Siyasi hayatta yeni bir parti kuruldu. Bir parti kendini feshetti. CHP'den ayrılanlar, teşkilat ve kadro taşıması ile Yeni Parti'yi kurdular. Medyaya yansıdığına göre, CHP'nin parti binalarındaki eşyalar bile Yeni Parti'ye taşınıyormuş.
Dolayısıyla, "Yeni Parti ne kadar yeni" tartışması epeyce devam edecek gibi...
AK Parti'den ayrılanlar, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın genel başkanlığında iki ayrı partiyi 2019'da kurmuşlardı. Önceki gün itibarıyla Gelecek Partisi, kendi siyasi hayatına son verdi. Deva Partisi'nin de başka partilerle birleşeceği kulislerde konuşuluyor.
Siyaset, bir taban hareketiyle başarılı olur. Bazen tabandan gelen basınç yeni partiyi doğurur. Bazen de, siyasiler tabandaki beklentileri, siyasetteki boşluğu görerek eğilimlere göre parti kurarlar.
Dünyada son yıllarda yükselen popülist partiler, tematik konular üzerinden siyaset yaptılar. Önce, yabancı düşmanlığı, göçmen ve İslam karşıtlığı gibi konularda yapay tehdit algısı ürettiler. Buradan, "Kim bizden, kim bizden değil" sorusu ile "korkuları" yönettiler. Dolayısıyla da bir taban buldular. Giderek tabanları genişledi. Siyasi alanı etkilediler. Merkez siyasetleri dönüşüme zorladılar. Bu bağlamda yeni partiler, siyaseti etkileyecek şekilde güçlendiler.
Ülkemiz dünyadan pozitif anlamda ayrıştı. Türkiye'de de göçmen karşıtlığını, yabancı düşmanlığını, ekonomik sorunları ve kimlik kaygılarını siyasal sermayeye dönüştürmeye çalışan partiler kuruldu. Ancak, onlar dünyadaki benzerlerinin aksine başarılı olamadılar. Merkez siyaseti küçültecek bir sonuç ortaya çıkaramadılar.
Burada AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye siyasetini dünyadan pozitif ayrıştırması önemlidir. Kendi tabanından bile mültecilerle ilgili baskı gelmesine rağmen, popülist dalgaya parti siyasetini teslim etmedi.
Dışlama yerine her dönemde tabanını genişletecek bir bütünleşme siyasetini önceledi. Bugünlerde yasal çerçevesi Meclis'e sunulacak Terörsüz Türkiye hedefini bu konuya son örnek olarak gösterebiliriz.
AK Parti, diğer siyasi partilerden farklı olarak, savunma sanayii, enerji bağımsızlığı, yerli ve milli kalkınma ve sosyal politikalar gibi somut siyaseti, siyasal alanın gündeminden düşürmedi.
Tabii ki yerlilik, millilik, güvenlik gibi konuları da öne çıkardı. Ancak bu temaların içini doldurdu. Popülist bir siyaset için kullanmadı. Millilik derken içe kapanmadı. Egemenlikten bahsederken dünyadan kopmadı. Ya da güvenliği, mültecileri dışlamak için araçsallaştırmadı.
Böyle olunca, Türkiye'de yeni kurulan ya da var olan partiler siyaseti popülistleştiremediler. Merkezi dağıtamadılar. Yeni kurulan partiler de "iktidar ve Erdoğan karşıtlığı" sermayesine odaklanmak zorunda kaldılar. Ancak bu sermaye tüm partilere yetecek düzeyde değildi.
Muhalefet cephesi, yeni kurulan her parti ve ittifaklar için organik siyasetten daha çok siyasi mühendislikle taban oluşturmaya çalıştı. Burada dijital medyanın imkânlarını kullandı. Her yeni kurulan parti ya da ittifak için nerede ve nasıl yapıldığı bilinmeyen anket sonuçları araçsallaştırıldı. Bunun üzerinden gündem kurulmaya çalışıldı.
"Falanca partiye destek şu kadar, filanca ittifak ilk seçimde iktidara geliyor" gibi söylemlerle farklı rakamlar arka arkaya açıklandı. Her gün ismi cismi duyulmamış anket şirketlerinin sonucu paylaşıldı. Ya da epeyce geçmişe sahip adı sanı bilinen anket şirketleri üzerinden manipülasyonlar yapıldı.
Bugünlerde yeni bir partinin kurulmasıyla birlikte anket sonucu gibi sunulan hayali oranlar üzerinden, geçmişte yapıldığı gibi, gündem kurulmaya başlandı.
Anketlerle siyasi meşruiyet oluşturma denemesi şöyle işliyor: Önce varsayımsal bir anket sonucu medyada dillendiriliyor. Ardından sonuç yerleşmiş bir seçmen tercihi gibi tartıştırılıyor. Yeni kurulan partilerin oyu olduğundan çok fazla gösteriliyor. Hayali destek oranları, yeni partinin yükselişinin kanıtı gibi sunuluyor. Ve medya yoluyla taban oluşturulmaya çalışılıyor.
Önümüzdeki günlerde de nerede nasıl yapıldığı belli olmayan epeyce anket sonucu yayınlanacak. Bu anketler, "yeni kurulan partiye destek yüksek" açıklamalarıyla yaygınlaştırılacak. Seçimlere kadar da muhalefet elitleri bu taktiği söylem üstünlüğü için devam ettirecek.
Başarılı siyasi partiler toplumun içinden yükselir. Siyasetle sosyolojiyi buluşturabilen ve organik siyasetle yoluna devam eden partiler başarılı olur. Yalnızca elit ayrışmasıyla ve medya görünürlüğüyle siyasi başarı elde etmek kolay değildir. Bu tezi kanıtlayan yeterince vaka var.
[Sabah, 31 Temmuz 2026]

