Rusya'nın İHA İhlalleri: Provokasyon ile Yoklama Arasındaki Sınırın Bulanıklaşması
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Polonya güçlerinin ülkenin hava sahasını ihlal eden Rus insansız hava araçlarını düşürdüğünü doğruladığı bir konuşma yapıyor. (Anadolu Ajansı aracılığıyla Polonya Başbakanlık Ofisi Bilgi Notu)

Rusya’nın İHA İhlalleri: Provokasyon ile Yoklama Arasındaki Sınırın Bulanıklaşması

Ukrayna'daki savaş, Rusya'ya ait İHA'ların hem Polonya hem de Romanya hava sahalarını ihlal etmesiyle NATO topraklarına taşındı. Polonya ve müttefik uçakları bazı İHA'ları etkisiz hale getirdi. Bu olaylar NATO uçaklarının savaşın başlamasından bu yana ilk kez Rus İHA'larını doğrudan ittifak hava sahasında düşürmesi anlamına geliyordu.
Paylaş:

Eylül 2025’te Ukrayna’daki savaş, Rusya’ya ait insansız hava araçlarının (İHA) hem Polonya hem de Romanya hava sahalarını ihlal etmesiyle NATO topraklarına taşındı. En ciddi olay 9-10 Eylül gecesi meydana geldi. Belarus’tan gelen 19-23 adet arası İHA, Polonya hava sahasına girdi. Polonya ve müttefik uçakları (F-16’lar ve Hollanda F-35’leri) bazı İHA’ları etkisiz hale getirirken diğerleri ise kırsal bölgelere düşerek evlere ve araçlara zarar verdi ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Varşova bu olayı “kasıtlı bir provokasyon” olarak tanımlarken Moskova ise İHA’ların hedefinin Ukrayna olduğunu ve NATO hava sahasına girişin kasıtsız yaşandığını savundu.

Aynı dönemde Romanya en az bir Rus İHA’sının Karadeniz yakınlarında kısa süreliğine hava sahasına girdiğini bildirdi. Romanya Savunma Bakanlığı bu olayı “sorumsuzca bir hareket” olarak nitelendirdi ve F-16’ları havalandırarak durumu takip etti ancak İHA herhangi bir zarar vermedi. Bu olaylar bütünüyle değerlendirildiğinde NATO uçaklarının savaşın 2022’de başlamasından bu yana ilk kez Rus İHA’larını doğrudan ittifak hava sahasında düşürmesi anlamına geliyordu.

Olayın ardından Polonya, NATO Antlaşması’nın 4. maddesini işleterek müttefikler arasında acil istişare sürecini başlattı. 12 Eylül’de “Doğu Nöbeti Operasyonu” başlatılarak İttifakın doğu kanadı takviye edildi. İlave savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve hızlı tepki koordinasyonu sahaya konuşlandırıldı. Avrupa hükümetleri Rusya’nın eylemlerini sert şekilde kınarken Trump yönetimindeki ABD’den gelen mesajlar tutarsızdı. İlk başta sosyal medyada kullanılan güçlü söylemler daha sonra daha temkinli resmi açıklamalarla dengelendi.

İttifak, İHA’ları düşürerek ve savunmayı güçlendirerek hazırlığını göstermiş olsa da Washington’ın güvenilirliği ve Moskova’nın NATO’nun dayanışmasını sınamak için ne kadar ileri gidebileceği konularında soru işaretleri sürüyor. Yaklaşmakta olan geniş çaplı Rusya-Belarus “Zapad 2025” tatbikatı göz önüne alındığında Eylül ihlalleri ilerleyen dönemde daha fazla provokasyonun yaşanabileceğinin bir uyarısı olarak değerlendirildi. Bu durum NATO’yu caydırıcılık ile tırmanmayı önleme arasında hassas bir denge kurmaya zorladı.

Alanında seçkin uzmanlar olayı ayrıntılı analizleri ve yorumları ile farklı açılardan değerlendirdi.

Hazırlayan

Sibel Düz

Uzmanlar

Can Kasapoğlu

Rıfat Öncel

Murat Aslan

Arda Mevlütoğlu

Büşra Zeynep Özdemir

Can Kasapoğlu

Hudson Institute
Rusya’nın Polonya ve Romanya hava sahalarında İHA kullanımı NATO’nun kırmızı çizgilerini test etmeye yönelik kasıtlı bir provokasyon mu yoksa daha çok Zapad 2025 öncesinde İttifakın siyasi birliğini yoklamaya mı dönük; Moskova’nın bu bağlamdaki mesajlarını nasıl okumalıyız?

Son yaşanan olayı provokasyondan ziyade bir yoklama operasyonu (probing) olarak değerlendirmek gerekir. Uluslararası medya bunu çoğunlukla yanlış tanımladı ancak radar görüntüleri, İHA’ların Polonya hava sahasına elektronik harp kaynaklı sapmalardan ziyade doğrusal, önceden programlanmış rotalarla girdiğini ortaya koyuyor. Bu durum kazara bir sınır ihlalinden çok koordineli bir saldırı paketine uygun bilinçli bir planlama ve icrayı gösteriyor.

Bu yoklamanın amacı NATO’nun siyasi dayanıklılığını test etmek değil zira İttifak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı verdiği birleşik tepkiyle bunu zaten kanıtladı. Operasyonun hedefi NATO’nun İstihdam Konsepti (CONEMP) ve daha geniş ölçekte Operasyon Konsepti (CONOP) idi. Moskova bu olay üzerinden NATO’nun muharebe koşullarında sistemlerini nasıl kullandığını, tepki sürelerini, karar protokollerini ve çok uluslu unsurlar arasında entegrasyon kabiliyetini incelemeyi amaçladı.

Açık kaynak bilgileri ve NATO açıklamaları olayda İtalyan AWACS’ları, Hollanda F-35 ve F-16’ları, Polonya’daki Alman Patriot bataryaları ve havadan yakıt ikmali uçaklarının rol aldığını doğruluyor. Rusya bunların tepkilerini gözlemleyerek şu unsurları değerlendirmiş olabilir:

  • Hızlı tepki uyarısı (QRA) kapsamında uçakların havalanma süreleri ve prosedürleri
  • Hava sahası ihlal edildiğinde NATO’nun kuvvet entegrasyonunun hızı ve ölçeği
  • AWACS’ın sensör verilerini tespit, filtre ve veri bağlantıları üzerinden sıralama (queuing) performansı
  • Müdahale operasyonları sırasında havadan yakıt ikmal protokollerinin etkinliği
  • Patriot sistemlerinin operasyonel rolü: aktif angajman mı yoksa yalnızca radar kapsaması mı sağladıkları
  • Polonya’daki NATO kuvvetleri ile Ukrayna Hava Kuvvetlerinin karşılaştırmalı performansı

Pratikte bu ihlal gerçek şartlarda bir stres testi işlevi gördü. İHA’ların düşürülmesi öngörülebilirdi zira Ukrayna zaten yüksek oranda önleme başarısı gösteriyor. Fakat Rusya için asıl değer NATO’nun zamanlaması, prosedürel protokolleri ve platformlar arası koordinasyonuna dair detaylı verilerden oluşan kümülatif veri setinde yatıyordu. Bu operasyonel istihbarat özellikle İHA yoğun savaş vurgusunu öne çıkaran Zapad 2025 tatbikatı bağlamında stratejik önem taşıyor. Dolayısıyla Polonya’daki olay hem Rusya’ya operasyonel veri sağladı hem de NATO’nun doğu kanadında yoğun İHA kullanımına dayalı savaş hazırlıklarını test etti.

Bu olayın Romanya ve Baltık ülkelerindeki önceki İHA ihlallerinden ayrılması önemlidir. Önceki vakalar Ukrayna’nın elektronik harp faaliyetlerinin uçuş rotalarını saptırmasıyla makul biçimde açıklanabiliyordu. Buna karşılık Polonya’daki vaka ise istikrarlı rotasını koruyan bilinçli bir saldırı paketi niteliğindeydi ve Rusya’nın hem niyetini hem de NATO’nun savunma mimarisini yoklama odaklı yaklaşımını açıkça ortaya koydu.

Rıfat Öncel

SETA
Trump yönetiminin çelişkili mesajları NATO’nun kolektif caydırıcılık duruşunu nasıl etkiliyor? Bu durum Avrupalı müttefiklerinin ABD’nin güvenlik garantilerine olan güvenini zedeleyebilir mi? Ayrıca Washington’ın tereddütlü tutumu Moskova’yı NATO’yu daha fazla test etmeye cesaretlendirebilir mi?

ABD’nin Rusya’nın Polonya’ya yönelik İHA ihlallerine verdiği tepki yetersizdi ve Avrupa’da kuşkusuz daha fazla hayal kırıklığı meydana getirdi. Donald Trump’ın olay sonrası yaptığı “Rusya’nın Polonya hava sahasını İHA’larla ihlal etmesi de neyin nesi? İşte başlıyoruz!” açıklaması hiçbir anlam ifade etmedi ve onun Moskova’ya karşı uyumlu bir politika geliştiremediğini gösterdi. Daha da kaygı verici olan ise Trump’ın daha sonra bu olayın “bir hata olabileceğini” söylemesi oldu. Bu ifade Polonya’da haklı olarak ciddi bir hayal kırıklığına yol açtı. Polonya başbakanı ve dışişleri bakanı derhal ve net bir şekilde bu olayın hata olmadığını vurguladı. Burada en kritik nokta ise olayın hata olup olmamasından bağımsız olarak verilen cevabın bir kararlılık gösterisi niteliği taşımasıdır. Çünkü bu tür olaylar –kasıtlı ya da değil– aslında kararlılığın test edilmesidir. Ve kararlılık sinyali de caydırıcılığın ve güvenilirliğinin en önemli bileşenlerinden biridir.

ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa yönelik bakış açıları arasında önemli bir fark olduğu biliniyor. Ukrayna’nın giderek azalan kapasitesi, Rusya’nın artan insan gücü ve savunma sanayii üretimi ile Avrupa’nın NATO içinde yıllardır yeterli yük paylaşımını üstlenememesi göz önüne alındığında bu farklılık anlaşılabilir bir durumdu. Ancak Trump yönetiminin zayıf tepkisi Amerikan güvenlik garantilerine duyulan güveni ciddi ölçüde aşındırma riski taşıyor. Şu anda üst düzey Avrupalı yetkililer arasında sessiz ama yaygın bir hayal kırıklığı hakim ve Trump’ın olayı ele alış biçiminden memnun değiller. Basına yansıyan bilgilere göre Beyaz Saray’dan bir yetkili Trump’ın tek isteğinin bu savaşı bitirmek olduğunu, savaşın da Biden’ın beceriksizliğinin bir sonucu olduğunu savundu. Ancak böylesine kritik bir olaydan sonra yapılan bu tür açıklamalar yalnızca ABD’nin Rusya ile yüzleşmek istemediğini gösterdiği için Trump’ın elini zayıflatıyor.

Eğer Trump gerçekten savaşı bitirmek istiyorsa bu tür bir ihlale karşı güçlü bir yanıt geliştirmeliydi. Üstelik Trump yönetimi uzun zamandır “güç yoluyla barış” sloganına dayalı cesur liderliğini övüyordu. Bu iddialı politika Avrupa’daki askeri harcamalarda, Ukrayna ile yapılan maden anlaşmasında ve son İran krizinde uygulandı ancak Rusya söz konusu olduğunda bu tutum kayboldu ve etkileyici olmaktan uzak kaldı. Mevcut koşullar NATO’nun kolektif caydırıcılığını ve Avrupa’da ABD’nin güvenlik garantilerine duyulan güveni ciddi biçimde aşındırma riski taşıyor. Dahası bu durum Rusya’yı bu tür ihlalleri sürdürme konusunda önemli ölçüde cesaretlendirebilir. Tekil bir ihlalin sık tekrarlanan ihlaller zincirine dönüşmesi ise NATO’nun caydırıcılığına geri dönülmez zararlar verebilir.

Murat Aslan

Hasan Kalyoncu Üniversitesi, SETA
NATO uçaklarının ilk kez doğrudan Rus İHA’larını düşürdüğü bu olayda İttifakı 4. madde istişarelerinden 5. maddenin işletilmesine götürecek senaryolar neler olabilir? NATO böyle bir tırmanmaya ne kadar hazırlıklı? Caydırıcılık ile tırmanmayı kontrol arasında denge kurmak için angajman kuralları nasıl şekillenmeli? Ayrıca NATO ile Rusya arasında istenmeyen tırmanmayı önlemek için hangi diplomatik arka kanallar mevcut?

Öncelikle Rus İHA’ları önce Polonya’da ve ardından Romanya’da tespit edildi ve bu gelişme iki ayrı düzlemde değerlendirilmeli: siyasi ve askeri.

Siyasi açıdan Rusya, Avrupa Kıtası’na –özellikle de Doğu Avrupa ülkelerine– alaycı bir tebessümle “ipler benim elimde” mesajı gönderiyor. Bu, Belarus’la birlikte “Size çok yakınız” imasında bulunmanın bir yolu. Böylelikle ABD ile ilişkilerinde dalgalanmalar yaşayan NATO ve AB üyelerine trajikomik bir uyarı veriliyor. Nitekim Rus ihlallerine karşı dayanışma mesajı verilirken Trump’ın “Petrol ambargosunu tam uygulamıyorsunuz” diyerek Avrupa’yı eleştirmesi dolaylı olarak Rusya’yı haklı çıkarmış oldu. Dolayısıyla Rusya’nın hava sahası ihlalleri NATO ve AB’nin kararlılığını ve kapasitesini sınamaktadır.

Askeri boyut ise şuradan anlaşılır: 10 bin dolarlık İHA’lara karşı 100 bin dolarlık füzelerin kullanılması, jetlerin İHA’ların peşine düşmesi olayın maliyet dengesizliğini ve askeri yönünü gözler önüne seriyor. Askeri açıdan hava sahası ihlalleri genellikle iki amaçla yapılır: keşif ve gözetleme.

Bu kapsamda karşı tarafın konuşlanmaları ve muharebe düzenini tespit etme girişimleri söz konusudur. Bunun için de genellikle radar tarafından fark edilmeyen taktiksel İHA’lar kullanılır. Bilindiği üzere Polonya’daki 16 ihlal, Belarus topraklarından havalanan ve Polonya radarlarınca görülebilen İHA’larla yapıldı. Basına yansıyan bu İHA’ların jet motorlu, hız için aerodinamik tasarlanmış olduğu ve alt gövdelerindeki faydalı yükün net seçilemediği görülüyor.

Her ne kadar teknik istihbarat raporları kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da Rus İHA’larının İran yapımı Şahid tipi dolanan mühimmatların (loitering munitions) türevleri olduğu anlaşılıyor. “Gerbera” olarak da bilinen bu İHA’lar radar arayıcı başlık ve mühimmat taşıyarak radarları veya kritik tesisleri vurmak için kullanılabilir. Ancak faydalı yüke dair bulgu rapor edilmediği için Rusya’nın bu İHA’ları daha çok hava savunma, komuta kontrol ve tepki sistemlerini test etmek amacıyla kullanmış olabileceği değerlendiriliyor.

Bu bağlamda katapultlardan veya özel tasarlanmış taşıyıcılardan (kamyon, tır vb.) fırlatılan Rus İHA’larının askeri amacı karşı tarafı “keşfetmek”ti. İHA’ların düşürülmesi sayesinde Ruslar radarların işleyişini, uçakların tip ve sayılarını, kalkış pistlerini ve komuta zincirindeki raporlamayı gözlemleyebildi. Yani Polonya’nın ve dolayısıyla NATO’nun kuvvet yapısı, kapasitesi ve kabiliyetleri hakkında bir nevi röntgen çalışması yapılmış oldu.

Öte yandan Polonya açısından böyle bir ihlale karşı tepkisiz kalmak bir seçenek değildir. Polonya muhtemelen olası ihlaller için “gizlilik disiplini” derecesine uygun önlemler almıştır. Bu kapsamda karşılaşılabilecek her tür senaryoya dair maliyet etkin yanıt seçenekleri önceden hazırlanmış olmalıydı. Ancak sergilenen siyasi panik ve gereğinden fazla askeri karşılık bu senaryoların yeterince düşünülmediğini ortaya koyuyor.

Arda Mevlütoğlu

Savunma Analisti
NATO gelecekteki İHA ihlallerini önlemek için doğu kanadındaki hava savunma ve hızlı reaksiyon mekanizmalarında ne tür ayarlamalar yapmalıdır? Polonya ve Baltık ülkelerine kalıcı olarak ilave hava savunma unsurları konuşlandırılması düşünülmeli midir?

Eylül 2025’te 19 adet Rus İHA’sı Polonya hava sahasını ihlal ederken yalnızca birkaçı düşürülebildi. Kremlin’in bir yoklama girişimi olan bu ihlal düşük irtifa hava savunmasındaki açıkları gözler önüne serdi. NATO savaş uçaklarını havalandırdı ve doğu kanadındaki hava savunmasını güçlendirmek üzere ek jetler konuşlandırarak Doğu Nöbeti Operasyonunu başlattı.

NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma (IAMD) konsepti, müttefik hava savunma ağının bütünleşik şekilde işletilmesini öngörüyor. Bu noktada sınır ötesi anlık koordinasyonu sağlamak için daha güçlü bir “Federasyon Görev Ağı” (Federated Mission Networking, FMN) yaklaşımı gerekiyor. İHA olayları düşük irtifa boşluklarının kapatılması ve anti-İHA yeteneklerinin artırılması gerekliliğini açıkça ortaya koydu. Gelecekteki ihlalleri önlemek için NATO şu adımları atmalıdır: Ek erken uyarı sensörleri (radarlar ve elektronik istihbarat sistemleri) ile gelişmiş SAM bataryaları, uçaksavar topçu sistemleri ve antidrone çözümleri Polonya ve Baltık ülkelerine konuşlandırılmalı ve bu konuşlandırmalar kalıcı rotasyon planlarına dayandırılmalıdır.

Kapsamlı erken uyarı yeteneklerindeki eksiklikleri gidermek için Polonya ve Baltık ülkelerine daha fazla alçak irtifa gözetleme radarı yerleştirilmesi değerlendirilmelidir. NATO’nun Hava Komuta ve Kontrol Sistemi (ACCS) ile entegre edilecek bu radarlar, sivil hava trafik radarları ve pasif RF sensörleriyle desteklenerek daha yoğun bir tespit ağı oluşturabilir. İkinci olarak daha hızlı angajman kuralları için vur emrinin üst komuta kademesinden onay beklenmeden yerel hava savunma komutanlarına devredilmesi İHA’ların derinlemesine sızmadan etkisiz hale getirilmesini sağlayacaktır.

Caydırıcılığını ve savunma duruşunu daha da güçlendirmek için NATO, doğu kanadındaki hava savunmasını kalıcı şekilde pekiştirmeli, Polonya ve Baltıklarda daha fazla unsur konuşlandırmalı ve daha hızlı reaksiyon protokolleri uygulamalıdır. Sürekli ve katmanlı bir savunma duruşu; düzenli tatbikatlar ve net angajman kurallarıyla birleştiğinde müttefiklere güven verecek ve Moskova’ya her İHA ihlalinin hızlı ve birleşik bir yanıtla karşılanacağı mesajını iletecektir.

Son olarak Türkiye’nin Çelik Kubbe (Steel Dome) çok katmanlı hava savunma sistem mimarisi kapsamında geliştirdiği ALP erken uyarı radarları, HİSAR ve SİPER hava savunma sistemleri, elektronik harp ve C4ISR sistemleri gibi temel bileşenlerdeki deneyimine dayanarak yukarıda sıralanan tüm ihtiyaç kalemlerine sistem ve çözüm sunabilecek kapasitede olduğu da vurgulanmalıdır.

Büşra Zeynep Özdemir

SETA
Moskova’yı NATO topraklarına yönelik siber-kinetik hibrit saldırıları tırmandırmaktan caydırmada askeri önlemlerin ötesinde yaptırımlar ve enerji çeşitlendirme politikaları ne kadar etkili olabilir?

Aslında beklendiği kadar etkili olmadıkları açık. Bunu anlamak için yalnızca Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından itibaren AB’nin Rusya’dan yaptığı enerji ithalatına bakmak yeterli. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden hemen sonra AB, ABD ve bazı müttefikleri Rus enerji ürünlerine yaptırım uygulamaya karar verdi. İlk hedef alınan ürün kömür oldu. Savaş öncesinde AB, sert kömürünün yaklaşık yüzde 50’sini Rusya’dan ithal ediyordu. Payı savaşın başından bu yana yaklaşık yüzde 98 azalsa da sıfıra inmedi ve 2024’te bile toplamda 10 milyar avronun üzerinde kaldı.

İkinci hedeflenen ürün petrol oldu. AB, ham petrol ithalatını Aralık 2022’de ve rafine petrol ürünlerini de Şubat 2023’te yasakladı ancak yalnızca deniz yoluyla ithal edilenler için. Buna rağmen Brüksel boru hattıyla petrol ithalatına izin verdi ve Avrupalı alıcılar “gölge” tankerler kullanarak Rus petrolü almaya devam etti. Ambargo altındaki petrol, tankerlerin yön değiştirmesiyle taşındı.

Doğal gaz ithalatı ve nükleer enerji ise hem AB hem de ABD tarafından halen yaptırım listesine alınmadı. Avrupa ülkeleri TürkAkım üzerinden ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak Rus gazı ithal etmeye devam ediyor. ABD ise zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyumunun yüzde 20’den fazlasını Rusya’dan ithal ediyor. 2024’te bu ithalat yaklaşık 624 milyon dolara ulaştı ve bu rakam 2021’deki 646 milyon dolardan sadece biraz daha düşük.

Rusya’nın savaşın başlangıcından bu yana fosil yakıt ihracatından elde ettiği toplam gelir 1,11 milyar avronun üzerinde. AB’nin Rus enerjisine ödediği miktar (21,9 milyar avro), Ukrayna’ya sağladığı mali yardımdan (18,7 milyar avro) halen daha fazla. Rus enerji ürünlerine yönelik yeni yaptırımlar uygulanabilir ancak hem AB hem de ABD’deki alıcılar, Moskova’nın ihraç ettikleri daha ucuz ve daha kaliteli olduğu sürece bunlara ihtiyaç duymaya devam edecektir.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR