Cuntacı Darbe Teşebbüsünün Harekât Planı ve Mantığı

Cuntacı Darbe Teşebbüsünün Harekât Planı ve Mantığı

Taktik ve operasyonel yöntemin büyüsüne kapılan darbeciler stratejik hedef değerlendirmesinde büyük yanlışlar yaptı. Halkın Cumhurbaşkanı ile olan bağı ve milli iradeye olan bağlılığını göz ardı etmeleri bu alçak girişimin başarısız olmasının en temel sebebi.
Paylaş:

Artık kimsenin şüphesi kalmadı. Türkiye’de kesin inançlı köktenci bir terör örgütü var. Ve bu örgüt devleti ele geçirmek istedi. Üç yıldır devletle savaşıyordu zaten.  Şimdi millete de savaş açtığı ortaya çıktı. Akılları sıra önce orduyu, sonra hükümeti, sonra devleti sonra tüm ülkeyi ele geçireceklerdi. Her şey ama her şey onların olmalıydı. Ne için? Hangi amaçla? Belki kendileri bile bilmiyor. Sorsanız kendilerini seçilmiş fırka görürler. İslam onların sırtında yükselecektir. Her sapkın terör örgütü gibi...

Bu aç gözlü işlevselci zihniyet üç yıl önce savaşı başlattığından beri hiçbir sınırı olmadığını gösterdi. Kendi amaçları için her yolun mübah olduğunu düşünen bu grup, halkın üzerinden tanklarla geçmek, milletin meclisini vurmak dahil hiçbir sınır tanımadı. Bu tür bir örgüt yapısının içerisinde çocuk yaşlardan bu yana yer alan ve beyni cemaatine itaatle doldurulan bireylerden bahsediyoruz. Eşlerini ve çocuklarına verdikleri isimleri bile bir örgüt hiyerarşisi içerisinde belirlenen bu örgüt üyelerine yıllarca muğlak bir hedef, kesin bir yöntem öğretildi. Yöntem takiyye, hedef her şey.

Örgütün hedeflerini hiç sorgulamayan kendisine verilen emirleri ezberden uygulayan bu örgüt üyeleri sızma işleminde bir başarı hikayesine dönüştüler. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan kamplarda organize bir şekilde sebebini sorgulamadan devlete sızacak itaatkar adamlar yetiştirildi. Görüyoruz ki bunlar ülkede orgenaral kademesine kadar yükselmiş. Böyle bakınca büyük bir başarı gibi görünüyor. Fakat öbür taraftan bu orgenaral kademesine kadar çıkabilmiş aynı adamlar hiçbir sonuç üretmeyecek bir intihar eylemine girecek kadar gözü kara ve mantıksız hale gelebiliyor. Öyle bir körlük üretiliyor ki, nereye gideceğini bilmez bir halde her türlü maceraya atılabiliyorlar. Çünkü yanılma ihtimali bulunmayan lider öyle emretmiş.

Bu yöntemsel başarı stratejik başarısızlığın arkasındaki asıl sorumludur. Hem geçtiğimiz üç yıllık süreçte hem de bugün son darbe girişiminde aynı arızayı gördük. MİT’e yapılan darbe girişiminde de 17-25 Aralık teşebbüslerinde de stratejik hedef değerlendirmelerini yanlış yaptılar. Her seferinde çok iyi kullandıkları gizlenme ve örgütlenme yöntemiyle bir darbeye kalkıştılar fakat her seferinde asıl hedefin çevresini boşaltmaya çalışırken kaybettiler.

YILDIRIM HAREKATI
HEDEF ULAŞIM VE HABERLEŞME

İstanbul’da öncelikle köprüler, TRT, CNN, Telekom, havaalanları, Büyükşehir Belediyesi ve AKOM gibi merkezlere saldırdılar. Bu hedeflerin hepsi aslında kendi başına askeri veya siyasi olarak ele geçirilmesi gereken ve böylece yönetimi ele geçirmek anlamına gelecek adresler değildir. Bunların hepsi ulaşım ve haberleşme adresleridir. Bu ulaşım ve haberleşeme araçlarını kesintiye uğratmak tüm İstanbul’un felç olması sonucunu doğuracaktı. İstanbul’da devleti ele geçirmek değil halkı devre dışı bırakmak önemliydi. Biraz da bu hedefler sembolik anlamı yüksek hedeflerdi. Köprüler İstanbul’un can damarları olarak bilinir. TRT darbenin başarılı gösterilmesi adına kilit bir hedeftir. Havaalanları tüm uluslararası ve şehirlerarası ulaşım merkezidir. Büyükşehir Belediyesi İstanbul içi ulaşımın adresidir. Bu adresler devre dışı bırakıldığında İstanbul’a girişler engellenmiş olacaktı. İstanbul halkı da gece boyunca şehrin üzerindeki uçaklardan ve televizyon görüntülerinden korkacağından evine hapsolacaktı.

Öte yanda asıl ele geçirilmek istenen adresler Ankara’daydı. En yoğun saldırılar Genelkurmay, Jandarma, MİT ve Emniyete yönelikti. Ankara’nın silahlı tüm gücü bir anda çökertilecekti. Genelkurmay başkanı ele geçirilerek darbeye emir komuta sisteminde oluyor imajı verilecekti. Kuvvet komutanlıkları da kontrol altında tutulacak olursa, ordunun herhangi bir kademesinde aykırı ses çıkamayacaktı. Ordu bütünüyle darbecilere katılacaktı. Eş zamanlı olarak MİT ve Emniyet’e yapılan operasyonlar, darbecilerin mantığına göre devleti ele geçirmek sonucunu doğuracaktı.

YANLIŞ HESAP HALKTAN DÖNDÜ

Fakat hepsinden öte darbeciler Cumhurbaşkanı’na ulaşamadı. O da başka yere değil, halkın arasına Atatürk Havalimanı’na inerek, mücadeleyi sürdürdü. Her zaman olduğu gibi taktik ve operasyonel yöntemin büyüsüne kapılan darbeciler stratejik hedef değerlendirmesinde büyük yanlışlar yaptı. Halkın Cumhurbaşkanı ile olan bağı ve milli iradeye olan bağlılığını göz ardı etmeleri bu alçak girişimin başarısız olmasının en temel sebebi.

Devletin şimdi acilen tedbirler alması gerekir. Önce bu darbecilerin caydırıcı bir biçimde temizlenmesi gerekecektir. Sonrasında ise bir daha böylesi bir teşebbüsün doğmaması, doğsa bile başarıya ulaşmaması için hem siyasal hem stratejik tedbirler alınmalı. Bunların başında da ordunun siyasal kontrole daha sıkı bağlanması ve stratejik değeri yüksek hedeflerin daha sağlam korunması gibi tedbirler gelmektedir. Hem anayasal düzenlemeyle hem de ordudaki atama ve yükseltme teamüllerinin kontrol altına alınmasıyla hükümetlerin kontrol edebileceği bir ordu sistemine geçmek gerekecektir.

Bu sefer hafife alınacak tarafı kalmadı. Yıllardır bu terör örgütünün büyük bir tehdit olduğu dile getirildiğinde, silaha başvurmadıkları söyleniyordu. Şimdi artık her şey gün gibi ortada. Devletin içindeki bu teröristler devletin her kurumuna sızmış ve her türlü çılgınlığı yapmaya hazır. Ülkeyi ele geçirmekten tutun da olmazsa iç savaşa sürüklemek gibi her türlü sapkın hedefe kolayca yönlendirilebilirler. Tüm toplumda şu an var olan duygu ve düşünceler çerçevesinde devlet bu sorunu bir daha ortaya çıkmayacak şekilde çözmek durumundadır.

[Star Açık Görüş, 24 Temmuz 2016].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR