1- Yeni hükümetin öncelikle ele alması gereken konular neler?
2- Partili cumhurbaşkanlığı Türkiye'deki sistem krizine bir çözüm olabilir mi?
Ancak sistem krizlerinden çok çekmiş bir ülke olarak Türkiye'nin bu konuda daha deyim yerindeyse garantici davranması gerekiyor. Tek başına iktidarın mümkün olmadığı, bir koalisyon hükümetinin kurulduğu ve halk tarafından seçilmiş bir partili Cumhurbaşkanının olduğu senaryo yine kriz ve uyumsuzluk doğuracaktır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin yönetimde istikrarı sağlayacak, koalisyonlar defterini tümden kapatacak bir sistem değişikliğine, yani bir başkanlık modeline, ihtiyacı olduğu apaçık ortadadır. Ancak partili cumhurbaşkanlığı da başkanlığın sağlanamadığı bir ortamda şu anki sisteme göre ileri bir adımdır. Tamamen olmasa da, sistemin önemli bir kısmını krizden çıkartan, potansiyel tehlikelerin bir kısmını bertaraf eden bir adım olur.
3- Dış politikada yeni dönemde hangi alanlarda değişiklik beklenebilir?
Batı ile ilişkiler diyebileceğimiz alanda ise bugünden yarına bir değişiklik beklememek gerekmemektedir. Türkiye'nin "Dünya beşten büyüktür" demesi, AB'ye "Gerekirse sen yoluna ben yoluma" demesi bir tıkanmanın değil bir genişlemenin sancısıdır. Güçlenen Türkiye uluslararası sistemde kendisine yeni kulvarlar açmak istemektedir ve mevcut adaletsizlikler bu kulvarı açabilecek en uygun alandır. Onun için burada bir tıkanma değil olması gerektiği gibi ilerleyen bir süreç vardır. Türkiye bu söylemle hem ilkesel duruşunu devam ettirmekte hem de kendine yeni alan açmaktadır. Batılı muhatapları ise bu kulvarı Türkiye'nin kendilerinden ve demokratik değerlerden uzaklaştığı söylemi ile tıkamaya çalışmaktadır. Batı'dan gelen bu eleştirileri hakikat zannedip karalar bağlamak bu güç mücadelesini okuyamamaktan veya bunun üzerine küçük siyasi hesaplar bina etmeye çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Bu anlamda başbakan değişimi olumlu bir adımdır. Binali Yıldırım'ın ve hükümetinin Cumhurbaşkanı'nın yürüttüğü bu stratejiye uyumlu hareket etmesi Türkiye'nin elini güçlendirecektir ve örneğin önceden olduğu gibi AB'den gelen "Bizim muhatabımız Erdoğan değildir" açıklamalarının artık imkanı kalmayacaktır.
Bunun yanında resme daha geniş bir perspektiften baktığımızda, yakın zamanda bu tür büyük organizasyonlar için neredeyse peş peşe diyebileceğimiz bir sıklıkta düzenlenen G20, İslam İşbirliği Teşkilatı ve en son Dünya İnsani Zirvesi gibi büyük organizasyonların Türkiye'de yapılması, dış politikada çizilmek istenen karamsar tablonun gerçekçi olmadığını da göstermektedir.
4- Terörle mücadele konusunda atılması gereken adımlar neler?
5- Yeni Başbakan Binali Yıldırım başkanlık sisteminin öneminden bahsetti. Meclisteki aritmetik dikkate alındığında yeni Başbakan ve AK Parti nasıl bir yöntem izleyecek?
AK Parti bu ihtiyacı ve farklı çözüm önerilerini tartışarak bu meselede yol almaya devam edecek. Evet Meclis aritmetiği aşılmaz bir engel gibi duruyor ama siyaset dinamiktir. Dün sistem tartışmasına kesinlikle girmeyen aktörler bugün partili cumhurbaşkanlığı ve başkanlık alternatiflerini tartışıyor. Bir şey gerçekten ihtiyaçsa, toplum buna ikna olmuşsa ve iyi bir siyasi liderlik ile konu topluma anlatılırsa mesafe kat edilebilir. Bu noktada CHP'nin sistem değişikliği bağlamında "kan"dan bahsetmeye başlaması bile çok kötü bir siyaset olmasına rağmen resmin bütününe baktığında Türkiye'nin bu alanda mesafe kat etmesinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu tür kapsamlı değişikliklerde CHP'nin artık refleks haline gelmiş bir tavrıdır; önce sureti haktan görünerek ona karşı çıkmaya çalışır. Başkanlık sistemi için de aynı yanlışı yaptılar; Türkiye için uygun sistem olmadığını, parlamenter sistemin daha iyi olacağını söylediler. Ancak toplumsal ve siyasi ihtiyaç artıp vazgeçilemez bir noktaya geldiğinde, CHP suret-i haktan gözükmeyi bırakıp siyaset dışına çıkar. 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde de, başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliğinde de CHP'nin izlediği taktik buydu. Bugün başkanlık tartışmaları için de CHP ikinci aşamaya geçmiş ve siyasi alanın dışına çıkmış gözüküyor. Bu CHP için kötü bir şey ama Türkiye'nin sistem krizini çözme yolunda mesafe kat ettiğini gösteren iyi bir gösterge.
Bu noktaya gelinmişken yeni Başbakan'ın ve AK Parti yönetiminin izleyeceği yöntem daha kararlı ve sahici bir şekilde "miş gibi" yapmadan başkanlık sistemi ve yeni anayasa için siyaset üretmektir. Bu ihtiyaç siyasi olarak ne kadar iyi örgütlenirse, aşılmaz gibi duran meclis aritmetiğini aşmak o kadar kolaylaşır. Dokunulmazlıkların kaldırılması meselesinde CHP teklife karşı olmasına rağmen toplumsal tepkiden çekinerek nasıl tutum değiştirdiyse, başkanlık sistemine geçiş ve yeni anayasa konusunda da CHP için olmasa da MHP için böyle bir tutum değişikliği mümkün olabilir.
6- Ekonomide bir müddettir bir patinaj durumundan bahsediliyor. Bunun aşılması yeni ne gibi politikalar önerilebilir?
[Sabah Perspektif, 28 Mayıs 2016]
