İngiltere’de Erken Seçimin Galibi Brexit

İngiltere’de Erken Seçimin Galibi Brexit

Parlamentoda tek başına hükümeti kurma imkanı bulan Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti, geçen iki yıl içinde kaosa dönüşen Brexit sürecini nihayete erdirme yolunda büyük bir şans elde etti.
Paylaş:

İngiltere’de Brexit’in gölgesinde yapılan 2019 erken seçimleri sonucunda ülkeyi dokuz yıldır yöneten Muhafazakar Parti, tek başına hükümeti kurmak için gerekli olan 326 sayısının ötesine geçerek 365 koltuk elde etti. Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise 32,2 oy ve 203 milletvekiliyle tarihindeki en büyük yenilgilerinden birini aldı. Bu sonuçlarla birlikte Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakarlar parlamentodaki çoğunluğu açık ara elde ettiği için hem tek başına hükümeti kurma hem de geçen iki yıl içinde kaosa dönüşen Brexit sürecini nihayete erdirme yolunda büyük bir şans elde etti.

Erken seçime giden süreç

Temel motivasyonun Brexit taraftarlığı ya da karşıtlığı olduğu 12 Aralık 2019 tarihindeki erken seçim sonuçlarına göre ülke genelinde Muhafazakar Parti yüzde 43,6 oy alarak 365 milletvekili, İşçi Partisi yüzde 32,2 oy alarak 203 milletvekili, İskoç Ulusal Partisi (SNP) yüzde 3,9 oy alarak 48 milletvekili ve Liberal Demokratlar yüzde 11,5 oy alarak 11 milletvekili çıkardı. Kalan yüzde 4'lük oran ve 23 koltuk ise diğer partiler arasında paylaşıldı ve parlamentodaki geleneksel iki partili yapı yeniden hakim oldu. Sonuçlarla ilgili bir başka önemli husus olarak, beklendiği gibi İngiltere’de Muhafazakar Parti yüzde 47,2 oyla, Galler’de İşçi Partisi yüzde 40,9 oyla, İskoçya’da SNP yüzde 45 oyla ve Kuzey İrlanda’da DUP yüzde 30,6 oyla ilk sırada yer aldı. Böylece Birleşik Krallık’ı oluşturan dört ülkenin siyasi tercihleri bir kez daha tescillendi.

Kazananlar ve kaybedenler

Brexit herhangi bir anlaşmaya varılmadan gerçekleşseydi bu durum sonu belirsiz bir sürece yol açacağı için çok daha büyük bir krize neden olacaktı. Haliyle bu noktada seçimin asıl galibinin Brexit olduğunu söylemek yanlış olmayacak

Yine bu sonuçlarla birlikte ana muhalefetteki İşçi Partisi 59 kayıpla 1935 yılından bu yana en ağır yenilgisini aldı ve seçimin asıl kaybedeni oldu. Burada Muhafazakarların başarılı olmasında önemli bir yer tutan Brexit tartışmasının aynı zamanda bu seçimde İşçi Partisi’nin hezimete uğramasındaki temel faktör olduğunu görmekteyiz. Zira 2016 yılındaki referandumda yüzde 52’lik Brexit oyuna rağmen, parti lideri Jeremy Corbyn’nin, beliren halk iradesine rağmen yeniden referandumda ısrar etmesi ve erken seçim sürecinde oldukça başarısız bir performans sergilemesi bu hezimetin habercileri niteliğindeydi. Öyle ki oyların coğrafi dağılımına bakıldığında ülkedeki kriz ortamından en çok zarar gören ve geleneksel olarak İşçi Partisi’ne oy veren işçi sınıfının en azından bir kısmının bu seçimde tercih değiştirip en büyük rakipleri Muhafazakarlara yöneldikleri rahatlıkla görülmekte.

Bunların yanı sıra seçimin en büyük sürprizini Liberal Demokratlar yaşadı. Zira Liberaller önceki seçimde oyların yüzde 7,4’ünü alıp 12 milletvekilliği kazanmışken, bu seçimde yüzde 11,5 oy almasına rağmen 11 milletvekili çıkarabildi. Bu ters oranının mantığını ise ülkede uygulanan seçim sisteminde aramak gerekli. Çünkü dar bölge ve nispi çoğunluk esaslarına dayanan bu seçim sistemine göre 650 seçim bölgesinden her birinde en çok oyu alan aday doğrudan parlamentoya girmekte. Bu sistemden ötürü daha önce 2017 erken seçimlerinde Muhafazakar Parti oylarını yüzde 6 oranında artırarak yüzde 42 oy almasına rağmen parlamentoda 12 koltuk kaybetmişti. Bu seçimde de Liberal Demokratlar oy oranını yüzde dört arttırmasına rağmen 1 vekil kaybetti. Böylece Liberal Demokratlar da talihsiz bir şekilde bu seçimin kaybedenleri arasına girdi.

Önümüzdeki sürece dair yorum yapmak gerekirse bu sonuçlarla birlikte öncelikle 2020 Ocak ayı sonuna ertelenen Brexit’in tamamlanması yolundaki bütün engeller kalkmış oldu. Nitekim Boris Johnson liderliğindeki hükümetin yılbaşı tatilinden önce ilk yasa tasarısı olarak parlamentoya 20 Aralık’ta Brexit anlaşmasının getirileceği açıklandı. Anlaşma için parlamentonun onay vermesini takiben Avrupa Parlamentosunun da onay vermesi durumunda anlaşma yürürlüğe girecek ve 31 Ocak itibarıyla İngiltere AB’den ayrılmış olacak. Daha sonra 21 aylık geçiş dönemi başlayacak ve bu sürenin de tamamlanması neticesinde Brexit tam manasıyla gerçekleşmiş olacak. Bu noktada sürece dair en önemli husus parlamentoların onayıyla birlikte İngiltere’nin AB’den anlaşmalı şekilde ayrılacak olmasıdır. Zira Brexit herhangi bir anlaşmaya varılmadan gerçekleşseydi bu durum sonu belirsiz bir sürece yol açacağı için çok daha büyük bir krize neden olacaktı. Haliyle bu noktada seçimin asıl galibinin Brexit olduğunu söylemek yanlış olmayacak.

İskoçya ve Kuzey İrlanda’da bağımsızlık talepleri

İskoçların Birleşik Krallık’tan ayrılıp ayrılmayacağı seçim sonrası dönemde Johnson hükümetini bekleyen en önemli gündem maddeleri arasında yer alacak.

Nitekim İskoçya Özerk Yönetimi Başkanı ve SNP lideri Nicola Sturgeon’ın seçimlerden sonra yaptığı ilk açıklamada İskoçların AB üyeliğini savunması ve Brexit’e karşı çıkması nedeniyle yeni bir bağımsızlık referandumunu gündeme getireceklerini açıkladı. Ancak hukuki olarak 1998 tarihli İskoçya Yasası’nın 30. maddesine göre, İskoçların yeniden referanduma gidebilmesi için İngiliz parlamentosundan onay almaları gerekmekte. 650 üyeli Avam Kamarasında şu anda SNP’li vekiller dışında bu talebe destek verecek büyük bir parti bulunmadığı için parlamentodan böyle bir iznin çıkmasına imkansız gözüyle bakılmakta.

İskoçya’daki ayrılık tartışmalarına paralel olarak Kuzey İrlanda’daki ayrılık yanlılarının durumunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Çünkü seçim sonuçlarına göre bir taraftan Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanması amacıyla kurulan İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun (IRA) siyasi ayağı Sinn Féin 7 vekilliğini korurken, Birleşik Krallık ile birlik yanlısı DUP ise iki vekil kaybetti. Bu sonuçlarla birlikte Avam Kamarasında Kuzey İrlanda’ya ayrılan vekilliklerde Cumhuriyetçilerin çoğunluğu sağlaması üzerine ayrılıkçı çevrenin referandum talepleri de gündemi gelmeye başladı. Zira seçimden sonra Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald “Halk oylamasına doğru gidiyoruz ve bunun için zorlu ön çalışmaları tamamlayıp kendimizi hazırlamalıyız” açıklamasıyla referanduma yönelik ilk sinyali verdi. Mevcut siyasi ve toplumsal şartlar altında Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan ayrılması İskoçya’nın ayrılması kadar gündemde olmasa da Londra buradaki gelişmeleri yakında takip edecektir.

Türkiye ile ilişkiler

9 yıldır iktidarda bulunan Muhafazakar Parti’nin seçimlerden açık ara zaferle çıkmasıyla birlikte Türkiye-İngiltere ilişkilerindeki olumlu seyrin üç nedenden ötürü devam etmesi beklenmekte.

[AA, 19 Aralık 2019].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR