Diğer tartışmalara nazaran en fazla dış politika konuşulan gecede bu konuda en tecrübeli aday olan Haley doğal olarak öne çıktı. İsrail’e Biden’ın verdiğinden daha fazla ve kayıtsız şartsız destek vermeyi savunan Haley’nin Ukrayna’ya desteğe devam ve asıl düşmanın Çin olduğu gibi pozisyonlarını başarılı biçimde tekrar ettiğini gördük. Trump döneminde ABD’nin BM Büyükelçisi olan Haley’nin dış politika bilgisi ve detaylara hakimiyeti diğer adaylardan çok daha fazla olduğu için avantaj sağlıyor. Ancak Amerikan seçmeni dış politika için başkan seçmeyi bırakalı çok oldu. İsrail’e destek vermek Cumhuriyetçi Parti için zor bir konu da değil zaten. Trump’ın dış politikada zaman zaman savaşa gidebilecek tehlikeli güç gösterileri (Kuzey Kore’yle gerginlik, Süleymani suikasti gibi) yapmasına karşın ABD’nin yeni bir savaşa girmemiş olması Amerikan seçmeni nezdinde prim yapıyor. Bu bağlamda Haley’nin dış politikayla ilgili detaylı ve nüanslı argümanlar geliştirmesinin Trump’a karşı önemli bir avantaj sağlaması zor.
2024 seçimlerine bir yıl kala, Trump farklı davalarla uğraşmasına rağmen Cumhuriyetçi Parti adaylarına fark atmış durumda ve kritik eyaletlerin çoğunda da Biden’ın önünde görünüyor. Buna karşın Demokratların birçok konuda avantajlı olmalarına rağmen Biden’ın yaşlılığı ve dinamizmden yoksun imajı yüzünden liderlik krizi yaşayabileceği görülüyor. Biden’ın İsrail meselesinde Netanyahu’nun savaş suçlarına dur diyemediği gibi finansman sağlayarak ortağı haline gelen politikası, partinin sol, genç ve siyahi kesimlerinin tepkisini çekmiş durumda. Bu kesimlerin Biden dışında bir aday istedikleri açık ancak Trump’ın adaylığı kesinleştikçe onu yenebilecek tek aday olarak görülen Biden’ın adaylığı da kesinleşiyor adeta. Her iki partinin de yaşadığı bu liderlik krizinin 2024 Kasım’ına kadar aşılamama ihtimali yüksek.
[Yeni Şafak, 10 Kasım 2023]
