CHP TBMM Grup Başkanı Özel, Anıtkabir'e yürüdü
CHP TBMM Grup Başkanı Özgür Özel, Güvenpark'ta CHP Ankara İl Başkanlığı önünde partililerle bayramlaşma programına katıldı. Özel, program sonrası, partililerle beraber Anıtkabir'e yürüdü. (AA)

Siyasal Yorgunluk ve Hayal Kırıklığı

CHP'de devam eden krizde, tarafların iddia ettiği gibi muhalefet seçmeni hemen bir tarafa konum almaz. Tabii ki taraflar, kendi destekçilerini geniş göstermek ve psikolojik üstünlük mücadelesi için meydanlara kalabalıklar toplayabilir. Ancak CHP tabanının daha geniş kitlesi için şu anda taraf seçmek o kadar kolay değildir.
Paylaş:

CHP seçmeni, çok uzun yıllardır "negatif partizanlık" üzerinden mobilize edildi. Seçmene yıllardır, "neye oy verdiği" değil "neye karşı oy verdiği" anlatıldı. Tepki siyaseti ile uzun yıllardır muhalif siyasal alanda ne olup bittiği önemsizleştirilmeye çalışıldı.

Daha somut bir ifade ile, "aday, kadro, hizmet, proje, parti içi ahlak gibi durumları sorgulama, iktidar karşısında kim varsa ona oy ver" tarzı bir muhalefet enerjisi işletildi. "Sizin göreviniz sorgulamak değil, karşınıza çıkarılan adaya oy vermektir" gibi bir muhalefet psikolojisi oluşturuldu. "Tatava yapma bas geç" ya da "Tuvalet terliği aday olsa oy veririm" gibi ifadeler bu siyasal psikolojinin nerdeyse açıklayıcı sembollerine dönüştü.

CHP içindeki krizde, her iki taraf tabanın kendi yanında olduğunu söyleyerek yol almaya çalışıyor.

Görevden yargı kararı ile uzaklaştırılan kadro, Kılıçdaroğlu'nu siyasi baskı ile geri adım atmaya zorluyor. CHP seçmeninin, Kılıçdaroğlu ve ekibini istemediği söyleniyor. En fazla yüzde iki gibi destek oranları telaffuz ediliyor.

Siyasi baskının diğer önemli bir aracı olarak, eski başkanlar, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları ve delegeler farklı başlıklardaki imza tutanakları ile Kılıçdaroğlu'nun karşısında gösterilmeye çalışılıyor. Ayrıca, muhalif medya ve sosyal medya üzerinden farklı suçlamalarla bu baskı genişletiliyor.

Devam eden bu krizde, tarafların iddia ettiği gibi muhalefet seçmeni hemen bir tarafa konum almaz. Tabii ki taraflar, kendi destekçilerini geniş göstermek ve psikolojik üstünlük mücadelesi için meydanlara kalabalıklar toplayabilir. Bu, sürecin doğal gereğidir.

Ancak CHP tabanının daha geniş kitlesi için şu anda taraf seçmek o kadar kolay değildir. Bu iki seçeneğin bir tarafında uzun süre seçim kaybetmiş Kemal Kılıçdaroğlu var. Yani seçim başarısızlığı ile özdeşleşmiş bir liderin yargı kararı ile geri gelmesi söz konusu.

Diğer tarafta ise, yerel yönetimlerde seçim kazanmış ama bu kazanımı belediyelerde hizmet ve yerel yatırımla taçlandırmak yerine, rüşvet, yolsuzluk, delege pazarlığı, ahlaki meşruiyet tartışmaları ve iddiaları ile partiyi mahkemeye düşürmüş başka bir ekip var. Kılıçdaroğlu ve destekçileri, görevden mutlak butlanla uzaklaştırılanlara ağır suçlamaları yöneltmeye devam ediyorlar.
Her iki taraf, kendi seçmenlerini yıllarca, hukuk, şeffaflık, tüyü bitmemiş yetimin hakkı, liyakatli yönetim, temiz siyaset, yolsuzlukla mücadele gibi söylemlerle mobilize etmeye çalışmışlardı. Şimdi ise, parti içinde taraflar birbirine bu suçlamaları yöneltiyor. Suçlamaya muhatap olan taraf, yaşananları "iktidar operasyonu" diyerek tabandan tümüyle görmezden gelmesini istiyor.

Bu yaşananlar karşısında, bir kısım muhalefet seçmeninin savunmacı bir içe kapanma ile "Şimdi bunları konuşmanın zamanı değil" demesi beklenir. Özellikle partide olup bitenlerin hep dışsallaştırılarak ve iktidarın üzerine atarak anlatılması bu kitleyi sağlam tutmak içindir.

Bir kısım seçmen, duygusal yaralanma yaşayabilir. Partisinde olup bitenlerle ilgili denetim mekanizmasının çalıştırılmasını ister. Belirli bir süre, tarafların ne yaptığını, ne söylediğini, iddialar karşısında nasıl tavır takındığını gözlemler. Kendi partisinde durur ancak, taraflardan herhangi birisini aktif olarak desteklemez.
Tabanın en büyük kısmı ise her iki tarafa da mesafe koyarak siyasal bir yorgunlukla geri çekilir. Hayal kırıklığı yaşar.

Genel olarak CHP seçmeni, "iç tartışmayı büyütmeme" ile "önce kendi evini temiz tut" baskısını aynı anda hisseden farklı duygularda git gel yaşar. CHP seçmenin çoğunluğu, "şu ekibi destekliyor" gibi peşin analizlerin şu anda sahada bir karşılığı olmaz. Anketlerde de tarafların destek oranlarını tespit etmek kolay değildir.

Çoğunluk gelişmeleri bekler. Sıcak gelişmelerde hemen karar vermez.

Uzun yıllardır, tepki siyaseti ile mobilize edilmeye çalışılan muhalefet seçmeni, olup bitenler karşısında hayal kırıklığına uğramış durumda.

[Sabah, 3 Haziran 2026]

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR