Türkiye ekonomisi açısından oldukça zorlu bir yıl olan 2018'i artık geride bırakıyoruz. Türkiye ekonomisi bu yıl içinde tarihte eşine az rastlanır bir finansal türbülans ile karşı karşıya kaldı. Yıla 3.80 TL düzeylerinde giriş yapan ve yılın ilk dört ayında 3.87 TL ortalamasına sahip olan dolar kuru Mayıs ve Temmuz aylarında ciddi bir yükselişle 4.89 TL düzeyine kadar yükseldi. Kurda asıl sıçrayış Ağustos'ta gerçekleşti ve kur 14 Ağustos'ta 6.89 TL ile (gün sonu itibarıyla) tarihi zirvesini gördü. Genel olarak da TL sadece birkaç ay içerisinde dolar karşısında yüzde 60 düzeyinde değer yitirdi.
Bu yaşananlar Türkiye açısından tam bir şok niteliğinde idi. Zira Türkiye benzer finansal türbülansları daha önce 1994 ve 2001 krizleri döneminde yaşamıştı. Fakat ilgili kriz dönemlerinde Türkiye ekonomisi problemli bir yapıya sahipti. Finansal altyapı güçlü değildi ve bankacılık sektörü oldukça kırılgandı. Kamu maliyesi de hiç iyi durumda değildi. Bugün ise Türkiye bütün bu boyutlarda çok daha iyi bir noktada bulunuyor. Cari açık gibi birtakım yapısal problemlere rağmen, Türkiye ekonomisi hatırı sayılır ölçüde sağlıklı bir görünüme sahip. Ekonomik ortam oldukça canlı. Son 16 yılda Türkiye ekonomisi yüzde 133 büyüdü ve yıllık ortalama ekonomik büyüme yüzde 5,7 olarak gerçekleşti. Bugün ayrıca iyi bir finansal altyapıya ve sağlıklı bir bankacılık sektörüne sahibiz. Kamu maliyesi ise 1990'lı yıllarla karşılaştırılamayacak ölçüde sağlam ve disiplinli.
Sonuç olarak, bu yıl içinde yaşanan finansal türbülansın arkasında ekonomik değil, siyasi gerekçelerin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten Türk lirasının Eylül ayından sonra dolar karşısında ciddi ölçüde değer kazanmış olması bunun bir göstergesi niteliğinde. Dahası, kurda asıl düşüşün ABD ile Türkiye arasındaki gerilimin görünür nedeni olan rahip Brunson'ın tahliye edilmesiyle birlikte yaşanmış olması yaşananların arkasında ekonomik değil, siyasi nedenlerin olduğu tezini ciddi şekilde kuvvetlendiriyor.
2019'da dolar kaç lira olacak?
Öte yandan, TL'nin bu yıl içindeki ciddi değer kaybına paralel olarak Türkiye'de enflasyon da yıl içinde önemli ölçüde yükselerek Ekim ayında yüzde 25,24 düzeyine kadar çıktı. Bu noktada, kurdan enflasyona geçişin –"fırsatçılığın" ve 1990'lı yıllardaki enflasyonist ortam "tecrübesinin" önemli katkısıyla– çok hızlı ve şiddetli olduğunu belirtmek gerekir. Bu tez ile uyumlu bir şekilde enflasyon Kasım ayında önemli bir düşüşle yüzde 21,62 düzeyine kadar geriledi. Yılsonu enflasyonunun da bu açıdan yüzde 20 düzeyinde gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Hatta enflasyon yüzde 20'nin altını bile görebilir. Genel olarak enflasyonun 2019 yılında aşağı yönlü bir trende sahip olacağını belirtebiliriz. 2019 yılı sonu itibarıyla enflasyonun hangi düzeye geleceğini şimdiden kestirmek kolay olmamakla birlikte, herhangi bir arz şokunun yaşanmaması durumunda enflasyonun yıl sonunda yüzde 12 ilâ yüzde 15 aralığına gerilemesinin en makul senaryo olduğunu söyleyebiliriz.
2019'da Türkiye ne kadar büyüyecek?
Ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya paralel bir şekilde işsizlik oranı 2018 Ocak-Ekim sürecinde yüzde 10 düzeyinden yüzde 11,3 düzeyine kadar yükseldi. İşsizlik oranının bundan sonraki süreçte yüzde 12-13 düzeyine çıktıktan sonra düşüşe geçmesi ve 2019'u yüzde 11 düzeyinde kapatması sürpriz olmayacaktır.
SETA'nın "2018'de Türkiye" yayınını inceleyebilirsiniz[Sabah, 29 Aralık 2018].