyla bugün nispeten olumlu bir tutum takınan medyanın meselenin önemine binaen daha ciddi bir şekilde sorumlu davranmaya davet edilmesi elzemdir. Gazete manşetlerinden dizilere, tartışma programlarından köşe yazılarına kadar azami dikkatin sergilenmesi gerekmektedir. Bu ise temenni ile hayata geçebilecek bir durum değildir. Milli güvenlik konsepti içerisinde tavsiyelerin yapılması elzemdir.
Paylaş:

Bugün adına Kürt açılımı dediğimiz noktaya, soruna dair en başta bir niyetin ve uzun hazırlık sürecinin sonunda varılmış olduğu belli. Alınan bu yolu heba etmemeye azami gayret sarfedilmeli ama zaten su yatağına doğru akmaya başladı. Bundan geri dönmek Türkiye’nin devlet olma iddiasından vazgeçmesi anlamına gelir.

Irak işgali, Kürt meselesine ilişkin bugüne kadar yapılan bütün tarifleri ve tasvirleri büyük ölçüde anlamsız hale getirmiştir. Kürt meselesi artık yalnızca bir kimlik, etnisite, geri kalmışlık, modernleşme, bölünme, devlet karşıtlığı, terör, milliyetçilik veya totaliteryanizm sorunu değildir. Bu dinamiklerin hiçbirisinin, Kürt meselesinin geldiği son hali tek başına ihata etmesi mümkün değildir. Kürt meselesi uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Bu haliyle “Kürt meselesi” kod adlı birçok farklı “tehdit veya imkân”dan bahsedilebilir. Türkiye, gelinen son nokta itibarıyla, iki yoldan birisini tercih aşamasındadır. Ya Kürt meselesi kod adlı sorunların (PKK, DTP, K. Irak, Kürtler, ABD ve AB vs.) altında ezileceğiz ya da büyüyeceğiz. Kürt meselesi, bugün bölünmeden çok büyümenin, küçülmeden çok genişlemenin, parçalanmadan çok bütünleşmenin, rol oynamaktan çok bölgesel güç olabilmenin yegâne anahtarı konumundadır.

Kampların sığlığı

Bu ise AK Parti’nin öncelikle meseleyi algılama biçimine bir karar vermesi, ardından da kuru gürültüye aldırmadan memleketin iç konsolidasyonu için adımlar atmasıyla mümkün olacaktır. İkinci iktidar döneminde AK Parti, gündemindeki konuları belli bir proje dâhilinde ele aldığı, kuru sıkı facialarla fare doğuran dağ pozisyonuna düşmekten uzak durabildiği sürece başarılı olacaktır.

Tam da bu noktada kervanın yolda düzülmeyeceği; aksine bu denli dikkat çeken bir kervanın yola çıkmadan önce bütün eksiklerini tamamlamış, muhtemel tehlikeleri ve alternatif yolları hesaplamış olması gerekmektedir.

Çözüyor gibi yapılamaz
Sürecin selameti

Bu sürecin en önemli teminatı, uluslararası dinamiklerin çözümden yana olması, iç siyasetteki siyasal ve kurumsal aktörlerin çözüme yönelik mutabakatıdır. Bu bileşenlerin geçerliliğini sürdürmesi, açılımın sürekliliğini sağlayacağı oranda, soruna taraf olan çevrelerin güvenini de kazanacaktır. Bu nedenle, ulusal mutabakatı ve kurumlar arası işbirliğini gözeten bu açılımın, her safhasında bu özelliğin korunmasına azami gayreti göstermesi gerekmektedir.

Açılımın iletişim dilinin kurgulanması ve tarafların sürece katılmasının planlanması bu kaygı göz önünde bulundurularak dizayn edilmelidir.

Kürt meselesinin sürmesinin veya çözüm yoluna girmesinin beslediği risk ve rantların büyüklüğü, görev dağılımını ve paylaşımını zorunlu kılmaktadır.

Çatışma çözümlerinin stratejisi ve ekonomi politiği her zaman tahmin edilenden daha zor ve karmaşık olmuştur. Dünyada bize yakın olarak değerlendirilen bazı örneklerin oluşturduğu maliyetleri incelemek bile Türkiye’nin gebe olduğu zorlu sürecin ciddiyetine varması için yeterlidir. Kırmızı çizgiler siyasetinden basamaklar siyasetine geçiş sürecini yaşayan Türkiye, yeni döneme intibak hızına göre maliyetleri kontrol edebilir. Basamaklar siyasetinde iki önemli unsur bulunmaktadır:

1) Alternatiflerin çeşitlendirilmesidir. Bu çerçevede, yeni açılım alternatiflerinin hazırlanmadığı bir planın hayata geçirilmesinden imtina edilmelidir.

2) Provokasyonların her zaman olabileceği baştan kabul edilmeli ve sabır payı ihtiyatlı bir şekilde bırakılmalıdır. Unutulmamalıdır ki her çözüm ve tasfiye belli miktarda siyasal boşluk oluşturacaktır. Bu boşlukları doldurmaya çalışacak birçok kesim ve illegal yapı zuhur edebilir.

İmza: Türkiye Cumhuriyeti

Son 25 yıldır medya, Kürt meselesinde kendine özgü oldukça sorunlu bir dil inşa etmiş durumdadır. Halkın tüketimine yıllardır sunulan bu sorunlu dil yine halkın sağduyusu sayesinde Kürt meselesinin toplumsal çatışma düzeyine gelmesini engellemiştir. Dolayısıyla bugün nispeten olumlu bir tutum takınan medyanın meselenin önemine binaen daha ciddi bir şekilde sorumlu davranmaya davet edilmesi elzemdir. Gazete manşetlerinden dizilere, tartışma programlarından köşe yazılarına kadar azami dikkatin sergilenmesi gerekmektedir. Bu ise temenni ile hayata geçebilecek bir durum değildir. Milli güvenlik konsepti içerisinde tavsiyelerin yapılması elzemdir.

MHP’nin dili çok önemli

Bu çerçevede, özellikle MHP’yi göz ardı ederek atılacak her adım, Türkiye’de iç konsolidasyonun sağlanmasını geciktiren bir yaklaşım olacaktır. MHP’nin üstüne düşen ve son 5-6 yıldır oldukça başarılı ve sabırlı bir şekilde oynadığı rolünün yeni süreçte tahkim edici bir etkisi olacaktır. Bahçeli’nin bakan Atalay’ın açıklamalarına verdiği sert tepkiyi de süreci baltalama girişimi olarak değil; aksine çalışmalarda hak ettiği rolü kervan yola çıkmadan talep etmesi olarak okumak yerinde olacaktır. Ancak, bir taraftan da, MHP’nin kullandığı bu sert dilin kontrolü elinden kaçıran bir sonuca yol açabileceğine dikkat etmesinde yarar vardır.

MHP tabanının Kürt meselesine yönelik açılımlarda dikkate alınması gereken bir taban olduğuna şüphe yok. Bahçeli’nin bir dereceye kadar, bu tabanının hassasiyetlerini dillendirmek adına eleştirel bir tavır takınması da anlaşılabilir bir siyasettir. Ancak, tabanı teskin/tatmin ve tahrik arasında önemli ancak ince bir çizgi vardır. Kürt meselesine dair hassasiyetler taşıyan çevrelerin, bilhassa da MHP tabanının her zamandan daha fazla sürece olumlu katkıda bulunması gereken bir dönemde, MHP liderinin süregelen katkı sağlayıcı üsluptan uzaklaşarak tonu sertleştirmesi, süreci akamete uğratacak bir risk barındırmaktadır. MHP liderinin, sürece katılmamaya itiraz etmesi elbette yerindedir.

Milliyetçilik testi gereksiz
“Kılavuzu Öcalan, taşeronu

Mevcut Kürt açılımını, milliyetçilik testiyle mahkûm etmenin Türkiye’ye yararı olmayacaktır. Bu nedenle, gerek iktidar partisinin MHP’siz bir açılımın muhtemel faturasını doğru değerlendirip MHP’yi sürece katmasına, gerekse de MHP’nin sürecin akamete uğramasının Türkiye’ye muhtemel faturasını doğru değerlendirip sürece katkıda bulunmasına azami ihtiyaç vardır.

DTP siyasi aktör olur mu?

Ortadoğu’da ABD’nin neo-con dönemde tesis etmeye çalıştığı hegemonyadan yeni güçler dengesine geçilen bir dönemdeyiz. Türkiye’nin Nabucco anlaşmasını hayata geçirdiği, Irak’tan Lübnan’a, Filistin’den Afganistan’a istikrarın tesisinde rol oynadığı bir dönemde silahlı bir örgüt olarak PKK’nın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. PKK ve DTP bu değişimi zamanında idrak ederek, PKK’nın tasfiyesinin daha fazla kan ve göz yaşına yol açmasını engelleyebilirler.

Provakasyon tehlikesi

Açık Görüş - 2 Ağustos 2009 Pazar.


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR