Bu hafta içinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmanın içeriğinin "tam metni" kamuoyuna açıklandı. Bölge güvenliği açısından üreteceği kapasite konuşulurken bu anlaşmayı güçlendirecek ve hatta tamamlayıcı nitelikteki Bedir Mutabakatı da 21 Ekim'de imzalandı.
Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya bu anlaşma ile ortak üretim, teknoloji, Ar-Ge ve eğitim yoluyla savunma kapasitelerini güçlendirecek. Çok taraflı işbirliğinin mahiyetinin sadece savunma sanayiinin geliştirilmesiyle sınırlı olmadığı ileride anlaşılacaktır.
Yine 20 Ekim'de, Libya Temsilciler Meclisi Türkiye ile 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı onayladı. Hatırlanacağı gibi, Türkiye yedi yıl önce Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile anlaşmayı imzalamış, ancak Hafter'in kontrolündeki bölgede bulunan Temsilciler Meclisi anlaşmaya karşı çıkmıştı.
Bugün İstanbul'da R4+E3 ülkeleri bir araya geliyor. Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4, kalıcı istikrarı desteklemek ve diyaloğu güçlendirmek için oluşturulmuştu. E3 ise 2003 yılından bu yana Fransa, Almanya ve İngiltere'nin İran'ın nükleer meselesi başta olmak üzere kendilerini ilgilendiren dış politika konularında yürüttükleri istişarelere dayanıyor.
Yine bugün İstanbul'da "Arabuluculuk Konferansı" toplanıyor. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen konferansın teması, değişen dünyada arabuluculuk üzerine odaklanıyor.
Sadece bir haftalık periyotta Türk dış politikası ile ilgili öne çıkan konuların bazıları bunlar. Önce iki hususun altını çizmek gerekir. İlki, Türkiye, farklı ülkeleri her konuda aynı çizgiye getirmeye çalışmadan, ortak çıkarların bulunduğu alanlarda işbirliklerini derinleştirmeye çalışmaktadır.
İkincisi ise, Türkiye bölgesel savunma ilişkilerini çok taraflı işbirlikleri ile kurumsallaştırmaya çabalamaktadır. Bu bağlamda Mekke Anlaşması, kolektif savunma ve operasyonel destek konusunda öne çıkacak. Bedir Mutabakatı ile ülkeler, ortak üretim ve savunma teknolojileri alanındaki kapasitelerini geliştirecek.
Türkiye, R4+E3 ülkelerini bir araya getirerek, bölgesel istikrar konusunda daha geniş bir müzakere imkânının oluşmasını hedefliyor. Bu formatta bir toplantının, bölgesel sahiplenmenin neresine tekabül ettiği ile ilgili gereksiz tartışmalar olabilir. Ancak, toplantının gündeminde aynı zamanda İsrail sorunu da yer alıyor. Bu bağlamda, Batılı ülkelerin Filistinlilerin geleceği ile ilgili daha fazla inisiyatif almaları ve İsrail'e baskı kurmaları gerekiyor. Son dönemde imzalanan Mekke Anlaşması'na içeriden epeyce karşı çıkan var. Özellikle Mekke Anlaşması'na bugün için itiraz edenlere, Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nın yedi sene sonra onaylaması üzerinden cevap verilebilir.
Hatırlanacağı gibi, yedi sene önce Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile anlaşma imzalandığında Türkiye'de bazı çevreler ve hatta ana muhalefet partisi bile karşı çıkmıştı. Bu çevrelerin karşı çıkış gerekçelerini tek tek saymaya gerek yok. Ancak, Temsilciler Meclisi'nin yedi yıl içinde bu anlaşmayı onaylama noktasına gelmesinde Türkiye'nin yürüttüğü dış politikanın etkisine bakıldığında mesele daha iyi anlaşılabilir.
Bir defa, Türkiye Libya'da her iki tarafla da ilişkilerini sürdürerek Libya'nın istikrarının sağlanmasında ve grupların birbirine yakınlaşmasında çok önemli bir rol üstlenmiştir. Bugün Libya'da görece istikrar sağlandıysa bu, Türkiye'nin istikrarlı ve kararlı dış politikası sayesindedir. Bugün gelinen noktada anlaşmanın uluslararası meşruiyeti güçlenmiştir. Avrupa ve Yunanistan'ın itirazları daha önce de olmuştu. Avrupa, Libya'yı iç çekişmelerinin tarafı yaparak kendi başına bırakırken, Türkiye, farklı gruplar arasında mutabakatı sağlamak için uzun süredir uğraşıyor. Yunanistan ve diğer Avrupa ülkeleri Libya'nın iç bölünmüşlüğüne ve çatışmalara yatırım yaparken, bu süreçte Türkiye, Libya'nın bütünleşmesi ve istikrarı için çaba gösterdi.
Bu bağlamda, Türkiye'nin çabalarının tüm Libya'nın geleceğine olumlu katkı sunacağı ve ülkenin çıkarlarına hizmet edeceği görüldüğü için anlaşmanın onaylanması mümkün olmuştur. Bu anlaşmanın önemi, Akdeniz'de Türkiye'ye karşı İsrail, Yunanistan ve GKRY'nin oluşturmaya çalıştığı hattı bozucu etkisidir. Akdeniz'de Türkiye'ye karşıtı kurulacak her ittifak, bu anlaşma karşısında zorlanacaktır.
Türkiye'nin bugün attığı adımları, konjonktürel şartlar üzerinden değerlendirmek yanlıştır. Libya ile yapılan anlaşmanın sonuçlarını bugün daha iyi görüyoruz. Mekke Anlaşması'na da uzun vadeli bakılmalıdır.
[Sabah, 23 Ekim 2026]

