Yeraltı kaynakları bakımından büyük bir potansiyele sahip olan Afrika kıtası günümüzde kronik yoksulluğun bulunduğu bir bölge konumunda. Sömürgeci güçlerin 15. yüzyılda ayak bastığı bölge ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren bağımsızlığına kavuşabilmiştir. Kazanılan bağımsızlık siyasi ve ekonomik olarak istikrarı kıta genelinde sağlamazken, darbelerle gelen baskıcı rejimler ve Batılı ülkelere bağımlılık, kalkınmanın önündeki engeller olarak ortaya çıkmıştır. Ekonomik kalkınmanın temel etmenlerinden olan istikrar, kıtanın iç siyasi karışıklıklar nedeniyle erişemediği bir zenginlik olarak kendini gösterirken, gerekli finansman kaynaklarından yoksunluk, yoksulluğu kronik bir hale getirmiştir. Soğuk Savaş’ın etkileriyle farklı bloklarda yer alan Afrika ülkeleri gerekli düzeyde ekonomik kalkınmayı ise başaramamıştır. Batılı güçlerin finansal desteğine ihtiyaç duyan kıta ülkeleri, gerekli liberal şartları yerine getiremedikleri için de yüksek miktarlarda kredilere ulaşma imkânı elde edememiştir. Yolsuzluk döngüsünün etkili olduğu mevcut kronik sorunlar günümüze kadar kıtanın en büyük problemleri arasında yer almıştır.
21. yüzyılın getirdiği yeni fırsatlarla birlikte ise kıtanın sorunlarına çözüm üretebilecek farklı siyasi ve ekonomik güçler ortaya çıkmıştır. Bu güçlerin arasında Çin ve Türkiye, kıtanın gelecek yüzyılında etkili olacak aktörler olarak kendilerini gösteriyorlar. Diğer alternatif aktörlerden farklı olarak Çin ve Türkiye, kıtanın kronik sorunlarına karşılıklı güven ve kazan-kazan anlayışı ile çözüm üretebilecek bir potansiyele sahip. Kıta ekonomisinin günümüzdeki durumuna genel olarak bakıldığında potansiyel taşıdığı açıktır. Batılı ülkelerin yatırım yapmaktan çekindikleri Afrika ülkeleri Türkiye ve Çin için yeni fırsatlar barındırıyor. Dünyanın nüfus olarak yüzde 16’sından fazlasını oluşturan kara kıta, dünya ekonomisinde yüzde 5’lik bir paya sahiptir. Mevcut ekonomik durumun iyileştirilmesi için Türkiye ve Çin’in önünde işbirliği ve rekabetin doğası gereği farklı fırsatlar bulunuyor. [1]
Ekonomik olarak iki ülkenin yatırım profilleri büyük farklılık gösterse de Afrika yatırımları, Çin’in toplam yatırımlarının yüzde 18,5’ini oluştururken, Türkiye’nin ise toplam yurtdışı yatırımlarında yüzde 15’lik bir paya sahip.
Afrika’da Türkiye ve Çin yatırımları
Ekonomik olarak iki ülkenin yatırım profilleri büyük farklılık gösterse de Afrika yatırımları Çin’in toplam yatırımlarının yüzde 18,5’ini oluştururken, Türkiye’nin toplam yurtdışı yatırımlarında yüzde 15’lik bir paya sahiptir. Yatırımlar daha çok enerji, ulaşım ve emlak gibi sektörlerde toplanmakla birlikte her iki ülke de ihraç mallarında teknoloji-yoğun ürünleri Afrika ülkelerine satarken, ithal edilen ürünlerde yarı veya ham mamul malları tercih ettikleri görülüyor. Çin ve Türkiye’nin toplam dış ticaretlerinde yaklaşık yüzde 5’lik paya sahip olan Afrika ülkeleri, yatırım açısından önemli bir potansiyele sahiptir.
Afrika ülkeleri tarafından Batılı ülkelere kıyasla daha pozitif bir şekilde karşılanan Çin ve Türkiye, yapılan toplumsal araştırmalarda halklar tarafından olumlu bir şekilde algılanıyorlar. Türkiye’nin Müslüman ülkeler arasında tarihsel olarak sahip olduğu imajın daha fazla öne çıktığı da yapılan araştırmalar neticesinde varılabilecek önemli sonuçlar arasında.
Çin’in Afrika ülkelerine sunduğu yatırım imkânlarının yanında kredi ve borç konusunda da yardımcı olduğu biliniyor. 2000-2017 yılları arasında Afrika ülkelerine toplam 143 milyar dolarlık kredi veren Çin, dış borçlar konusunda da Batılı ülkelere göre daha olumlu bir şekilde davranmıştır. [3]
Çin’e kıyasla daha az eleştirilerin yöneldiği Türkiye, kıta genelinde gerçekleştirdiği insani kalkınma projeleriyle yerel halklar düzeyinde önemli bir etkiye sahip durumda. Çin ve Türkiye’nin kıta genelinde yapacağı işbirliğinin her iki tarafın da yararına olacağı açık.
Afrika’da liberal kalkınma modeli mümkün mü?
[4]İki trilyon dolarlık bir yatırım stokuna sahip olan Çin’in, son dönemde koronavirüs nedeniyle karşı karşıya kaldığı problemler, gelecekte yapacağı yatırımlarda negatif bir şekilde algılanmasına zemin hazırlamakta.
Koronavirüs salgını ve Çin yatırımları: Afrika’da Doğu Asya algısı
Afrika’da rekabet ve Türkiye’nin stratejik konumu
[İstanbul Üniversitesi'nde doktora çalışmasına devam eden Deniz İstikbal SETA Ekonomi Direktörlüğü'nde araştırma asistanı olarak görev yapmaktadır]
Kajuju Murori, “7 Top Reasons Why Africa is Still Poor”. Africana Exponent. 17 Ocak 2016. Chigozie Obioma, “Africa Has Been Failed by Westernisation. It Must Cast Off Its Subservience”, The Guardian, 12 Kasım 2017; Kingsley Chiedu Moghalu, “Why Has Africa Fallen Behind the Rest of the World’s Economies”, The Guardian, 4 Ağustos 2014.
[2] Buradaki veriler Birleşmiş Milletler ve AEI’den alınmıştır.
[3] China-Africa Research Initiative.
[4] Yun Sun, “China’s Changing Approach to Africa”, https://www.brookings.edu/blog/africa-in-focus/2019/02/04/chinas-changing-approach-to-africa/ , (Erişim tarihi: 21 Haziran 2019). Oğuzhan Dağlı, “Afrika’da Çin’in Yükselişi ve Stratejik Hedefleri”, Anadolu Ajansı, 28 Ağustos 2018.
[5] 2017 yılı rakamlarına göre Afrika genelinde 200 binden fazla Çinli işçi bulunmaktadır.
[AA, 13 Şubat 2020].

