Teknoloji firmalarının özellikle de sosyal medya platformlarının orantısız güç sahibi olması küresel ölçekte önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Dijitalleşmenin hayatın her alanına karşı konulamaz bir biçimde nüfuz ettiği günümüzde, teknoloji firmaları kullanıcıların kişisel bilgileri ve paylaştıkları içeriklerle ilgili son derece gelişmiş veri setlerine sahip hale geldi. Bunun sağladığı gücün kullanımı konusunda yeterince regülasyon olmadığı ve gerek mahremiyet gerekse güvenlik konularında inisiyatifin büyük ölçüde bu şirketlerde olduğu biliniyor. Özellikle Facebook, Twitter ve Instagram gibi dev sosyal medya platformlarının düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını belirler hale gelmesinin yanında siyasi, ekonomik ve kültürel etki yaratabilmeleri önemli bir meydan okuma olarak karşımıza çıkıyor.
Elon Musk, Twitter'ı satın alırken yaşanan bu gelişmelerle beraber aşırı politize hale gelen bu platformu "dijital bir halk meydanı" haline getirmek istediğini ilan etti. Borsada işlem görmesi itibarıyla kamuoyunun denetimine açık bir şirket olan Twitter'ın özel bir şirkete dönüşecek olması birçok insanı kaygılandırdı ve Mastodon gibi alternatif platformlar ortaya çıkmaya başladı.
Sosyal medyanın demokratik süreçlere etkisi
ABD'nin istihbarat kurumları Rusya'nın seçimlere doğrudan Trump lehine müdahale ettiğini açıkladı. Eski Başkan Trump'ın bu açıklamalarla siyasi başarısına halel geldiğini düşünmesi kendisini bu konuda son derece savunmacı bir tavra doğru götürdü. Rusya'yla ilgili meselelerde son derece hassas bir tavır sergileyen eski Başkan Trump, pandemi döneminde de bilime dayanmayan bilgileri ve iddiaları Twitter üzerinden yaydığı yönünde eleştirilerin hedefi oldu. Pandemide virüsün doğası, yayılması ve tedavisiyle ilgili dezenformasyonun yaygınlaşması insanların hayatlarına mal olmaya başlayınca Twitter, kamuoyu baskısıyla harekete geçerek paylaşımlara bilgilerin doğrulunun tartışmalı olduğu yönünde etiketler koymaya başladı. Facebook'la birlikte Twitter da Rus dezenformasyonu yapan "kötü aktörlere" platform sağladığı için eleştiri almasının yanında şimdi de içeriğe müdahale ettiği şeklindeki suçlamaların odağı haline geldi.
Teknoloji firmalarının özellikle de sosyal medya platformlarının orantısız güç sahibi olması küresel ölçekte önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Dijitalleşmenin hayatın her alanına karşı konulamaz bir biçimde nüfuz ettiği günümüzde, teknoloji firmaları kullanıcıların kişisel bilgileri ve paylaştıkları içeriklerle ilgili son derece gelişmiş veri setlerine sahip hale geldi.
Twitter'ın gittikçe daha fazla siyasallaşması
Elon Musk, Twitter'ı satın alırken yaşanan bu gelişmelerle beraber aşırı politize hale gelen bu platformu "dijital bir halk meydanı" haline getirmek istediğini ilan etti. Borsada işlem görmesi itibarıyla kamuoyunun denetimine açık bir şirket olan Twitter'ın özel bir şirkete dönüşecek olması birçok insanı kaygılandırdı ve Mastodon gibi alternatif platformlar ortaya çıkmaya başladı. Ancak Twitter'ın yerine geçecek bir platform gerçek manada hala oluşmadı. Musk liderliğindeki Twitter, radikal adımlarla platformu net kar eden bir noktaya getirmek istiyordu. Bunu gerçekleştirmek için de ücretli üyelik sistemine geçileceğini açıklayan Musk, başka birçok "reform" önerisi daha ortaya atarak şirketi yine Twitter üzerinden yönetmeye çalışan bir görüntü çizdi. Trump ABD'yi nasıl Twitter'dan yönettiyse Musk da aynısını yapıyordu adeta.
Teknoloji firmalarının ve sosyal medyanın son derece sofistike algoritmalar ve büyük veri sayesinde ulaştığı orantısız güç, siyaset dahil olmak üzere hayatın birçok alanına etki edebilmesini sağlıyor. Avrupa bu konuda önlem alma konusunda ABD'den daha çabuk davransa da regülasyonların teknolojinin hızına yetişmesi çok zor. Bu durumda büyük oranda teknoloji firmalarının insafına kalan birçok mesele, Musk gibi bireylerin vizyonlarına göre şekillenmek zorunda kalabiliyor.
İfade özgürlüğü mü dezenformasyon mu?
Teknoloji firmalarının ve sosyal medyanın son derece sofistike algoritmalar ve büyük veri sayesinde ulaştığı orantısız güç, siyaset dahil olmak üzere hayatın birçok alanına etki edebilmesini sağlıyor. Avrupa bu konuda önlem alma konusunda ABD'den daha çabuk davransa da regülasyonların teknolojinin hızına yetişmesi çok zor. Bu durumda büyük oranda teknoloji firmalarının insafına kalan birçok mesele, Musk gibi bireylerin vizyonlarına göre şekillenmek zorunda kalabiliyor. Son zamanlarda sosyal medyanın altyapı olarak kabul edilmesi ve kamu hizmeti kapsamında değerlendirilmesi yönündeki tartışmalar da bu tür özel şirketlerin gücünü törpüleme amacı taşıyor. Ancak teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği ve kar amacı güden şirketlerin orantısız yönlendirebildiği bir dönemde, ifade hürriyetinden özel hayatın mahremiyetine kadar birçok tartışma sağlıklı platformlar oluşmasını sağlamakta yetersiz kalıyor. Bu durumda Musk gibi kendini tarihi bir misyonun veya vizyonun taşıyıcısı olarak gören sıra dışı iş insanlarının toplumsal etkisi de orantısız bir noktaya varıyor.
[AA, 27 Nisan 2023].

