Katar Dünya Kupası ve Batı’nın Seçilmiş Duyarlılıkları

Katar Dünya Kupası ve Batı’nın Seçilmiş Duyarlılıkları

Katar'ın özellikle finansal gücüyle Avrupa futbolunda etkin olması üzerine Dünya Kupası’na da ev sahipliği yapması, Katar sermayesinin Avrupa'da son zaferi olarak değerlendirilebilir
Paylaş:

Katar, bugünlerde dünyanın takip ettiği en özel organizasyonlardan biri olan Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor. Tartışmalı geçen adaylık sürecinin ardından organizasyona ev sahipliği yapmaya hak kazanan Katar bugüne kadar gerçekleştirilen en yüksek bütçeli organizasyona da imza attı. Resmi kaynaklara göre 220 milyar dolar harcayarak bu organizasyon için sıfırdan futbol kompleksleri inşa etti.

 Katar'ın özellikle finansal gücüyle Avrupa futbolunda etkin olması üzerine Dünya Kupası’na da ev sahipliği yapması, Katar sermayesinin Avrupa'da son zaferi olarak değerlendirilebilir

Dünya Kupası düzenlenmeden önce Batı medyasında özellikle stadyumların yapımı sırasında ölen işçilerin sayılarıyla ilgili haberler gördük. İngiliz medyasında yer alan, 2010 yılından bu yana 5 bin 900 işçinin öldüğüne dair haberler gündeme geldi. Bu haberler Katar’da bulunan Dünya Kupası Komitesi tarafından yalanlandı ve bu sayının 400-500 arasında olduğu açıklandı. Fakat bu haberin doğruluğundan ziyade oluşturulmak istenen algıya dair ilk sinyaller verildi. Ayrıca bu, organizasyon ekibini İngiliz danışmanların oluşturduğu ve organizasyona hazırlık aşamasında Batılı firmaların etkin rol aldığı bir ortamda yapıldı. Nitekim organizasyon öncesinde tartışmayı insan hakları başlığı altında açmak, sonrasında yaşanabilecek tartışmalara bir zemin hazırlaması açısından önemliydi.

Avrupa’da yükselen sesin oryantalist bir tavra bürünmesi biraz da güç dengelerinin istenildiği gibi gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor

İnsan hakları ve Katar sermayesi

Avrupa’da yükselen sesin bu kadar oryantalist bir tavra bürünmesi biraz da güç dengelerinin istenildiği gibi gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor. Bir önceki Dünya Kupası 2018'de Rusya’da gerçekleşmişti. İnsan haklarına dair eleştiriler o günlerde de yapılmıştı. Vladimir Putin yönetimindeki bir ülkenin böyle bir organizasyona ev sahipliği yapması rahatsızlık yaratsa da bu rahatsızlık sadece siyasi bir tavır seviyesinde kalmıştı.

Batı, geçtiği yollardan geçmeyen ülkeler üzerinde etik dayatmalarla kendi geçmişinde meydana gelen trajik olayları yaşanmamış mı saymak istiyor yoksa ulusların bu yoldan geçmeden insan hakları bağlamında gelişmişliklerini mi sağlamaya çalışıyor? Bunu anlamak gerçekten zor.

Avrupa'nın LGBT konusunda olduğu gibi seçilmiş hassasiyetleri dışındaki konularda da inandığını söylediği "eşitlik, özgürlük, insan hakları" gibi değerleri ne derece göz önünde tuttuğu hususu son derece şaibeli

Yaşam tarzına saygının çerçevesi

Yaşam tarzlarına müdahale anlamına gelecek bir diğer mesele ise LGBT üzerinden yapılan tartışmalardı. Kupanın başlarında gündemi meşgul edeceği belli olan bu konu, Katar’ın belki de en zor sınavı olarak görülüyordu. Fakat Katar bu meseleyi de çok net bir tavırla çözdü ve tartışmayı Batı'nın kendi içerisindeki bir tartışmaya çevirdi. LGBT'li bireylerin haklarına dikkat çekmek için tüm dünyada farklı çalışmalar epeydir sürüyor. Futbol dünyası da bu konuda fazlasıyla hassas. Avrupa’nın büyük liglerinde takım kaptanlarının taktıkları kol bandı bu açından önemli bir simgeyi ifade ediyor. “One Love” yazılı, gökkuşağı detaylı bandın takılmasını istemeyen Katar yönetimi FIFA’ya baskı yaptı. FIFA da aldığı kararla bu bandı takan futbolculara maç başlamadan sarı kart gösterileceğini söyledi. Bu karardan sonra özellikle Hollanda, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin nasıl bir tavır takınacağı tüm kamuoyu tarafından merakla bekleniyordu. Hollanda Kraliyet Futbol Federasyonu yaptığı açıklamada, kol bandının temsil ettiği düşünceyi desteklediklerini fakat önemli olanın kupada devam etmek olduğunu ve karara uyacaklarını belirtti. Diğer takımlar da protesto etmeyerek karara uydular.

Bu konuya bağlı olarak iki protesto gerçekleşirken, ilk bireysel tepki İngiltere Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Harry Kane’in gökkuşağı motifli bir saatle objektiflere yansıyan fotoğrafları oldu. Kane, bunu yaparak muhtemel tepkilerden kendisini bir miktar uzak tutmayı amaçlamış olmalı. İkincisi ise Almanya milli takımının seremoni fotoğraflarında ağızlarını elleriyle kapatarak poz vermeleriydi. Kane’nin mesajı alınmıştı fakat Almanya Milli Takımı'nın tepkisi üzerine tartışmalar alevlendi. Almanya’nın Katar Büyükelçisi iç yazışmayla Alman Dışişleri’ni uyararak LGBT ısrarının ülke kültürüne saygı göstermemek gibi algılandığını ve Arap dayanışmasına yol açtığını bildirdi. Devlet kanalı ZDF’yi Katar’ın imajını kötülemek için “sahte haber üretmekle" suçladı.

Seçilmiş duyarlılıklar

Avrupa siyasetinde son yıllarda milliyetçi partilerin istikrarlı bir şekilde yükselmesi, Avrupa’nın toprağa gömdüğü ırkçılığı ve buna bağlı olarak İslamofobik duyguları tekrar harekete geçirmiş olabilir. Öte yandan Avrupa futbol endüstrisini ayakta tutanların, Afrika’dan yüzyıllar önce Avrupa'ya köle olarak getirilmiş insanların çocukları ile Afrika’dan kaçak yollarla gelen futbolcular olduğu unutulmamalı. Nitekim Mesut Özil’in Almanya Milli Takımı'nı neden bıraktığı hatırlanırsa Avrupa’da gittikçe yükselen ırkçılık ve onun futbol dünyasına yansımaları daha iyi anlaşılacaktır. LGBT konusunda gösterilen hassasiyetin Almanya'da doğmuş, büyümüş ve Alman takımında yıllarca hizmet vermiş olan Mesut Özil'e karşı gösterilmeyişi epey manidardır. Özil’in en azından bir vatanı vardı ve bu ırkçılığa maruz kaldığında tepkisini çok net bir şekilde gösterebildi. Peki Avrupa milli takımlarında oynayan özellikle Afrika asıllı futbolcular bu ırkçılığa maruz kaldıklarında Mesut Özil’in aldığı kararı alabilirler mi? Aldıkları takdirde Avrupa futbolunun ciddi bir çıkmaza girmesi neredeyse kaçınılmaz olur.

Futbol, sadece futbol değildir

[AA, 6 Aralık 2022].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR