Bugün Başkan Erdoğan kritik BM görüşmeleri için New York seyahatine başladı. Ana gündemini son haftalarda yaptığı üç önemli çıkış belirliyor:
- "Kapıları açarız" uyarısı ile Suriyeli mültecilerin geleceğine dair destek isteği,
- "Eylül sonu gireriz" açıklaması ile Fırat'ın doğusunda güvenli bölge kurma sürecindeki kararlılığı,
- "Benim elimde neden nükleer füze olmasın" çıkışı ile dünya düzenindeki adaletsizlik vurgusu.
***
"İdlib'de yaşananlar yalnızca Türkiye'yi değil tüm Avrupa'yı ilgilendiriyor" "Erdoğan'ın tuzağı, şantajı"***
Türkiye'deki dört milyon Suriyeli meselesi AB'nin verdiği 3+3 milyar euro ile yönetilemez. Sadece ağustos ayında Yunanistan'a geçen kaçak mülteci sayısı 9 bin 300 oldu. İdlib'de yüzbinler Avrupa ülkelerine gitmek için hazırlıkta. Afganistan-Pakistan-İran hattından gelebilecek milyonlardan bahsetmiyorum bile. Çözüm limanları kapatmakta değil, mültecilerin yurtlarında kalmasını sağlamakta. Masada Türkiye'nin "Suriyeli mültecileri güvenli bölgelere yerleştirme" önerisinden daha iyisi yok. Merkel'in geçtiğimiz günlerde Erdoğan'ı telefonla araması ve yeni formüller üretme arayışında olması bunun fark edildiğini gösteriyor. Neler yapılmalı derseniz;
- Geri Kabul Antlaşması revize edilmeli ve ilave fonlar sağlanmalı.
- Güvenli bölgelerin kurulması ve finansmanı konusunda Avrupa aktif destek vermeli ve ABD'yi de bu yönde baskılamalı.
- PKK-YPG'ye sunulan aleni destek geri çekilmeli, bu örgütün yaptığı demografik temizlik vurgulanmalı.
- Türkiye-AB ilişkilerinde yeni adımlar atılmalı. Vize serbestisi başlamalı, Gümrük Birliği güncellenmeli.
- Doğu Akdeniz'deki sondajlar konusunda AB, Türkiye ile işbirliğine girmeli.
***
[Sabah, 21 Eylül 2019].

