***
Batı-Rusya çatışmasının Doğu Avrupa'daki başka ülkelere ve Balkanlara sıçramasından bir kâbus senaryosu olarak bahsediliyor. Böylesi bir ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim ertesinde yoğun bir diplomasi gündemi yürütecek.***
1 Nisansonrasını tahayyül eden yorumlar içte vedışta ilgi gördü.***
- İlki, ülkemizde siyasetin her daim dinamik ve önemli olduğudur. AK Parti CHP'den bazı büyükşehirleri alırsa Türkiye Yüzyılı vizyonu için yeni bir sinerji oluşturur. CHP'nin İstanbul'u kaybetmesi durumunda muhalefet bir süre dağınıklık yaşayabilirse de 2028'e kadar yeni konumlanmalar üretir. İmamoğlu kaybetse de 2028'e yönelik siyasi iddiasına devam eder.
- İkincisi, Türkiye'nin başkanlık sistemi ile yönetildiğidir. Başkanlık sistemi yerel seçim sonuçlarından bağımsız olarak iktidara istikrarlı beş yıl icraat dönemi verirken siyaseti iki kutupta toplaması sebebiyle muhalefeti de etkin konumda tutuyor. Malum, 31 Mart seçimleri ülkemizin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişinden (2018) sonraki dördüncü seçimi. Önceki üç seçimler 2018 cumhurbaşkanı- milletvekili seçimleri, 2019 yerel seçimleri ve 2023 cumhurbaşkanı-milletvekili seçimleriydi. 1 Nisan sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önünde dört yıllık bir icraat dönemi olacak. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yerleştiği bu ikinci dönemde (2023-2028) ekonomiden dış politikaya birçok alanda önemli atılımlar gerçekleştirecek. Bu noktada 2019 yerel seçimlerinden sonra muhalefetin erken seçim ve hatta ittifak gündeminin onlara 2023'ü nasıl kaybettirdiğini hatırlatmak yerinde olur.
- Üçüncüsü de kaotik uluslararası ortamın getireceği değişim, risk, çatışma ve fırsatların iç siyasetimizi etkileme ihtimalidir. Bu üç gerçekliği 1 Nisan senaryolarını tahayyül ederken göz önünde bulundurmak gerekir.

