Türkiye’de Ulaştırma Yatırımlarının Karbon Emisyonuna Olumlu Etkisi

Bu veri analitiği çalışması, Türkiye'de ulaştırma altyapı projelerinin sağladığı çevresel tasarrufları, artan taşıt sayısına rağmen taşıt başına düşen kirlilikteki azalma eğilimini ve yerli üretim ve vergilendirme mekanizmasıyla desteklenen elektrikli araçlara geçiş sürecinin stratejik önemini değerlendirmektedir.
Paylaş:
Türkiye’de Ulaştırma Yatırımlarının Karbon Emisyonuna Olumlu Etkisi

Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelenin en kritik cephelerinden birini ulaştırma sektörü oluşturmaktadır. Modern ekonomilerin can damarlarından biri olan ulaşım sektörü, aynı zamanda sera gazı emisyonlarının da en büyük kaynakları arasında yer almaktadır. Türkiye, hızla artan nüfusu ve büyüyen ekonomisiyle son yıllarda ulaşım altyapısına devasa yatırımlar yaparken, bir yandan da bu büyümenin ekolojik maliyetini yönetmeye çalışmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’deki büyük otoyol, köprü ve tünel projelerinin emisyon azaltımına etkileri ile araç başına düşen karbon salımının tarihsel seyri incelenmekte, ülkenin teknolojik ve mali politikalar ekseninde şekillenen elektrikli araçlara geçiş stratejisi değerlendirilmektedir.

Başlıca Altyapı Projeleri

Görsel yapay zeka kullanılarak oluşturulmuştur.

İlk olarak, Türkiye’nin ulaşım ağını yenileyen 11 büyük ulaştırma projesinin sağladığı karbon tasarrufu incelenmiştir. Bu projeler sayesinde bir yandan güzergahlar kısaltılarak yakıt tasarrufu sağlanmakta diğer yandan engebeli rotaların kullanımı azaltılarak araçların rölanti sürüşteki yakıt tüketimi düşürülmektedir. Metodolojik olarak, ilgili projelerin haber sitelerinde yayımlanan resmi açıklamalardaki yıllık verileri doğrudan değerlendirmeye dahil edilmiştir. Ancak, resmi açıklamalarda “açılıştan bu zamana kadar sağlanan toplam emisyon tasarrufu” şeklinde ifade edilen kümülatif veriler, haberin yayımlandığı yıl ile projenin tamamlandığı yıl arasında geçen yıl sayısına bölünerek yıllık ortalama değerlere dönüştürülmüştür. Tamamlanmış 11 projeyi inceleyerek oluşturduğumuz veriler (Grafik 1), bu yeni ulaşım hatlarının yılda yaklaşık 905 bin ton karbon emisyon tasarrufu sağladığını göstermektedir.

Başlıca Altyapı Projelerinin Yıllık Karbon Emisyonu Azaltım Miktarları

Altyapı projelerinin sağladığı bu dolaylı iyileşme, tablonun sadece bir yüzüdür. Araçların doğrudan yarattığı çevresel yükü ve yıllar içindeki yapısal değişimi görebilmek için araç başı emisyon değerleri de önem taşımaktadır. Bu hesaplamanın metodolojisinde, TÜİK verilerindeki ulaştırma sektörü toplam karbon emisyonu miktarı, yine kurumun veri tabanındaki motorlu kara taşıtı sayısına bölünmüştür. Uçak, tren veya gemi gibi diğer ulaşım türleri, toplam emisyonlar içindeki büyük payın kara yolu taşımacılığına ait olması nedeniyle analizi sadeleştirmek adına denkleme dahil edilmemiştir.

2000’lerin başında araç başına 4.2 ton seviyelerinde seyreden emisyon değerleri, takip eden yıllarda dalgalı bir seyir izlese de özellikle son yıllarda istikrarlı bir düşüş eğilimi yakalamıştır. Pandemi sonrası dönemde, 2021 yılında 3.53 ton olan araç başı emisyon, 2024 itibarıyla 3.21 tona kadar gerilemiştir. Motorlu kara taşıtı sayısının 2002’deki 8.6 milyon seviyesinden 2024’te 31.3 milyonun üzerine çıkarak neredeyse dört katına ulaştığı bir denklemde, araç başı emisyonlardaki bu yapısal düşüş trendi motor teknolojilerindeki verimlilik artışının ve emisyon standartlarındaki iyileşmenin doğrudan bir sonucudur.

Türkiye Genelinde Yıllara Göre Motorlu Kara Taşıtı Başına Düşen CO₂ Emisyon Miktarı

Bu noktada, araç başı emisyonlardaki bu düşüş ivmesini kalıcı hale getirecek olan asıl politika, elektrikli araçlara geçiş sürecidir. Yerli ve milli otomobil girişimi TOGG’un piyasaya sürülmesi, sadece teknolojik bir üretim başarısı değil, aynı zamanda toplumda elektrikli araç farkındalığını tabana yayan bir kırılma noktası olmuştur. Elbette bu dönüşüm, yalnızca tüketici tercihleriyle değil, kararlı kamu maliye politikalarıyla desteklenmektedir. Türkiye’nin vergi sistematiğinde, içten yanmalı motora sahip (benzinli ve dizel) araçlardan alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarının elektrikli araçlara kıyasla çok daha yüksek tutulması tesadüfi değildir. Bu vergilendirme farkı, filonun yeşil dönüşümünü hızlandıran ve elektrikli araçları rekabetçi kılan temel bir regülasyon aracı olarak işlev görmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin ulaştırma kaynaklı emisyon profili dinamik bir süreçten geçmektedir. Mesafeleri tünellerle ve köprülerle kısaltmak ulaşıma değerli bir nefes aldırmış gelişen motor teknolojileri araç başına düşen karbon yükünü belirgin şekilde aşağı çekmiştir. Ancak, artan nüfus ve taşıt sayısının yarattığı toplam baskıyı kırmak ve araç başı emisyon miktarını düşürmek için mevcut araç kullanımının fosil yakıtlardan arındırılması şarttır. Elektrikli araçlara yönelik avantajlı ÖTV uygulamasının farklı gelir grupları için genişletilmesi bu süreci kolaylaştıracaktır. Devletin vergi politikalarıyla zeminini hazırladığı bu ekosistem dönüşümünün, yenilenebilir enerji yatırımları ve şarj altyapısıyla desteklenmeye devam etmesi, Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayacaktır.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR
Türkiye’de Ulaştırma Yatırımlarının Karbon Emisyonuna Olumlu Etkisi
The Impact of Artificial Intelligence in Online Disinformation Campaigns