SETA ve GISR, İstanbul’da “NATO’nun Geleceği ve Ortadoğu Güvenliği” Başlıklı Stratejik Çalıştay Düzenledi

SETA ve GISR, İstanbul’da “NATO’nun Geleceği ve Ortadoğu Güvenliği” Başlıklı Stratejik Çalıştay Düzenledi

SETA ve GISR tarafından ortaklaşa düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, NATO'nun geleceği ve Ortadoğu güvenliğinin değişen dinamiklerini ele aldı. Uzmanlar, ABD'nin Asya'ya yönelme stratejisinden Çin ve Rusya'nın artan etkisine kadar bölgesel güvenliği şekillendiren kritik başlıkları değerlendirdi.
Paylaş:

SETA Vakfı ile Global Institute for Strategic Research (GISR), 14 Aralık 2024 tarihinde İstanbul’da “NATO’nun Geleceği ve Ortadoğu Güvenliği: Zorluklar, Fırsatlar ve Bölgesel Dinamikler” başlıklı kapsamlı bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Bölgesel ve küresel güvenlik dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde gerçekleştirilen çalıştay hem NATO’nun geleceğine ilişkin tartışmaları hem de Ortadoğu’daki güvenlik mimarisinin dönüşen doğasını uzman perspektifleriyle ele aldı. Çalıştayın açılış konuşmaları, GISR Genel Koordinatörü Dr. Mohamed Chihi ve SETA Akademi Direktörü Dr. Faruk Yaslıçimen tarafından yapıldı.

Toplantının ana çerçevesini, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa bölgesinde yoğunlaşan güvenlik tartışmaları, 2024 ABD seçimleri sonrası oluşan yeni siyasal atmosfer ve ABD’nin Asya’ya yönelme stratejisi gibi faktörlerin NATO üzerindeki etkileri oluşturdu. Özellikle Donald Trump’ın yeniden ABD başkanı seçilmesiyle birlikte transatlantik güvenlik mimarisine ilişkin soru işaretlerinin arttığı, NATO’nun gelecekteki performansının hem Avrupa hem de Ortadoğu için önemli sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Avrupa’da Rusya yanlısı popülist partilerin yükselişi, Washington’un Asya-Pasifik eksenli rekabeti önceliklendirmesi ve Çin ile İran gibi aktörlerin yükselen etkisi, çalıştayda NATO’nun stratejik yönelimine dair en fazla tartışılan başlıklar arasında 

Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi ve NATO’nun Rolü

“NATO, Bölgesel İttifaklar ve Yeni Ortadoğu Düzeni” başlıklı ilk oturumda, GISR İcra Direktörü Dr. Mohamed Chihi, Katar Dışişleri Bakanlığı Birinci Sekreteri Dr. Khalid Abdulaziz Al Khulaifi, SETA araştırmacısı ve akademisyen Prof. Dr. Murat Aslan ile SETA araştırmacısı Dr. Bilgehan Öztürk söz aldı.

Panelistler, Ortadoğu’daki değişen jeopolitik dengeleri ele alarak bölgede geleneksel güç yapılarını zayıflatan, yeni bölgesel aktörleri öne çıkaran ve karmaşık güvenlik açmazlarını besleyen dinamikleri değerlendirdi. Son yıllarda bölgedeki güç dağılımının keskin biçimde değiştiği; Körfez ülkelerinin dış politika yönelimlerini çeşitlendirdiği, İran, Türkiye ve İsrail gibi bölgesel güçlerin etkisinin daha görünür hâle geldiği vurgulandı.

Oturumda ayrıca, Ortadoğu’da NATO dışı yeni güvenlik mimarilerinin ortaya çıktığına dikkat çekildi. Bölgesel ittifak girişimleri, ikili savunma anlaşmaları ve çok taraflı güvenlik platformlarının, NATO’nun bölgedeki tarihsel rolünü tamamlayan veya zaman zaman onunla rekabet eden yapılar hâline geldiği ifade edildi. Panelistler, “Bölgede yeni bir güvenlik mekanizması mümkün mü?” sorusunu tartışarak, NATO’nun bölgesel ortaklıklarının geleceğinin kritik önem taşıdığını belirtti.

Birinci oturumun dikkat çeken bir diğer başlığı, Çin ve Rusya’nın Ortadoğu’daki artan nüfuzuydu. Panelistler, ABD’nin Asya’ya yönelişinin NATO’nun Ortadoğu’daki varlığı üzerinde doğrudan etkiler yarattığına, bunun da Çin ve Rusya’ya bölgede daha geniş bir hareket alanı sunduğuna değindi. Bu bağlamda, NATO’nun stratejik önceliklerinin nasıl dönüşeceği ve ittifakın bölgedeki varlığını ne şekilde yeniden tanımlayacağı oturumun merkezinde yer aldı. 

Ortadoğu’nun Çatışma Alanları ve NATO’nun Gelecekteki Rolü

“NATO’nun Geleceği ve Ortadoğu’daki Güvenlik Tehditleri” başlıklı ikinci oturumda ise, Dr. Khalid Al Jufairi, GISR araştırmacısı Mudassar Ali Baig ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Helen Sarı Ertem sunum yaptı.

Bu oturumun odak noktası, Ortadoğu’nun uzun süredir devam eden ve giderek karmaşıklaşan çatışma bölgeleriydi. Irak, Suriye, Yemen ve Libya’da ortaya çıkan istikrarsızlıkların NATO açısından ne anlama geldiği, ittifakın bu alanlarda doğrudan veya dolaylı bir rol oynayıp oynamaması gerektiği ve varsa bu rolün niteliği detaylı şekilde tartışıldı.

Panelistler, NATO’nun krizin yoğun olduğu bölgelerde barışı koruma, çatışma yönetimi ve gerilimi azaltma gibi görevlerde nasıl bir yol izleyebileceğine dair farklı perspektifler sundu. Özellikle devlet dışı silahlı aktörlerin yükselişi, milis güçlerin belirleyici rol oynaması, radikalleşme süreçleri ve terör tehdidinin çeşitlenmesi panelin önemli tartışma başlıkları arasında yer aldı.

Siber güvenlik ve hibrit tehditler, oturumun öne çıkan konularından bir diğeriydi. Bölgedeki aktörlerin giderek daha sofistike yöntemlerle siber saldırılar gerçekleştirdiği; enerji altyapısı, finans sektörü ve kamu sistemlerinin bu saldırılara açık hâle geldiği vurgulandı.

Gelecek Perspektifleri

Çalıştay, kapanış oturumuyla sona erdi. Bu bölümde, mevcut tartışmalarda öne çıkan meseleler özetlendi ve gelecekteki potansiyel iş birliği alanları ele alındı. Hem SETA hem de GISR temsilcileri, güvenlik çalışmalarında ortak araştırma projeleri, akademik toplantılar ve uzman değişim programlarının geliştirilmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koydu.

SETA ve GISR tarafından düzenlenen bu kapsamlı çalıştay, NATO’nun geleceğine ve Ortadoğu’daki güvenlik dengelerine ilişkin kritik meseleleri ele alması bakımından bölgesel ve küresel güvenlik tartışmalarına değerli bir katkı sundu. Uzmanların çok boyutlu analizleri, önümüzdeki dönemde hem NATO’nun stratejik yöneliminin hem de Ortadoğu güvenlik mimarisinin önemli değişimlere sahne olacağını ortaya koydu.