Beyin göçü, beşeri sermayenin ülkeler arasındaki yer değiştirmesini ifade eden çok boyutlu bir olgudur. Bu olguyu ölçmek için kullanılan yöntemler, verinin kaynağına ve odak noktasına göre farklı sonuçlar üretebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) idari kayıtlarına dayalı verileri ile uluslararası bir risk endeksi olan Fragile States Index’in (FSI) çıktıları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.
Türkiye TÜİK Beyin Göçü Verileri
Türkiye’de beyin göçünün reel boyutunu anlamak için en temel kaynak, yükseköğretim mezunlarının yurt dışı ikamet kayıtlarını takip eden TÜİK verileridir. Bu veriler, anket temelli tahminlerden ziyade, mezuniyet ve nüfus kayıtlarının eşleştirilmesiyle elde edilen somut idari kayıtları temsil etmektedir. Grafik-1’de görüldüğü üzere, Türkiye’den ayrılan üniversite mezunları oranında istikrarlı bir artış yaşanmıştır. 2015 yılında yurt dışına göç eden mezunların toplam oranı %1,6 iken, bu rakam 2024 yılı itibarıyla %2,0 seviyesine yükselmiştir.
Türkiye FSI Beyin Göçü Verileri
TÜİK verilerinde gözlenen artış trendine karşılık, uluslararası bir gösterge olan FSI’ın "Beyin Göçü ve Beşeri Sermaye Kaybı" skorunda Türkiye için farklı bir seyir izlenmektedir (Grafik-2). FSI, ülkelerin kırılganlık düzeylerini 0 ile 10 arasında değişen puanlarla ölçen bir göstergedir; bu endekste puanın yükselmesi, yapısal risklerin arttığını ve beyin göçü gibi istikrarsızlık faktörlerinin daha kritik bir seviyeye ulaştığını temsil etmektedir. FSI verilerine göre Türkiye’nin beyin göçü skoru 2018 yılında 4,9 ile zirve noktasına ulaşmışken, 2024 yılında 3,6 seviyesine gerilemiştir. Bu noktada, FSI ve beyin göçü göstergesinin nasıl hesaplandığını anlamak kritiktir.
Bu iki veri seti arasındaki ters yönlü hareket, metodolojik farklılıklardan kaynaklanmaktadır. FSI, tek başına bir göç sayımı değil, bir "risk ve algı" endeksidir. Endeks oluşturulurken kullanılan risk değerlendirme yazılımı CAST, her yıl dünya genelinde 10.000’den fazla medya kaynağını ve raporu tarayarak içerik analizi yapar. Eğer bir ülkede beyin göçü tartışmaları medyada azalmışsa veya siyasi/ekonomik kırılganlık algısında bir yumuşama varsa, bu durum FSI skoruna "iyileşme" olarak yansır. Dolayısıyla FSI, sayısal verilerden ziyade, ülkedeki genel istikrarsızlığın beşeri sermaye üzerindeki baskısını ölçer.
Seçilmiş Ülkeler Beyin Göçü İndeksi Karşılaştırması
Türkiye’nin FSI beyin göçü endeksi, çevre ülkeler ve kıtasal ortalamalarla kıyaslandığında dikkat çekici bir tablo sunmaktadır (Grafik-3). 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin 3,6 olan FSI skoru; Romanya (5,3), Bulgaristan (4,9) ve Yunanistan (4,1) gibi komşu ülkelerin skorlarından daha düşük bir seviyededir. Buna karşın, Almanya (1,6) ve Fransa (1,8) gibi gelişmiş ülkelerin hala oldukça gerisinde olduğu görülmektedir. Ancak son yıllarda Türkiye skoru Avrupa ortalamalarına oldukça yakın bir seviyededir.
Dünya genelinde beyin göçü dinamikleri, bölgelerin ekonomik istikrarı ve sunduğu hareketlilik imkanlarına göre büyük farklılıklar göstermektedir (Grafik-4). Küresel ölçekte Güney Asya (6,0) ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika (4,5), beyin göçü riskinin en yüksek seyrettiği bölgeler olarak öne çıkmaktadır. Dünya ortalamasının altında seyreden Avrupa değerleri (3,5), diğer kıtalardan farklı olarak son yıllarda az da olsa artış göstermiştir. Kuzey Amerika (1,1) ise dünya ortalamasının oldukça altında ve küresel trende paralel bir seyir izlemektedir.
Sonuç olarak Türkiye’nin beyin göçü karnesi, küresel risk endekslerinde sergilediği görece olumlu performansla dikkat çekmektedir. FSI skorlarında 2018'den bu yana kaydedilen belirgin iyileşme ve Türkiye’nin birçok komşusuna oranla daha stabil bir risk puanına sahip olması, ülkenin beşeri sermayesini elde tutma konusundaki yapısal potansiyelini ortaya koymaktadır. Mevcut tablo, nitelikli iş gücünün stratejik adımlarla yerel bir katma değere dönüştürülebileceğine işaret etmektedir.
