Ayasofya'nın camiye çevrilmesi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasetinin ajandası yoğun bir şekilde tartışılıyor. Kimisine göre "bir yapılacaklar listesi" var ve devamı gelecek. Özü de "Türkiye'nin adım adım İslamlaştırılması." Batı medyası da "rejim değişikliği" iddiasını en üst düzeyde seslendiriyor. Ana iddialar, "Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandıran" Erdoğan'ın "halifeliği geri getirdiği" ve "Atatürk'ün laik mirasına son verdiği" yönünde. Ayasofya'nın açılmasının heyecanı veya üzüntüsü ile kimileri de içeride bu tartışmalara katılıyor. Türkiye'nin son yıllarda uluslararası konumunu güçlendirmesinin yeni bir olgu oluşturduğu doğru. Erdoğan'ın liderliğiyle Ankara'nın Suriye, Irak, Libya ve Doğu Akdeniz'de etkili hamlelerde bulunduğu ve kurumlarının kapasitesini geliştirdiği açık. Yalnız bu yeni "küresel ve bölgesel dinamizmi" anlamada ve adlandırmada hata yapmamak lazım.
***
"YeniOsmanlı, İslamcı, sözdehalife, sultan" "büyükve güçlü Türkiye" "güçlümilli devlet"***
***
"Bizim medeniyetimiz" "yerli-milli duruş" "Erdoğan'ın Türkiye algısı" "beka" "emperyalizm, imparatorluk hayali", "Kemalist devletçilik" "güçlü Türkiye" "Suriye'de, Libya'da ya da Doğu Akdeniz'de ne işimiz var?"***
"güçlü bir milli devlet" "Cumhurbaşkanı"[Sabah, 28 Temmuz 2020].

