Bu analizde Türkiye’nin enerji politika yapımında önemli olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve nükleer iş birliği anlaşmaları jeopolitik ve ekonomik boyutlarıyla incelenmektedir. Özellikle enerji kaynağı yoksunluğu yaşayan Türkiye için bu anlaşmalar, enerji tedariki kanallarını Rusya-Ortadoğu hattından transatlantik eksene doğru kaydıran ve stratejik özerkliği pekiştiren bir eşik olarak değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda çok boyutlu dengeler kurma hedefi çerçevesinde ABD’nin LNG satışıyla ana tedarikçi konumuna gelme ve nükleer alanda Rusya’nın hakimiyetine karşı dengeleme politikası gütme stratejileri analiz edilmiştir. Türkiye’nin enerji politikaları “enerjide kırılgan ülke” pozisyonundan “enerji diplomasisi yürüten ülke” pozisyonuna geçişi hedeflemektedir. Bu minvalde yalnız enerji nakil hatlarına sahip transit bir ülke olmak değil aynı zamanda kendi referans fiyatını üretebilen bir enerji ticaret merkezi olma zorunluluğu Türkiye için öne çıkmaktadır.
Bu analiz ABD ile yapılan LNG anlaşmalarının teslimat noktalarının Avrupa ve Kuzey Afrika terminallerini de kapsamasının, BOTAŞ’ı bölgesel bir enerji traderı rolüne taşıyabileceğini göstermektedir. Ayrıca Türkiye’nin enerji politikalarında ekonomik girdiden öte dış politika stratejilerinin merkezinde yer alan bir güç çarpanı olarak enerjiye odaklanma ihtiyacına da dikkat çekmektedir.
