5 Soru: Cezayir’de 12 Aralık Cumhurbaşkanı Seçimi ve Protestolar

5 Soru: Cezayir’de 12 Aralık Cumhurbaşkanı Seçimi ve Protestolar

Seçime giden Cezayir’de siyasi atmosfer nasıl? Protestolar karşısında Cezayir ordusunun pozisyonu nedir? Seçimde kimler yarışıyor? Seçim neden boykot ediliyor? Dış aktörlerin seçim sürecindeki pozisyonları neler?
Paylaş:

1. Seçime giden Cezayir’de siyasi atmosfer nasıl?

Buteflika’nın görevi bırakmasıyla Abdülkadir bin Salih cumhurbaşkanı olarak geçici hükümeti kurmuş ve orduyla birlikte ülkedeki siyasi krizi atlatmanın yolunun seçimden geçtiğini düşünerek seçim tarihini belirlemiştir. Normalde 4 Temmuz’da yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi yeterli başvuru olmadığı gerekçesiyle 12 Aralık’a ertelenmiştir. Ancak halk köklü reformların yerine getirilmesini, kaynakların adil dağıtılmasını, ordunun siyaset üzerindeki ağırlığının azaltılmasını ve demokratik özgür seçimin yapılmasını talep ederek günümüze kadar protestolarına devam etmiştir. Ayrıca göstericiler 12 Aralık’ın uygun olmadığını ve bazı reformlar gerçekleşmeden seçimin yapılmasının ordunun bir baskısı olduğunu savunarak seçimi boykot çağrısında bulunmuştur. Halihazırda cumhurbaşkanlığı için aday olan beş kişinin ise eski yönetimde bir şekilde görev almış olması göstericiler açısından her şeyin devam edeceği şeklinde yorumlanmaktadır. Geçici hükümet ve ordu seçim sayesinde ülkede istikrarın sağlanacağına inanırken göstericiler ise protestolarını sürdürerek ve 12 Aralık seçimini boykot ederek istikrarın sağlanamayacağı mesajını vermek istiyor.

2. Protestolar karşısında Cezayir ordusunun pozisyonu nedir?

Buteflika sonrası oluşturulan geçici hükümet ile ordu yapılacak olan seçimin ülkeyi siyasi krizden çıkarmada kilit role sahip olduğunu düşünmektedir. Bu anlamda Genelkurmay Başkanı Salih seçimin Anayasa’nın 102. maddesinin bir gereği olduğunu, ülkeyi tehlikeye sokabilecek çabalardan uzak durulması gerektiğini söyleyerek göstericileri uyarmıştır. Genelkurmay Başkanı Salih başlangıçta göstericilerin Buteflika’ya karşı meşru talepleri olduğunu savunmuş fakat Buteflika sonrasında gösterileri ve göstericilerin seçimi boykot etmesini “çete” olarak adlandırdığı Buteflika ve çevresinin bir oyunu olarak tanımlamıştır. Diğer taraftan Genelkurmay Başkanı Salih’in yargıya destek vermesi ile eski cumhurbaşkanının kardeşi Said Buteflika, eski başbakanlar, iş adamları, üst düzey bürokratlar ve istihbarat şefleri hakkında yolsuzluk soruşturmaları başlatılarak protestoculara “Devleti temizliyoruz” mesajı verilmeye çalışılmaktadır.

3. Seçimde kimler yarışıyor?

  • Bağımsız aday olarak başvuran Abdulmecid Tebun, Buteflika hükümetinde başbakanlık ve iskan bakanlığı yaptı. 2017’de Buteflika ile yaşadığı görüş ayrılıkları yüzünden hükümetten ayrıldı. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları sebebiyle Tebun siyaseten yıpranmış konumdadır.
  • Hürriyetin Yükselişi Partisi’nin başkanı olan Ali bin Fılis de geçmişte başbakanlık yapmış bir siyasetçidir. Fılis eski yönetimin bir parçası olarak kabul ediliyor. Muhaliflerin önerdiği geçiş dönemine karşı çıkması ve ordunun seçim yapılması yönündeki talebine olumlu yaklaşması sebebiyle Fılis’in askerler tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Kendisi daha önce iki defa cumhurbaşkanı adayı olmasına rağmen seçilememiştir.
  • İzzuddin Meyhubi, Ulusal Kurtuluş Cephesi’yle (FLN) birlikte yönetimi paylaşan iki partiden biri olan Ulusal Demokratik Birlik Partisi’nin (RND) genel sekreteridir. Meyhubi, Buteflika hükümetlerinde kültür bakanlığı yapmıştır.
  • Ulusal İnşa Hareketi’nin genel başkanı olan Abdulkadir bin Karine ise geçmiş dönemlerde turizm bakanlığı ve meclis başkanlığı gibi görevlerde bulunmuştur. Karine Müslüman Kardeşler çizgisiyle birlikte anılan Barış Toplumu Hareketi’nin (Hareketu Muctemeu’s-Silm) kurucularındandır. Ancak sonradan bu hareketten ayrılarak kendi partisini kurmuştur.
  • Eski yönetime yakın olan gençlik kuruluşlarında çeşitli görevlerde bulunan Abdulaziz Beliyd Müstakbel Partisi’nin lideridir. Müstakbel Partisi, FLN’nin uydusu olarak görülmektedir.

4. Seçim neden boykot ediliyor?

Bununla birlikte birçok siyasi grup da bu boykota destek veriyor. Müslüman Kardeşler’e yakınlığıyla bilinen Barış Toplumu Hareketi, İslamcı kimliği ile öne çıkan Abdullah Caballah liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Cephesi, Kerim Tabu liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti ve FLN’de reform fikrini savunan eski başbakanlardan Mevlud Hamruş gibi siyasi aktörler ile gruplar seçimi boykot etme çağrısında bulunmuştur. Ayrıca yargı mensupları da ordunun yargı üzerindeki etkinliğinden şikayetçi olmaları ve birtakım mesleki iyileştirme talepleri nedeniyle halk gösterileri ile eş zamanlı gösteriler düzenlemiştir. Bu durum yargının da reformdan yana olduğu için boykot cephesinde yer aldığı düşüncesini akla getirmiştir. Ancak geçici hükümetin ulusal yargı sendikalarıyla yaptığı görüşmeler neticesinde yargı mensupları eylemlerini sonlandırmıştır.

5. Dış aktörlerin seçim sürecindeki pozisyonları neler?

Öte yandan Mısır, Suudi Arabistan ve BAE ekseni tarafından da seçim süreci dikkatle takip ediliyor. Protesto gösterilerine temkinli duran bu rejimler mevcut statükonun devam etmesini istemekle birlikte Genelkurmay Başkanı Salih’e Libya’daki Halife Haftar rejimine destek vermemesi sebebiyle mesafeliler. Bu nedenle Fransa ile aynı şekilde statükonun değişimini istememekle birlikte iktidarın Genelkurmay Başkanı Salih’in başında olduğu ordunun etkisinde olmasına karşı da kuşkuyla yaklaşmaktadırlar.

ABD, Rusya ve AB ise yaptıkları açıklamalarda protestoları düzenleyen göstericilerin taleplerine cevap verilmesi gerektiği çağrısında bulundular. Bu aktörlerin seçimden beklentisi ve öncelikleri farklılık arz etmektedir. Nitekim enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden temin eden AB ile birincil önceliği müttefiki İsrail’in güvenliği olan ABD’nin –Mısır’da olduğu gibi– mevcut düzeni değiştirmeyi planlayan yeni bir aktöre müsaade etmeyecekleri düşünülmektedir.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR