22 Nisan 2025’te Bloomberg’e verdiği röportajında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ulusal Meclisi feshetmeyi ve 2025 sonbaharında erken seçim düzenlemeyi düşündüğünü ifade etmiştir. Bu karar 2024 Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri ve ardından gelen siyasi çalkantılarla pusulasını arayan bir Fransa’da Macron’un tekrardan siyasi hakimiyeti sağlama çabası olarak değerlendirilebilir. Aynı dönemde aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (Rassemblement National, RN) lideri Marine Le Pen’in 31 Mart 2025’te Avrupa Birliği (AB) fonlarını zimmetine geçirme suçundan mahkum edilmesi ve beş yıl süreyle kamu görevinden menedilmesi ise Fransa’nın siyasi tablosunu daha da çetrefilli hale getirmiştir. Bu siyasi belirsizlik Macron’un kararının siyasi, tarihsel ve stratejik arka planına bakmayı gerektirmektedir.
Fransa’da Meclis Feshinin Tarihsel Örnekleri
Beşinci Cumhuriyet’te Ulusal Meclisin feshi Anayasa’nın 12. maddesiyle cumhurbaşkanına tanınan riskli bir yetkidir. Tarihsel örnekler bu hamlenin farklı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor: Charles de Gaulle (1962, 1968) ve François Mitterrand (1981, 1988) fesihle Meclis çoğunluklarını güçlendirirken Jacques Chirac (1997) ise erken seçimle çoğunluğu kaybederek sosyalist bir başbakanla cohabitation (cumhurbaşkanı ve başbakanın farklı siyasi partilerden olduğu durum) dönemine girdi. Macron’un 2024’te aldığı fesih kararı sonrası siyasi gücündeki zayıflamanın farkında olarak temkinli davrandığı ve sonraki adımlarını dikkatle planladığı kamuoyuna yaptığı açıklamalardan anlaşılmakta. Ayrıca Fransız Anayasası bir fesih sonrası bir yıl boyunca yeni bir feshe izin vermediği için erken meclis seçimleri ancak Temmuz 2025’ten itibaren mümkün olacak.
Mevcut Siyasi Dengeler
Fransa 2022 Ulusal Meclis seçimlerinden bu yana siyasi bir tıkanıklık yaşıyor. Macron’un Renaissance partisi ve Ensemble ittifakı, Ulusal Mecliste mutlak çoğunluğu elde edemedi. Bu durum Ulusal Mecliste yasaların ya siyasi uzlaşmalar ya da Fransa Anayasası’nın 49.3 maddesiyle (yasamada Meclisin hükümet tarafından baypas edilmesi) geçirilmesine yol açtı. Haziran 2024 AP seçimlerinde RN’nin Le Pen liderliğinde yüzde 31,5 oy alması krizi derinleştirdi. Macron’un ittifakı ise yüzde 15’te kalarak ciddi bir yenilgi aldı. Bu hezimetin ardından Macron, Ulusal Meclisi feshederek 30 Haziran ve 7 Temmuz 2024’te erken seçim tarihi çağrısı yaptı. Macron’un amacı siyasi netlik sağlamaktı. Ancak seçimler daha çok bölünmüş ve kilitlenmiş bir Meclis aritmetiğinin oluşmasına yol açtı. Seçim sonucu itibarıyla üç ana ittifakın (Yeni Halk Cephesi [NFP], Ensemble ittifakı ve RN) yaklaşık olarak eşit güçte olduğu bir bölünmüşlük gerçekleşti. Hiçbir ittifak 577 sandalyeli Ulusal Mecliste çoğunluğu elde etmek için gerekli olan 289 sandalyeye ulaşamadı. Bu durum yasama sürecinde tıkanıklıklara sebebiyet verdi ve Macron’un belirlediği hükümetin etkili bir şekilde çalışmasına engel oldu. Bu durumdan mütevellit Fransa birkaç ayda Cumhurbaşkanı Macron’un görevlendirdiği üç başbakan (Gabriel Attal, Michel Barnier ve François Bayrou) değişimi ve güvensizlik oylamalarıyla sarsıldı. Mevcut Bayrou hükümeti sürekli bir güvenoyu tehdidi gölgesinde adeta Demokles’in kılıcı altında etkisiz kalmakta.
Marine Le Pen’e Siyaset Yasağı
31 Mart 2025’te Paris’te bir mahkeme RN’nin 2009-2017 arasında AP’de dört hayali asistan istihdam ederek 474 bin avro ve daha kapsamlı bir kurguyla 1,8 milyon avro zimmetine geçirmekten suçlu buldu ve RN’nin lideri Marine Le Pen dört yıl hapis (ikisi ertelenmiş, ikisi de ev hapsinde elektronik bileklikle), 100 bin avro para ve beş yıl kamu görevinden men cezalarına çarptırıldı. Bu yasak temyiz sürecine rağmen derhal yürürlüğe girdi. Le Pen, kararı siyasi bir cadı avı olarak nitelendirerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ve Fransa Anayasa Konseyine başvurdu ancak temyiz süreci 2026 yazına kadar sonuçlanmayabilir. Bu yasak Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanı seçimine RN’nin cumhurbaşkanı adayı olarak katılımını engelliyor ve RN’nin liderlik stratejisini altüst ediyor. Akabinde başta Paris olmak üzere Fransa’nın farklı bölgelerinde düzenlenen RN destek mitingleri bir protestodan çok seçim kampanyasına dönüştü ve Le Pen’in siyasi mağdur imajını güçlendirdi. Macron’un 2025 sonbaharında tekrar Meclisi fesih düşüncesinin zamanlamasının Le Pen’in yasaklı olduğu sürece rastlaması, bunun bir tesadüf olmadığı ihtimalini güçlendiriyor.
Erken Seçim Çağrısının Ekonomik Etkileri
Macron’un erken seçim çağrısı ekonomik açıdan önemli etkiler oluşturabilir. 3 trilyon avro bütçeli gayrisafi yurt içi hasılasıyla (GSYH) Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden biri olan Fransa yüzde 1’lik düşük büyüme, yüzde 110’u aşan kamu borcu ve yüzde 7 işsizlik oranı gibi sorunlarla karşı karşıyadır. 2024’teki siyasi kriz, güvenoyu alamayan hükümet ve bütçe tıkanıklığı ülkede ekonomik güveni zedelemiş ve tahvil faizlerini artırmıştır.
Macron’un erken seçim düşüncesi reformları hızlandırma ve siyasi istikrarı sağlama amacı taşımaktadır. Kilitlenmiş bir Ulusal Meclis 2025 bütçesini ve yapısal reformları engellemektedir. Seçim, Ensemble ittifakına çoğunluk kazandırarak ekonomik güveni artırabilir ve AB mali kurallarına uyumu kolaylaştırabilir. Ancak seçim belirsizliği tüketici ve yatırımcı güvenini düşürebilir. Çoğunluk sağlanamazsa veya RN ya da NFP hükümet kurarsa RN’nin AB karşıtı politikaları veya NFP’nin harcama planları (daha fazla borçlanma) piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.
Fransa, Avro Bölgesi’nin temel direklerinden biridir. Seçim belirsizliği, AB bütçe müzakerelerini ve Avro Bölgesi’nin istikrarını etkileyebilir. Erken seçim ekonomik reformlar için bir fırsat sunarken belirsizlik riskini ise artırır.
Erken Seçim Çağrısının Uluslararası Etkileri
RN’nin Fransa’da ve Almanya için Alternatif (AfD) partisinin de Almanya’da yükselişleri (örneğin son kamuoyu yoklamalarında AfD birinci sırada) Avrupa’da kutuplaşmanın ve yerleşik siyasi güçlere güvensizliğin göstergeleridir. Siyasi yasak sebebiyle Le Pen, ABD Başkanı Donald Trump, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi sağcı liderlerden dayanışma desteği görmektedir. Örneğin Trump yasağı “cadı avı” olarak nitelendirmiştir. Bu Avrupa’daki popülist sağın “halkın iradesine karşı elit komplosu” söylemini güçlendiriyor. Macron’un Avrupa yanlısı duruşu RN’nin AB karşıtlığıyla çelişiyor; olası bir RN hükümeti veya cohabitation, Fransız demokrasisi ve AB için tahribatı yüksek bir sınama olabilir. Zayıf bir Fransız hükümeti, Ukrayna’ya destek ve AB entegrasyonu gibi konularda Fransa’nın etkisini azaltabilir; Fransa’nın AB’deki liderlik rolü de iç istikrarsızlık ve Le Pen’in yasağıyla ortaya çıkan belirsizliklerle zayıflayabilir.
Macron’un Stratejik Hesapları
Macron’un muhtemel Meclis fesih kararının ardında birkaç stratejik hesap yatıyor:
- Macron, Fransa cumhurbaşkanı olarak uluslararası başarılarının iç politikaya yansıtılmasını hedeflemektedir. Popülaritesi 2024 seçimlerinden sonra tarihi düşük seviyelere gerileyen ancak son zamanlarda uluslararası alanda görünürlüğünü artıran Macron; özellikle Trump’ın jeopolitik hamlelerine verdiği yanıtlar, Ukrayna’ya desteği, Rusya’ya kafa tutması ve AB içindeki liderlik rolüyle Fransız kamuoyunda popülaritesini artırmıştır. Macron, uluslararası başarısını iç politikada bir avantaja dönüştürmek için erken seçimi bir fırsat olarak kullanabilir.
- Macron, erken seçimi aşırı sağın yükselişine karşı stratejik bir hamle olarak değerlendirmiş olabilir. RN’nin Avrupa seçimleri ve 2024 genel seçimlerinde elde ettiği başarı, Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanı seçiminde güçlü bir aday olma potansiyelini artırmıştır. Şayet Le Pen’in siyasi yasağı kesinleşirse RN’yi 29 yaşındaki Jordan Bardella gibi deneyimsiz bir siyasetçi yönetecektir. Macron, erken seçimle RN’yi hükümet sorumluluğu almaya zorlayarak partinin yönetim kapasitesini test edebilir ve olası başarısızlıklarla itibarını zedeleyerek cumhurbaşkanı seçiminde seçmen nezdinde partiyi küçük düşürebilir.
Erken Seçim Çağrısının Gerçekleşmesi Durumunda Muhtemel Senaryolar
- İç politikada erken seçim mevcut siyasi tıkanıklığı çözebilir veya daha fazla istikrarsızlığa yol açabilir. Eğer Ensemble ittifakı çoğunluğu kazanamazsa Macron cohabitation senaryosuyla karşı karşıya gelebilir ve bu da RN veya NFP’den bir başbakan atamasına yol açabilir. Bu ise Macron’un dış politikada kontrolünü sürdürmesine rağmen iç politikada ciddi bir güç kaybına yol açabilir.
- RN’nin 2024 seçimlerinde 142 sandalye kazanması partinin tarihinde bir rekordur. Erken seçim RN’nin daha fazla sandalye kazanma olasılığını artırabilir ve bu da aşırı sağın Fransız siyasetindeki etkisini güçlendirebilir.
- AB üzerindeki etkileri açısından Fransa, Birliğin temel aktörlerinden biridir ve Macron’un liderliği de Birliğin Ukrayna’ya desteği, genişleme politikaları ve savunma sanayii gibi konularda kritik bir rol oynamaktadır. Fransa’daki siyasi istikrarsızlık ise AB’nin “Fransa-Almanya motoru”nu zayıflatabilir ve Birliğin küresel zorluklara yanıt verme kapasitesini sınırlayabilir.
Sonuç
Macron’un 2025 sonbaharında Ulusal Meclisi feshetme ve erken seçim çağrısı yapma ihtimali Fransa’nın mevcut siyasi krizine yanıt olarak ortaya çıkan riskli bir stratejidir. Bu karar Macron’un siyasi meşruiyetini yeniden inşa etme, aşırı sağın yükselişine karşı stratejik bir hamle yapma ve uluslararası alandaki popülaritesini iç politikaya çevirme arzusuyla şekillenmektedir. Ancak bu hamlenin başarı şansı seçmen davranışları, siyasi ittifakların dinamikleri ve anayasal takvime bağlıdır. Erken seçim Fransa’da siyasi istikrarı yeniden sağlayabileceği gibi mevcut bölünmüşlüğü derinleştirerek daha fazla istikrarsızlığa da yol açabilir. AB bağlamında ise Fransa’daki bu gelişmeler Birliğin küresel liderlik kapasitesini etkileyebilecek kritik bir dönüm noktası teşkil edebilir.

