Fosil enerji kaynakları arasında karbon yoğunluğu en az olan doğal gaz, yüzyılın ortasına dek Net Sıfır hedefine ulaşmada geçiş yakıtı olarak kabul ediliyor. Çok sayıda ülke kesintisiz elektrik teminiyle baz yük oluşturan doğal gaz kombine çevrim santrallerinin kurulu güçlerindeki yerini koruma ve hatta artırma yönünde bir strateji izliyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında arz güvenliğinin hayati önemiyle bir kez daha sert bir şekilde yüzleşen AB dahi dünyanın ilk iklim nötr kıtası olmayı hedeflemesine ve bu hedefe ulaşmak için de oldukça iddialı enerji politikaları benimsemesine rağmen doğal gazı iklim finansmanından yararlanan enerji kaynakları arasında göstermeye başlamıştır.
Böylesi bir ortamda ülkelerin -bilhassa gaz tedarikinde dışa bağımlı olanların- kendi sınırları içinde doğal gaz potansiyellerini hayata geçirme yönünde attıkları adımlar daha fazla anlam kazanıyor. Bu ülkelerden biri olan Türkiye 2017'den bu yana hem kara alanlarında hem de filosuna kattığı derin deniz arama ve sondaj gemileriyle denizlerde hidrokarbon üretimine yönelmesiyle Sakarya Gaz Sahası gibi döneminin en büyük doğal gaz rezervlerinden birini keşfetmiştir. Rekor bir sürede sahada üretime başlayarak sisteme gaz akışı sağlayan Türkiye ürettiği gazı ihraç etmeye hazırlanıyor. Halihazırda sınırlı miktarda gaz ihraç eden Türkiye bu miktarı artırarak bir yandan enerji ithalat faturasını düşürürken diğer yandan da gaz ithalatçısı ülkeler için alternatif oluşturarak gaz arz güvenliğine katkı sağlamayı planlıyor.

