Jeopolitik risklerin enerji piyasaları üzerindeki etkisinin artarak devam ettiği konjonktürde Türkiye, ulusal petrol şirketi ile küresel enerji rekabetinde kendisini yeniden konumlandırıyor. 2017’de ilan edilen Milli Enerji ve Maden Politikası hidrokarbonlar alanındaki dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla ülke sınırları içindeki petrol ve doğal gaz potansiyelinin keşfedilerek ekonomiye kazandırılmasını temel hedeflerden biri olarak ortaya koymuştur. Bugün ise Ankara sınırları aşan hamleleriyle bu hedefini daha da ileriye taşımaya hazırlanıyor. Karadeniz’deki gaz ve Gabar’daki petrol keşifleri söz konusu hedefe yönelik kararlılığı ispatlarken Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) uluslararası arenada görünür ve tecrübeli bir ortak olarak öne çıkarıyor.
Türkiye’nin enerji gündeminde arz güvenliği çoğunlukla ithalat sözleşmeleri ve fiyat ekseninde tartışılıyor. Dışa bağımlılığı yönetmenin yalnızca finansal göstergeler ve dış ticaret dengesinden ibaret olduğu varsayılıyor. Ancak enerji güvenliği yalnızca kaynağın satın alınmasını değil kaynağa erişim kanallarının çeşitlendirilmesini de kapsıyor. Bu nedenle TPAO’nun son dönemde yabancı şirketlerle imzaladığı anlaşmaları tedarik başlığının ötesine geçen bu perspektiften değerlendirmek gerekiyor.
TPAO uzun yıllardır Azerbaycan, Irak ve Rusya’da 10’dan fazla projede faaliyet gösteriyor. Arama ve üretimden hidrokarbon iletimine dek uzanan çalışmalara yakın zamanda Afganistan ve Pakistan’daki çeşitli sahalar da dahil edildi. 2024’te Somali ile deniz yetki alanlarında hidrokarbon arama ve üretimine ilişkin imzalanan anlaşma TPAO’nun ilk kez Afrika’da varlık göstermesi açısından stratejik öneme sahipti. Geçtiğimiz yıl sonunda Barbaros Hayrettin Paşa ve MTA Oruç Reis gemilerinin tamamladığı sismik arama çalışmalarının, filoya yeni dahil edilen Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisi tarafından sürdürülmesiyle yakın zamanda önemli bir keşfin açıklanması bekleniyor. Somali’nin deniz alanlarında gerçekleştirilen bu kararlı çalışmaların Nisan 2025’te kara alanlarına da taşınmasına yönelik imzalanan anlaşmayla artarak devam etmesi bekleniyor. Somali ile yapılan bu iş birliği Türkiye’nin Afrika’da Batılı ülkelerden farklı olarak sömürgecilik anlayışından uzak ve kazan kazan ilkesine dayalı bir politika izlediğinin en somut göstergesidir. Bu sayede yalnızca 2025’te Angola, Gabon ve Gambiya ile hidrokarbonları da kapsayan enerji alanındaki iş birliklerine ilişkin mutabakat zabıtlarının imzalanmasıyla Türkiye’nin enerji iş birliği kapsamında anlaşma imzaladığı Afrika ülkesi sayısı 20’ye yaklaşmıştır.
Nisan 2025’te Türkiye’nin petrol ve doğal gaz endüstrisi için dönüm noktası sayılabilecek bir adım daha atıldı. Macaristan merkezli MOL Plc. ile TPAO arasında hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerine ilişkin bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma TPAO’ya Macaristan’ın Buzsák ve Tamási sahalarında arama ve üretim imkanı sağlayarak Avrupa’da ilk kez upstream faaliyeti yürütmesinin önünü açtı. Dahası geliştirilen bu iş birliği TPAO’nun Avrupa’daki kurumsal ve teknik kapasitesi yüksek şirketlerle aynı projede konumlanmasını sağlayarak uluslararası ortak profilini güçlendiren bir adım niteliği taşıyor.
Bunlara ek olarak 2025’in Mart, Haziran ve Ekim aylarında TPAO’nun uluslararası upstream ayak izini büyütecek başka gelişmeler de yaşandı. Amerikan petrol üreticilerinden TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile Diyarbakır’da kaya gazı ve petrolü rezervlerinin geliştirilmesi ve teknoloji ve know-how transferine yönelik bir ortaklık anlaşması imzalandı. Dünyanın en büyük kaya gazı/petrolü üreticisi olan ABD’li şirketlerin TPAO ile yürüteceği çalışmalar Türkiye’nin hidrokarbon endüstrisinde yeni bir sayfa açma potansiyeline sahiptir. TPAO, Haziran’da Azerbaycan’daki faaliyetlerini genişletmek üzere SOCAR ve bp ile Hazar’daki offshore üretim çalışmalarına ortaklık anlaşması imzalandı. Son olarak Ekim’de bu kez Pakistan’ın offshore bloklarında üretim yapmak üzere konsorsiyumlara katılarak daha geniş bir coğrafyada upstream portföyünü çeşitlendirmeye yönelik adım attı.
2025’te yaşanan bu stratejik öneme sahip gelişmeler 2026’nın ilk aylarında da ivmesini koruyor. 8 Ocak’ta ExxonMobil iştiraki ESSO Exploration International Limited ile Karadeniz ve Akdeniz’de yeni arama alanlarını kapsayan bir mutabakat zaptı imzalandı. Söz konusu iş birliğinin rekor sürede üretime alınan Sakarya Gaz Sahası’nda üretimin artırılması ve yeni keşiflerin gerçekleştirilmesi açısından TPAO’nun teknik kapasitesini ve know-howını güçlendirecek bir çerçeve sunması bekleniyor. 5 Şubat’ta Chevron ile yurt dışında ortak arama ve üretim hedefli, 12 Şubat’ta bp ile Kerkük başta olmak üzere Irak geneli ve diğer potansiyel ülkelerde petrol ve doğal gaz alanlarında iş birliğine yönelik mutabakat zabıtları imzalandı. Son olarak 18 Şubat’ta Shell ile Bulgaristan’ın offshore sahalarında arama için ortaklık anlaşması yapıldı.
Atılan tüm bu adımlarla TPAO kısa sürede farklı coğrafyalara yayılan arama ve üretim odaklı güçlü bir iş birliği ağı kurmuştur. Türkiye’nin burada hedeflediği çıktı yalnızca yeni keşif ihtimalini artırmak değil aynı zamanda enerji güvenliği yaklaşımını tedarik ekseninden çıkararak kaynağa erişim kanallarını çeşitlendiren ve ulusal petrol şirketini küresel rekabetin içinde daha etkin bir konuma taşıyan bir iş modeli oluşturmaktır. Bu çerçevede uluslararası ortaklıklar iki açıdan stratejik avantaj sunabiliyor. İlk olarak yüksek maliyetli ve belirsizlik içeren arama-üretim faaliyetlerinde riskin paylaşılması ve yatırım yükünün daha yönetilebilir hale gelmesini sağlayabilir. İkinci olarak da büyük ölçekli şirketlerle kurulan projelerin veri toplama-sismik araştırma-sondaj sürecinde operasyonel hız ve süreç yönetimi standardı kazandırması beklenir. Böylece içeride arz güvenliğine katkı sağlayacak üretim artışı hedefi desteklenirken yurt dışı operasyonlarında TPAO’nun kurumsal kapasitesi ve proje yürütme kabiliyeti güçlenecektir. Bu yaklaşım Türkiye’nin enerji ticaret merkezi (hub) hedefini hem altyapı yatırımları ve piyasa tasarımı yoluyla hem de kaynak tarafında çeşitlilik ve esneklik üreterek desteklemeyi amaçlamaktadır. Karadeniz’de yürütülen başarılı arama-üretim faaliyetleriyle elde edilen birikimin komşu ülkelerin deniz yetki alanları ve uluslararası iş birliklerine taşınması ise TPAO’yu offshore alanında daha iddialı bir oyuncu haline getiren temel dinamiklerden biri olarak öne çıkmaktadır.

