- Türk heyeti Palermo’da gerçekleştirilen Libya Konferansı’ndan neden çekildi?
- Türkiye’nin Libya krizine ilişkin pozisyonu nedir?
LSA’dan doğan kurumları meşru otorite olarak kabul eden BM ve uluslararası toplum bunları tanımayan Halife Haftar’a karşı net bir pozisyon almadığı için anlaşmanın hayata geçirilmesi mümkün olmamıştır. LSA’nın uygulanmasında yaşanan sıkıntıları aşmak için Paris’te Macron öncülüğünde iki kez toplantı yapılmış, toplantıya anlaşmanın hayata geçirilmesini engelleyen Halife Haftar davet edilmiş ancak ikna edilememiştir. Ayrıca BM’nin son atadığı Özel Temsilci Gassan Selame, LSA’nın uygulanmasında yaşanan tıkanıklıkları aşmak için bir yol haritası açıklamış ancak burada belirttiği hususların hiçbirine ilişkin net adımlar atamamıştır. İtalya’nın Palermo kentinde gerçekleştirilen toplantı LSA’nın uygulanmamasından doğan sorunları aşmayı hedeflemekteyken Türkiye’nin yer almadığı daraltılmış bir toplantı yapılması Libya Konferansı’nı anlamsızlaştırmıştır.
- Libya krizinin kaynağı nedir?
Bu kampın hayat verdiği Sisi yönetimindeki Mısır, Libya konusunda bu bölgesel bloğun en etkin aktörlerindendir ve Libya’nın doğusunda Halife Haftar’ı askeri ve lojistik olarak desteklemektedir. Muhammed bin Selman’ın etkin olduğu Suudi Arabistan Selefiliğin radikal bir yorumu olan Medhaliliği Haftar yararına ülkenin doğusu ve batısında örgütlemektedir. Medhali Selefiler bir taraftan silahlı birliklerle iç içe geçerek güvenlik sektöründe BAE-Suudi Arabistan lehine etkin olurken camileri, radyo ve televizyon kanallarını propaganda araçları olarak kullanmakta ve toplumsal taban kazanmaya çalışmaktadır. Ürdün, Haftar’ın askerlerini eğitmektedir. BAE ayrıca bazı siyasi isimleri ülke genelinde, farklı yerel aktörleri kendi bölgelerinde parlatarak siyasi arenada da kendisine yakın kişileri güçlendirme arayışındadır. Fransa’daki bağlantıları dahil küresel erişim ağını kullanarak darbeci Haftar’a meşruiyet kazandırmaya çalışan BAE diğer taraftan Abu Dabi’de mukim emekli Batılı ve ABD’li istihbaratçılar üzerinden geliştirdiği operasyon planlarını Muhammed Dahlan gibi isimleri kullanarak bölgede yürütmektedir.
LSA, Temsilciler Meclisinin (TM) imzalamasıyla resmiyet kazanacakken Haftar ve Mısır’ın yönlendirmesiyle bu gerçekleşmemiş ve hatta LSA’dan doğan kurumların çalışması da engellenmiştir. LSA’dan doğan Başkanlık Konseyinin Haftar’ın kontrolü altındaki bölgelere girişine müsaade edilmemektedir. Ülkede ordu ve devlet kurumları doğu ve batı arasında bölünmüş ya da doğuda kopyalanmıştır.
- Palermo’daki Libya Konferansı kriz için çözüm olabilir mi?
- Libya’da bir çözüm mümkün mü?
Yerel ve uluslararası mutabakatlar sonucunda meşru kabul edilen aktörler açık bir şekilde tanımlanarak gayrımeşru aktörlerin çözümü tıkamasına izin verilmemelidir. Mısır-Libya sınırında Libya’ya yönelik silah ambargosunun uygulanmasında görülen sorunlar, Halife Haftar’ın askerlerinin Ürdün’de eğitim görmesi, BAE’nin doğu bölgesinde bulunan hava üsleri ve Suudi Arabistan’daki dini otoritelerin yönlendirmeleriyle hareket eden dini grupların varlığı çözüm çabalarını akamete uğratan parametrelerdir.
Bu parametreler siyasi bölünmüşlüğü, kurumsal parçalanmışlığı, dini aşırıcılığı, güvenlik sektöründe parçalı yapıyı ve iç çatışmayı beslemektedir. BM’nin 2259 sayılı kararı gereğince ülkenin tek meşru otoritesi Başkanlık Konseyi (BK) olarak kabul edilmektedir. Bu durumda BK’nin onayı olmadan ülkeden bir kurum ya da şahsın herhangi bir eylemde bulunması illegaldir. Ancak Haftar’ın yürüttüğü askeri operasyonların neredeyse tamamı BK’nin izin ve onayı olmadan gerçekleştirilmiştir. BK’nin atadığı İçişleri Bakan Yardımcısı askeri yönetim tarafından tutuklanmıştır ve BK onayı hilafına çok sayıda eylem sürmektedir. Bunun yanında BK’nin meşruiyetini kabul etmeyen ve onayı olmadan hareket eden aktörlerin neredeyse tamamına ilişkin BM hiçbir yaptırım uygulamamıştır. Bu durumun yol açtığı otorite kargaşası ülkede istikrarsızlığı doğurduğu için çözüm inisiyatifleri başarısız olmaktadır.

