Türkiye’nin Su Güvenliğinde Tüketim ve Kapasite Dengesi

Bu yazı; Türkiye'nin su stres seviyesi ve artan su tüketimi verilerinden yola çıkarak, ulusal su kaynakları üzerindeki baskıyı ve mevcut su potansiyelini konu almaktadır.
Paylaş:
Türkiye’nin Su Güvenliğinde Tüketim ve Kapasite Dengesi

Su kaynaklarının yönetimi; artan nüfus, iklim değişikliği ve sanayileşme gibi faktörlerin etkisiyle ülkelerin en kritik problemlerinden biri haline gelmiştir. Bu alandaki temel kavramlardan biri olan “çekilen su miktarı”; tarım, sanayi, enerji ve evsel ihtiyaçlar doğrultusunda yüzey, yer altı veya deniz kaynaklarından fiziksel olarak temin edilen su hacmini (km³) ifade etmektedir. Bu miktarın, bir bölgenin yağış ve akış yoluyla her yıl doğal olarak kendini yenileyebilen toplam tatlı su kapasitesine oranlanmasıyla ise “su stres seviyesi” elde edilmektedir. Yüzde (%) olarak ifade edilen bu oran, su kaynakları üzerindeki insani ve ekonomik baskının şiddetini ölçmekte; %25’in üzerindeki oranlar su stresi başlangıcı, %70’in üzerindeki oranlar ise ciddi su kıtlığı riski olarak değerlendirilmektedir.

Seçili Ülkelerde Su Stres Seviyeleri (2022)

2022 verilerine göre, Türkiye'nin su stres seviyesinin %47,89 olduğu görülmektedir (Grafik-1). Türkiye, stres seviyeleri %20-21 bandında seyreden Bulgaristan, Yunanistan, Fransa gibi ülkeler ile tatlı su kaynakları tükenme noktasına gelen Orta Doğu ülkeleri arasında orta seviyede bir stres grubunda konumlanmaktadır. Bu seviye, Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığını, aksine mevcut kaynaklarını çok dikkatli yönetmesi gerektiğini göstermektedir.

Türkiye Su Kaynaklarına Göre Çekilen Su Miktarı

Türkiye'de su kaynaklarına göre kullanım verileri incelendiğinde (Grafik-2), çekilen toplam su miktarının istikrarlı bir artış eğilimi taşıdığı görülmektedir. 2018 yılından 2024 yılına uzanan süreçte, çekilen toplam su miktarı 17,5 km³'ten 20,4 km³ seviyesine ulaşmıştır. Toplam çekim içinde en büyük payı 11 km³'ü aşan hacmiyle deniz suyu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, yüzey suyu ve yer altı tatlı suyu kaynaklarından çekilen su miktarlarının da yıllar itibarıyla artış gösterdiği ve tatlı su rezervleri üzerindeki baskının sürdüğü dikkat çekmektedir.

Türkiye Havzaları Ortalama Su Potansiyeli (2020 - 2024)

Su potansiyelindeki bu coğrafi dengesizlik, havza bazındaki baraj doluluk oranlarına da doğrudan yansımaktadır (Grafik-4). 2020-2024 döneminde, doğu ve kuzeydoğu havzalarında (Fırat-Dicle, Çoruh) doluluk oranları nispeten yüksek ve istikrarlı seyretmektedir. Ancak Ege ve Akdeniz’de tablo oldukça farklılaşmaktadır. Gediz, Büyük Menderes ve Burdur Göller gibi havzalarda baraj doluluk oranlarının %10-20 bandına gerilediği ve bu durumun 2021 yılından bu yana kronik bir hal aldığı görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'nin artan su çekim hacmi ve %47,89 seviyesindeki su stresi, kaynaklar üzerindeki baskının arttığını göstermektedir. Toplam su potansiyelinin doğu havzalarında yoğunlaşmasına karşın, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki düşük su potansiyeli, ülkedeki su arzı ile talebi arasındaki bölgesel dengesizliğin temel göstergesidir.

Türkiye'nin ortalama su potansiyeli (yüzey ve yer altı suyu toplamı) coğrafi olarak homojen bir dağılım göstermemektedir (Grafik-3). Fırat-Dicle Havzası, 59 km³ ile ülke su potansiyelinin açık ara en büyük kısmını tek başına barındırmaktadır. Buna karşın, nüfus yoğunluğunun, sanayinin ve tarımsal üretimin ağırlık merkezini oluşturan Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerindeki havzaların (çoğunlukla 2 ila 8 km³ aralığında) su potansiyelleri oldukça kısıtlı seviyelerde kalmaktadır.

Türkiye Su Kaynakları: Baraj Doluluk Oranları

Su potansiyelindeki bu coğrafi dengesizlik, havza bazındaki baraj doluluk oranlarına da doğrudan yansımaktadır (Grafik-4). 2020-2024 döneminde, doğu ve kuzeydoğu havzalarında (Fırat-Dicle, Çoruh) doluluk oranları nispeten yüksek ve istikrarlı seyretmektedir. Ancak Ege ve Akdeniz’de tablo oldukça farklılaşmaktadır. Gediz, Büyük Menderes ve Burdur Göller gibi havzalarda baraj doluluk oranlarının %10-20 bandına gerilediği ve bu durumun 2021 yılından bu yana kronik bir hal aldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye'nin artan su çekim hacmi ve %47,89 seviyesindeki su stresi, kaynaklar üzerindeki baskının arttığını göstermektedir. Toplam su potansiyelinin doğu havzalarında yoğunlaşmasına karşın, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki düşük su potansiyeli, ülkedeki su arzı ile talebi arasındaki bölgesel dengesizliğin temel göstergesidir.

Paylaş:
Türkiye’nin Su Güvenliğinde Tüketim ve Kapasite Dengesi
The Impact of Artificial Intelligence in Online Disinformation Campaigns